Köşe Yazıları

Geçmişin Mahalle-Sokak Temizliği

Bugünkü yazımızda sizinle 1960’lı yıllara doğru bir gezinti yaparak o yıllarda belediyenin cadde, sokak, mahalle temizliğini hatırlatmak ve paylaşmak istiyorum.

Şehir, mütevazı ve küçük. Beş altı mahalleden ibaret. Ana caddelerde bir o kadar. Eskisaray’dan Sümer Meydanı’na, eski Adıyaman Lisesi’nden (HocaÖmer Camisinden) Sümer Meydanı’na, eski cezaevinden Ulucami’ye ve eski Hükûmet Konağı’ndan Ulucamiye… Bu dört ana caddenin hepsi Sümer Meydanı ve  Ulucami’de birleşir. Belediye, eski kasap Pazarı’ndan Gülbahar Oteli’ne inen yokuşun sağ köşesinde.

Ana caddelerin her biri için görevlendirilmiş birer temizlik işçisi var. Bunlar, gün boyu gidip gelerek mıntıkalarını temizlerler. Bahar ve yaz aylarında, her gün ikindiye doğru belediyenin tek arazözü çıkar ve caddeleri bir güzel sular. Sulamanın ardından, tozları emip havalanan buharlar, toprağın kokusu, yüzlerce metre uzaktan burnunuza gelir. İstemediğiniz, burnunuza pis gelen türünden değil. Aksine mis gibi toprak kokan… Bu toprakla karışık buharlar henüz dağılmamışken yerler henüz ıslakken, koltuğundaki özel çantalarını gazetelerle dolduran Selim ve Kemal, Sümer Meydanı’ndan başalayarak bağırmaya, gazete satmaya başlarlar: Yazıyooorr!.. Hürriyet, Milliyet, Tercüman, Ulus, Son Havadis… Yazıyooorr!..

Mahalle  aralarının, sokakların temizliği bir başka imece, bir başka güzellik. Sekiz on kişilik bir ekip var. Başlarında bir şef. Dört beş kişinin elinde uzun saplı, koca koca çalı süpürgeleri. İki üç kişinin elinde de ahşap (kontralitten) iri iri helkeler. Bunlar da suyla dolu. Her biri helkesini sırayla sağa sola sallayarak suları serpmekte ve süpürme öncesinde ıslatmakta. Su ihtiyacı, hizasına geldikleri cümle kapısını çalarak avlulardaki tulumbalardan  karşılanmakta. Sulama işinin ardından yan yana, aynı hizada duran işçilerin süpürmesinde sıra. Sokaklar taş döşeli. Taş ve toprak karışık, iç içe… Derken onbeş yirmi metrelik bir mesafeyi kapsayan ekip halindeki süpürme. Sulanan, ıslanan alanlar bitince yeniden sulama ve tekrar süpürme.  Taa ki sokak, sokaklar bitene kadar.

Mahalleler gibi sokaklar da sayıca fazla değil. Dolayısıyla her mahalleye haftada bir temizlik sırası geliyor. Temizlik ekibinin çalışma saatleri, mesaiye bağlı değil. Onlar görevlerini bitirip erken saatlerde dinlenmeye çekilebiliyorlar. Arada bir yorulduklarında da beş on dakikalık molalar… Bazen, bir cümle kapısı açılır ve ekip kahvaltıya davet edilir. Avluda, örtmede yer sofrasında güzel bir kahvaltı ve çay molası… Bu da o sokaktaki sakinlerin bir ekstra ikramı…

Üç dört saatlik bir ekip çalışmasının ardından, mahalleniz ve sokakları tertemiz, pırıl pırıl. Gelecek haftaya kadar tertemiz, pırıl pırıl sokağınızı güle güle kullanınız. Mamo Dayı’nın, Cemal  Emmi’nin elmalı şeker, pörçüklü, dağın satmasına, Kollo ve arkadaşlarının kahke, külünçe, yağlı yavan satmalarına, çocukların deleme çevirmelerine, öğrencilerin Tommiks, Teksas sergileri açmasına hazır ve nazır sokaklar… Yararlanmak, kullanmak serbest…

İşte çocukluğumuzun mahalle ve sokak temizlikleri… Şimdilerde anılarda kalan güzellikler. Rab’bim o güzellikleri bize yaşatanlara gani gani rahmet eylesin. Mekânları cennet olsun. Nur içinde yatsınlar. Ey Huzurun Merkezi! Seni sevmek ibadet. Maksat Adıyaman’sa gerisi teferruat…

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu