Anasayfa / Köşe Yazıları / Edebi Sohbetler

Yazar Orhan Samsatlıoğlu

Edebi Sohbetler

Edebi Sohbetler
(Atasözleri – Özdeyişler)

Yazılı ve sözlü anlatımlarda, anlatılanlara güç katmak ve ifadeyi desteklemek amacıyla deyim, ikileme, tekerleme, atasözü ve özdeyişlerden yararlanırız. Bilindiği gibi atasözleri; sahibi belli olmayan kısa ve özlü sözlerdir. Öğüt verirler. Sözcükleri değiştirilmez. Denenmiş ve kural niteliğindeki sözlerdir. Gerçek veya mecazi anlamlı olabilirler.
Ödeyiş( vecize) ler de buna benzer. Aralarındaki fark, özdeyişlerin sahibinin belli olmasıdır. Gerekirse sözcüklerinin yerine eş anlamlısı konabilir. Eskiden bunlara “kelam-ı kibar” denirdi. Bu sözleri değerlendirirken de şu ifade kullanılırdı: “Kelamın kibarı, kibarın kelamıdır.”
Bu yazımızda biz, yerli-yabancı bazı atasözlerini, özdeyişleri ve deyimleri bazen özgün biçimleriyle, bazen de kendi ifademizle sizlerle paylaşmak istedik. Hepsinin bize söyleyecekleri, vermek istedikleri mesajlar var. İşte onlardan bir demet:
*İğneyi kendine, çuvaldızı başkalarına batır.
*Bir pire için yorgan yakılmaz.
*Vur; fakat öldürme. (Eleştirirken insaflı ol)
*Olaylara at gözlüğüyle bakma. ( tek taraflı, yanlı olma)
*Bardağın sadece boş tarafını görme.
*Ağaç dibinden kesilince yapraklarını sulamak işe yaramaz.
*Dilini koru. Çünkü o bir canavardır, seni yer.
*İnsan, kurtarırken kurtulur.
*Ne kadar az yüksekten uçarsan, düştüğün zaman o kadar az incinirsin.
*Her evin tenceresinin dibinde kara vardır.
*Kelimeleri ağızda yıkayıp konuşmalı.
*Bize kanat değil ayak verilmesinin nedeni; uçmamak, mütevazı olmak içindir.
*Karıncayı incitmezsen ancak Hz. Süleyman’a benzeyebilirsin.
*Öyle bir kalp vardır ki nice vahşi mızrağın açtığı yaraya dayanır da küçük bir mızrabın açtığına dayanmaz.
*Akıllı insan, düşündüğü her şeyi söylemez; fakat söylediği her şeyi düşünür.
*İnsanın cemali, sözünün güzelliğidir.
*Büyük yazar, kömürü alır elmas yapar; sonra eleştirmenler bu elmasları alır yeniden kömür yapar.
Nefisten kurtulan, mesafe alır.
Birliğe, berberliğe, yardımlaşmaya, iletişime, tolerans ve hoşgörüye, tevazuya her zamankinden çok daha fazla ihtiyaç olduğu dönemlerden geçiyoruz. Çamur atmak, yumurtaya kulp takmak, pireyi deve yapmak, yangına körükle gitmek maharet değil. Yıkmak kolay, yapmak zor… Kolay olanı herkes yapar. Biz, zoru seçmeliyiz. Ne dersiniz? Olmaz mı? Küçük dağları biz mi yarattık?..
Yazımıza Hallaç-ı Mansur’un bir beyiti ile son verelim:
“Şu serverler ki dağlar gibi baş eğmezdi eflake
Yatarlar yerde pest olmuş, ne tiğü ne teber peyda”
(Dağlar gibi dik duran ve göklere baş eğmeyen nice yiğitler gelip geçtiler de şimdi kara yerde kaybolmuşlar. Bugün onların ne kılıçları görünmektedir, ne de baltaları…)
İşte, hepsi bu…

Bu Habere de Bakın

Havanda Su Dövmenin Adıyamancası…

Söz konusu Adıyaman olunca elbette herkesin söyleyeceği bir şeyler vardır, olmalıdır da. Ama samimice, ama …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir