Anasayfa / Köşe Yazıları / Gerçek Sandığımız Gibi Değil!!!

Yazar İlknur Yılmaz

Gerçek Sandığımız Gibi Değil!!!

Gerçek Sandığımız Gibi Değil!!!

 

Tekasür suresindeki  enfüsi yolculuğumuza devam edelim kardeşlerim.5ve 6. ayetlerde geçen; gerçek sandığınız gibi değil. Eğer kesin bilgi ile gerçeği bilmiş olsaydınız , (yaktığınız) ateşi (dünyada) mutlaka görürdünüz.

Buradaki anlam derinliğini kelimelere dökmek çok zor. Ama ifadelerimiz, yazıya dökebilme kapasitemiz ne kadarsa ortaya çıkacak olan da odur. Bütün iyilikler, verimler, semereler, anlam güzellikleri Rabbimizin ihsanındandır diyerek devam edelim isterseniz.

  1. Gerçek sandığınız gibi değil buyuruyor Rabbim. Bizim gerçek (hak) zannedip de esasında gerçek olmayanlar (faniler  geçiciler)  nelerdir?
  2. Burada Rabbimizin bizi haberdar edip gönlümüzü,  duyularımızı  açarak farkında olmamızı istediği kesin  bilgi nedir?

Bu soruları cevaplamaya çalışırsak bu suredeki anlama yolculuğumuzda cennetimsi koylarda ferahlık bulacağız ümit ediyorum. Evet gerçek sandıklarımız neler soralım kendimize. Düşünelim…

En büyük gerçeğimiz şu dünya ve içindeki keyiflerimiz, hırslarımız değil mi? Gençliğimizin güzelliğimizin, yakışıklılığımızın, makamımızın hep bizimle kalacağı düşüncesi bizim gerçeğimiz olmuş. Bir büyüğümüzden duymuştum; “nsanı en çabuk terk eden gençliğidir.’’ Demişti. Gençliği hiç solmayacak sanıyor insan. Ümitsiz olmayın! İman gibi en sağlam limanlarda demirleyen mü’min için ümitsizlik yok. Onun gençliği de, orta yaşı da, ihtiyarlığı da ayrı güzelliktir.

Sözümüz gençliğini güzelliğini suistimal edenlere haramlarda harcayanlara….Zaten gençliği, Allah’ın verdiği ihsanları kötü yerde, haramda  kullananlar tüm bu nimetlerin sahibini unutarak , bu nimetler dünyada  ebedi devam edecek zannıyla hoyratça harcamıyorlar mı?

Gerçek diyerek yanlış etiketlediklerimize devam edersek; malın, servetin sahibi olarak kendimizi görmeyi gerçek bellemişiz. O nedenle de vermede elimizi sıkı alıştırmışız.

Bir zaman fakirlik içinde kıvranan kaç insan yıllar sonra iyi bir maaşa kavuştuğunda “ Bu bana Rabbim ’in ihsanıdır.” Diyebiliyor ki…“Çok çalıştım, çok sabrettim, azmettim, üniversite okudum, hak ettim tabi, o kadar da olsun artık.” Sözleri çok rahat dökülüyor dillerden.

Yazımızın başında ayetten alıntılayarak sorduğumuz ikinci sorudaki kesin bilgi nedir?

Doğruyu en iyi Allah bilir. Rabbimiz kesin bilgiyi bu surede ilme’l  yakin diye isimlendiriyor. Kesin olan bilgi; bizim bu dünyada fani (ölümlü) oluşumuz değil midir?

İnsan ahirete inansın inanmasın ölüm onun için kesin bir bilgidir. Her zaman kendisini hatırlatan bir bilgi. Ama fıtrattan, Kur ’andan kopmuşluk insanı böylesine kesin bir bilgiden gafil edebiliyor.

Ölüm yokmuşçasına akrabasına kin tutmalar, eşine zalimce davranmalar (her iki taraf için), bir dönüm arazi için kardeşiyle yıllarca devam eden küslükler, güzelliği veren sanki Allah değil de kendisi dişiyle tırnağıyla kazanmış gibi kibirlenmeler. Ki güzelliğinde çabasının katkısı olsa bile kişinin gururlanmaya hakkı yoktur. Aynı şey ölüm hiç gündeminde olmayıp servet yığanlar için de geçerli.

Burada ölümü hayatımızdan uzak tutuşumuzla ilgili yaşanmış iki örnek vererek yazıma son vermek istiyorum.

Bir yazarın hatıralarında okumuştum. Eşine zalim davranan bir hanım, eşinin trafik kazasıyla hayatını kaybetmesinin ardından öyle bir vicdan azabı duyuyor ki; eşinin de arkadaşı olan o yazarı gördüğünde; siz eşimi rüyanızda hiç görüyor musunuz?  “Ben göremiyorum” diyor. Yakmış olduğu pişmanlık ateşini dünyadayken görüyor.

Yine yaşı ilerlemiş bir kadıncağız da kırk yıl boyunca hep para biriktirmiş ve döşeme altı gibi bir yerde yığmış. Sonrasında nasıl olduysa o paraları oradan çıkarmış ama paralar tedavülden kalktığı için iş görmemiş.  Bu da servet yığmanın dünyadayken insanı yaktığı bir ateş değil midir?

Rabbim cümlemizi böyle duyarsız, katı, gafil bir hayattan korusun. Hatalarımızın farkına varıp, Mevla’mız dan  af dileyip, onlardan kurtulmak duasıyla…

Bu sure için Rabbimiz ’in  ihsanı ölçüsünde yazımıza devam edeceğiz inşallah…

 

Bu Habere de Bakın

Hz. Safvân b. Mu’attal (ra)

Hİlimizin sahip olduğu değerlerden ve zenginliklerden hatta en önemlilerinden biri de, İslâm tarihinde önemli ve …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir