Köşe Yazıları

Eskiden Bayramlarımız (I)

Ramazan ayını uğurlayıp Bayram havasını solumaya başladığımız şu günlerde, şimdi çoğu hafızalarda kalmış ve yıllar geçtikçe de silinmeye mahkûm Eski Ramazanlarımızdan bahsetmek istiyorum. Gerek yaşadıklarımdan gerekse çevremde gördüklerimden hafızamda kalanları paylaşarak o günleri yaşayanlar için bir nostalji olsun istedim.

Veda etmeye hazırlandığımız şu günlerde, elimizden geldiğince ağırlamaya çalıştığımız Mübarek Ramazan Ayının bizlerden hoşnut ve razı olarak ayrılmasını yürekten dileyerek sözlerime başlayayım. Çünkü eskiler Ramazan ayını uğurlarken “Biz senden razıydık, sen de bizden razı ol” diyerek dua ederlerdi…

Bir ay boyunca tutulan orucun ve yapılan ibadetlerin bir ödülü olan Ramazan bayramının hazırlıkları eskiden günler öncesinden başlar ve Arefe günü yoğunlaşırdı.  Dolu dolu yaşanarak geçen mübarek günlerin bayramları da aynı dolulukta geçerdi. Her evin kendi imkânları ve kendi alışkanlıkları çerçevesinde yapılan bu hazırlıkların başında bayram temizlikleri, bayramda misafirlere ikram edileceklerin hazırlanması ve ev külfetine, özellikle de çocuklara bayramlık alınması gelirdi.

Tabi el öpecek çocuklara verilecek bayram harçlıklarının hazırlığı da mutlaka yapılırdı. Tahmini kaç çocuğa verilecek hesaplaması yapılır, o anda sıkıntı yaşanmaması adına ona göre bozukluklar ayrılırdı. Çocukları en çok sevindiren şeylerin başında gelen bayram harçlıkları asla ihmal edilmez az, çok demeden mutlaka harçlık verilirdi.

Evin kadınları; annelerimiz, ablalarımız hatta aynı evde kalınırsa yengelerimiz bayramdan birkaç gün önce evi temizlemeye, derleyip toplamaya ve varsa bayrama özel sergileri sermeye başlarlardı. Şimdiki gibi teknolojik aletler olmadığı için bu hazırlıklar biraz yorucu olur ve zaman alırdı. Hazırlıklar Arefe günü son şeklini alır ve çocuklara “sakın ortalığı kirletip dağıtmayın” diye de sıkı sıkıya tembih edilirdi.

Eskiden yeni alınacak üst baş için genelde bayramlar kollanırdı. Özellikle imkânı pek yerinde olmayanlar ihtiyaç olan bu giysileri hem bayramlık olması hem de ihtiyacın giderilmesi adına her ikisi birden aradan çıkarılırdı. Bayramı yaşayabilmek adına ev halkına mutlaka yeni bir şey alınmaya çalışılırdı. Çocukken bayramlık alınacak heyecanını günler öncesinden yaşardık. Hatırlarım, bir keresinde tıkır almışlardı bana. Onu giymek için bayram sabahını iple çekmiştim, hatta yattığımda başı kıltıma koymuştum.

Eskiden hazır konfeksiyon ürünleri yoktu ve elbiseler terzilere diktirilirdi. Bunun için de günler öncesinden terzilere gidilir, ölçüler verilir ve provalar yapılırdı. Bu yüzden terziler çok yoğun olur hatta gece boyunca bayram sabahına kadar çalışırlardı. Terzi çırağı olarak çalıştığım günleri hatırladım. Dikilen her elbiseden şerdenlik dediğimiz bahşişler verirlerdi. Bundan hem kalfalar (helfeler) hem de şeyirtler (çıraklar) payını alırdı.

Evin hanımları için elbise ve ayakkabı temini bir başka olurdu. Bunları almak için onlar çarşıya çıkmazlar, esnaflardan örnekler getirilir, bakar beğenir ona göre alırlardı. Konfeksiyon işi, hazır elbise pek yoktu. Kumaşlar alınır dikilir, diktirilirdi. Bu anlamda her ailede ya da her mahalle de mutlaka bir kadın terzisi olurdu. Tabi iş yerleri evleriydi.

Berberler de son birkaç gün çok yoğun olur ve terziler gibi arefe günü bayram sabahına kadar çalışırlardı. Berberde sıra çok olduğundan traş olmak için uzun süre beklediğimi hatırlarım.

Sonunda bayram gecesi gelir çatar, hazırlıklar geç saatlere kadar devam ederdi. Biz çocuklar yeni bayramlıklarımızı giyecek olmanın heyecanını yaşayarak yatardık. Geceden kınalar yakılırdı. Kadınlar elin her tarafına isteyen erkekler de sadece avuç içine ya da serçe parmağına yakardı. Kına gece yatarken yakılır, bağlanırdı. Sabah kalkıldığında bağ çözülür ve el yıkanarak kına ortaya çıkarılırdı.

Bayram namazında kabristan ziyaretine gitmek için erkenden kalkar, abdestlerimiz alır, yanımıza yedek olarak namazlıklarımızı alır camilere giderdik. O saatlerde camiye akın akın giden insanların namaza yetişme telaşı ve yılda iki defa gelen bayram namazını kılacak olmanın heyecanı yüzlerine yansırdı adeta… (Devam edecek)

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu