Köşe Yazıları

Elde bir Cerablûs kaldı

Elde bir Cerablûs kaldı

 

IŞİD, Suriye ve Irak dışında gerçekleştirdiği Charlie Hebdo, Tunus, Suruç, Ankara, Paris katliamları ile insanlığın nefretini kazanmaya devam ediyor. Suriye’de başta Alevilere, Kürtlere Êzidîlere, Ermenilere karşı yaptığı barbarlıklar pek görülmüyordu. Sonuçta Suriye’de rejimin değişmesine odaklı batılı ülkeler ve ABD yeri geldiğinde IŞİD’e destek veriyorlardı. Kimse kusura bakmasın, IŞİD konusunda sorumlu ve destekçi Türkiye, Katar, Suudi Arabistan’dır, gibi bir yaklaşım sadece gerçeğin bir parçasıdır. İşin doğrusu, uzun süre herkes IŞİD’den Esad’ı devirmesini bekledi.

İlk militanlar ve silahlar Libya’dan Suriye’ye sokuldu. Bu gelenler komünist gerillalar değildi elbette. IŞİD’in altyapısını sonradan oluşturacak ve Libya’da Fransa, İtalya, ABD gibi ülkelerin tetikçiliğini yapan katillerden oluşuyordu. Lojistik destek, himaye ve arkanızdayız pohpohlaması ile Suriye’ye yollandılar. Böylece Şam’da ilk başlarda başlayan, orta sınıf Suriyelilerden oluşan, daha çok demokrasi talebi olan gösteriler provoke edilmiş oldu. İlk kurşunun patlaması ile birlikte, herkesin gözü önünde cihat-cennet-huri rüyalarına dalan insanlar akın akın Suriye’ye geçmeye başladılar. Ne kimse engelledi, ne de kimse engellemek için çabaladı. Türkiye, Katar, Suudi Arabistan üçlüsü ABD’nin oluru, Fransa, Almanya, İngiltere, İtalya gibi ülkelerin desteği ile IŞİD’e yardım ettiler.

Batılı devletler Suriye’de IŞİD’in kimyasal silah kullanması ve Charlie Hebdo katliamı sonrası durum değerlendirmesi yaptılar. Sahadaki ana gücün, bir zamanlar kendilerinin desteklediği IŞİD ve Nusra Cephesi’nin olduğunu gördüler. Bu yapıların esasında Esad’ı deviremeyeceklerini, üstüne üstelik gittikçe kendi yaşam tarzlarına saldıracak bir pozisyon aldıklarını gördüklerinde, suçlarını halının altına süpürüp birer IŞİD karşıtı oldular. Çünkü ceplerine koydukları akrep, tıpkı El Kaide örneğinde olduğu gibi, kendilerini ısırmaya başlamıştı.

Avrupalı devletler ve ABD bir anda kendilerini IŞİD karşıtı bir pozisyona sokabilme becerisi gösterirken, Türkiye bunu neden yapmadı ya da yapamadı? Türkiye’de iktidarda bulunan AKP ve lideri Erdoğan’ın dış politika okuması rasyonel değildi. Daha çok hamasi duygular üzerine kuruluydu. Esad meselesini çok kişiselleştirdiler. Belki bundan dönüş sağlayıp, batılı devletlerin pozisyonuna kendilerini çekebilirlerdi ama böyle bir fırsatı kullanabilecek iklimi kaybetmişlerdi. Birincisi, IŞİD ile çok içli dışlı olmuş, yardım falan derken işi rehine takaslarına kadar götürmüşlerdi. İkincisi, Esad rejimine kısa bir ömür biçmiş, rejim üzerinde kullanabilmek için adeta Suriyelilere ‘kamplarımız hazır, sizi bekliyor’ diyerek, Türkiye’ye devasa bir mülteci çekmişlerdi. Pozisyon değiştirmesi durumunda, mültecilere bir çözüm bulmaları gerekecekti. Üçüncüsü, IŞİD’lileri Şii ve Alevilere karşı oluşan öfkeli Sünni gençler olarak görüyorlardı. Yani bir duygudaşlık bağı oluşmuştu. Nitekim bu oluşan duygudaşlık bağı, ne yazık ki toplumun ciddi kesiminde alıcı bulmuş durumda. Ankara Katliamı sonrası oynan Türkiye-İzlanda ve Paris katliamı sonrası oynanan Türkiye- Yunanistan maçlarında, katliamlarda ölenler için yapılan saygı duruşlarının tekbir ve ıslıklarla protesto edilmesi buna işarettir.

AKP iktidarı, bu saydığım üç nedeni aşabilecek bir siyaset geliştirseydi bile IŞİD’le bağlarını koparamazdı. Çünkü Suriye Kürtleri özerklik ilan etmişlerdi ve kahramanca mücadele ediyorlardı.

IŞİD ise Kürtlere saldırıyordu. Amaçlar ortaktı. Hem Türkiye hem de IŞİD Kürtlerin statü kazanmasını istemiyorlardı. Kobanê direnişi batının gözünü Kürtlere çevirmesine neden oldu. IŞİD yeniliyordu ve Rojava Devrimi’ni yıkacak hali kalmamıştı. Üstelik ufukta Kobanê ile Efrîn kantonlarının birleştirilmesi için Cerablûs’a sefer hazırlıkları vardı. ABD’nin güvenli bölge mümkün değil lafları, Rusya’nın Suriye için kapsamlı askeri seçenekleri masaya koyması ile birlikte Türkiye mecburen IŞİD’den uzaklaştı. Çünkü bu politikanın, Suriye-Türkiye sınırının tamamen Rojava-Türkiye sınırı haline geleceğini gördü.

Türkiye, Ortadoğu’da oyun kuran bir ülke olma hayali ile 13 yıl önce yola koyuldu. Yanlış politikalar, yanlıştan dönmemeler, Kürtlerin kazanımlarına tahammülsüzlüklerle bu güne geldi. Artık Suriye masasında her şeyden vazgeçti, bir tek Cerablûs Kürtlerin eline düşmesin diye uğraşıyor. Ne günlerdi. Her gün Esad’ı iktidardan indiriyorlardı. Şimdi ellerinde bir Cerablûs siyaseti kaldı.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu
Kapalı