Köşe Yazıları

El İnsaf!

Konumuza geçmeden, bildiğimiz şu çıkar ağzındaki baklayı„ fıkrasını hatırlayalım: Ustanın yanında çalışan çırağın ağzı çok bozuktur. Olur olmaz her yerde, herkese küfürler savurmaktadır.  Öğüt ve uyarılarından sonuç alamayan usta, çözüm olarak şu uygulamaya başvurur: Sabahleyin dükkânı açar açmaz, çırağın ağzına bir bakla tanesi koyar ve gün boyu ağzından çıkarmamasını emreder. Uygulama sonuç vermiş, çırağın küfürbazlığı durdurulmuştur. Bir akşamüstü dükkânı kapatmış, kucaklarında paketlerle evlerine gitmektedirler. Sokağın bir yerinde, üst kattan pencereyi açan kadın, elindeki yağlı yemek artıklarıyla dolu tencereyi tepelerinden aşağıya döker. Üstü başı berbat olan usta , çırağına dönerek:”Çıkar ağzındaki baklayı„ der…

Gazetemizde yazmaya başlarken ilk yazımda şunları söylemiştim:‟mecbur kalmadıkça siyasete girmeyeceğim. Siyasî konulara değinmeyeceğim. Zira bunu profesyonel anlamda başarıyla yapan siyasetçilerimiz var.„ Evet, uzun zamandır bu sözümde durduğumu sanıyorum. Gerçekten de siyaseti, siyasî hizmetleri profesyonelce yapanlarımız var Allah’a şükür!.. Sayın Ahmet Aydın ve arkadaşlarına bu vesileyle teşekkürlerimizi bildiriyoruz.

Yazımızda son günlerde sosyal medyada dolaşan bir iddiaya değinmek istiyorum. İddia şu: Güya hükûmet, Kanal İstanbul projesiyle Trakya’yı satıyormuş(!) Trakya’nın altı petrol doluymuş. Kırkdokuz yıllığına kiraya vermek görüntüsü altında Trakya satılacakmış(!) Kıbrıs da geçmişte böyle elden çıkmış mış(!) Vesaire vesaire…

İşte şimdi El insaf!„ diyoruz. El insaf ki hem de nasıl… Millet olarak çok zor günlerden geçtiğimiz bu ortamda, birlik ve beraberliğe, maddî ve manevî dayanışmaya her zamankinden çok daha fazla ihtiyaç duyulan şu sıralarda böyle asılsız iddialarla insanların zihnini bulandırmanın kime ne yararı var? Anlamak mümkün değil. Hani ‟Biraz destekli at da civcivler de yesin.„ diye bir ifademiz var ya, tam da cuk!„ diye oturuyor. Bu iddianın gerçekle zerre kadar alakası yok. Velev ki olsa bile (bir an için öyle olduğunu farz edelim) bunu yaymanın, bunun goygoyculuğunu yapmanın kime ne faydası var? Dilin kemiği yok… Al eline kalemi, yaz aklına geleni… Yalandan kim ölmüş ki?..

Şunu anlamak mümkün: Memlekette demokrasi var. Seni siyasî iktidarın görüşüne katılmayabilirsin. Yaptıklarını destelemek zorunda değilsin. Eleştirmeye hakkın var. Ancak bu; uluorta, desteksiz, mesnetsiz iddia ve iftira etmek hakkını vermez. Yalan haber ve iddialarla insanların zihnini bulandırmaya hakkın yok.

Şunu görmüyor musun? Bu yüce millet, en sade vatandaşından en kültürlüsüne kadar hepsi, herkes bu tip İSTEMEZÜK„ zihniyetine asla prim vermemiştir, vermiyor. Halkımızın feraseti, Allah’a şükür bu tip tahrikleri çözmenin çok çok üstünde. Sen bu cennet vatanı ‟Muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkarma„yı hedefleyen hamleleri özümseyecek, sindirecek bir yapıya(sindirim sistemine) sahip olmayabilirsin. O senin tercihin, senin sıkıntın, senin hastalığın… Ancak bu yüce millet, neyin ne olduğunu, ne olacağını gayet iyi biliyor. Öyle beş on cümlelik sosyal medya iftira ve iddialarına kanacak kimse yok.

Ne diyelim? El insaf!.. Allah, bu yüce milleti kuru iftiralardan, yersiz iddialardan, kuyruklu yalanlardan esirgesin! Rabbim kalp gözü mühürlenmiş olanlara ayıklık, şuur ve feraset versin… Versin ki kervan yürümeye devam etsin. Selam ve selametle kalınız.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu