Köşe Yazıları

Dünyanın Bütün Güzellikleri… ( 2 )

Okuldaki sergi oldukça yankı yaratmıştı. Öğrencilerimle olan bağın gelişmesi sayesinde mesleğimin daha bir anlam kazandığını deyim yerindeyse hayat bulduğunu belirtmem gerekir. Tüm okulda heyecan ve mutluluk iç içeydi.

Ören yerlerine olan gezilerimiz çocukları mutlu ediyor derslere daha bir kendilerini katmalarına da vesile oluyordu. Müze ziyaretimiz ise oldukça eğlenceliydi. Müze müdürünün öğrencilere olan özel ilgisi çocukları sevindirmişti.  Adıyaman’ın kültürel ve tarihsel geçmişi ve zenginliğine tanık oldukları şehir müzesi ve pirin antik kentine ziyaretlerimiz; toplu resim çekimleriyle hem öğrenciler için hem de benim için güzel bir anı olarak okul tarihimize not olarak düşülüyordu.

Taşımalı eğitime geçilmiş olmanın getirdiği öğrenci sayısının artmasıyla okulun derslik sayısı da arttırıldı. Taşımalı eğitim sisteminin hayata geçirildiği ilk okul, Altınşehir ilköğretim okulu oldu. Koordinatör görevi de üstlenilmişti. Yakın köylerin tüm öğrencileriyle adeta kaynaştırma okulu halini alıyordu. Okulun hemen hemen yarısı taşımalı öğrenci olarak tanımlanan öğrencilerden oluşuyordu. Bir kısım mahalle halkı çocuklarını taşımalı eğitim yapan okula vermek istemiyor, görece daha uzak okullara yönleniyorlardı. Okula 22 köyden öğrenci taşınıyordu Bu durum okulun başarı şansını etkilese de köylerden gelen öğrencilerin aslında başarısız olmadıkları, hatta daha başarılı olabildikleri de gözleniyordu. Altınşehir İlköğretim Okulu ilk kez bir öğrencisini Fen Lisesine gönderiyordu.

Öğrencilerin başarıları, okul etkinliklerinin çevreye ve ailelere duyurulması ayrı bir önem arz eder. Okulda öğrencilerin yaptıklarını aileler çoğu kez ya bilmez ya da umursamaz. Okul, kendi başına öğrenci-öğretmen işbirliğinden öteye gidemez. Aileler yani veliler hep geri planda durmayı tercih ederler. Oysa üzerinde özenle durulması gereken şey; kendi çocuklarıdır. Ebeveynler ne okula gelir eğitim, öğretim faaliyetleriyle ilgilenirler ne de daha başka yapılması gerekenlerle ilgili önerilerde bulunurlar. Çok azı okul adına özel çaba içerisindedir. Önemli bir kısmı da çocuğuyla ilgili olumsuz bir durum vuku bulduğunda okula gelmeyi zaruri görür. Velilerin etkin desteği ve okula, eğitime yönelik gösterilen gayretler olmadığı sürece başarının sağlanması güçtür.

Yıl sonu sergilerinin etkisi mahallede sohbet konusu olmuştu.  Sosyal aktivitelerin artırılması için ‘okul gazetesi’ fikri kulağa hoş geliyordu. Meziyetli bir işti. Dizgisi, duyurusu, mizanpajı, dağıtımı vs… Ama gazete, okuldaki çalışmaların, aktivitelerin tanıtımı açısından bir araçtı.  Önce resmî başvurusu yapıldı okul gazetesinin. Yönetmeliğin ilgili mevzuatı yerine getirildikten sonra gazetenin adını koymaya geldi sıra. Sonunda ‘Öğrenci Gözüyle Bakış’ isimli gazete için çalışmalara başlanıldı. Okulumuz bir ilk daha yaşayacaktı. O güne kadar ilkokullar arasında böyle bir girişim olmamıştı. Okulun tüm öğretmenleri ve öğrencileri seferber oldular. Herkes heyecanla  yazı yazmaya başladı. Şiir yazanlar, özlü sözler araştırıp getirenler, eğitici makaleler bulanlar, anne-babaya öğütler, muzip fıkralar ve çeşitli görseller…

Oluşturduğumuz  seçici kurul, tüm dokümanları tasnif etmeye başladı. Ayıklamalar özenle yapılıyordu. Kimsenin kırılmaması önemliydi. Bir taraftan da gazetenin maliyetini de karşılamak için reklam arayışları da sürdürüldü. Okulun bütçesi bu iş için uygun değildi. Gazetenin tüm sayıları reklamlar sayesinde finanse edilmişti. Okula tek kuruşluk yük çıkmamıştı. Tabi bu durum okul müdürünü de bayağı memnun etmişti. Dönemin okul müdürü sayın Mehmet Can KOPARAL’ın olumlu tutumları çalışmalarımızın rahat yürümesine katkı sağlıyordu. Yayınlanması uygun bulunan tüm ürünler dosyalandı. Tabi o yıllar bilgisayar etkin değildi. Belleğe kaydet getir deme imkânımız da yoktu. Dosya kağıtlarına yazılmış tüm yazılar matbaaya götürülüp yeniden yazılıyordu. Dizayn ediliyordu.

Mizanpajı , tashihi ve öne çıkarılması gereken yazılar, şiirler, kullanılacak görsellerin sayfa üzerindeki konumları ve en önemlisi de tüm bunlar için ayrılması gereken zaman!.. Akşam saatlerini ve hafta sonlarını buna ayırmıştım. Şimdilerde matbaacılığı bırakan Gani Özgül’ün desteğini yadsıyamam. Özgül Matbaası’nda her akşam çalışıyorduk. Sık sık değişikler yapınca sinirler de geriliyordu. Ama yapılan işe önem verenlerle çalışıyor olmak ayrı bir heyecandı. Gani Özgül, bilgisayarını ve matbaasını çıkaracağımız gazeteye emanet etmiş gibiydi.

Gazete baskıdan çıktı. Okula getirildi. Herkes, özellikle de öğrenciler çok heyecanlıydı. Okula, mahalleye ve çevredeki işyerlerine, okul müdürlüklerine, Milli Eğitime, her yere dağıtımı, tanıtımı öğrencilerce ve öğretmenlerce yapıldı. Sonraki yıllarda da bu devam etti. Dergi formatına dönüşen gazetemiz renklendi. Kapağı renkli çıkarıldı ve reklamlar, destekler de arttı. Eğitim Fakültesinin öğrencilerinin de yazı ve tanıtım alanında katkısıyla üniversiteye de giren ‘Öğrenci Gözüyle Bakış’gazetesi altı sayı çıktı.

Bu sırada mahallenin cami inşaatı da bitirilmek üzereydi. Velilerin katkısıyla okulun ihata duvarı da tamamlanmıştı. Okul yolu düz gider şarkısı da anlam bulmaya başlamış, öğrenciler asfalt yola kavuşmuştu. Okulun yanı başında bulunan ve ‘Kültür Merkezi’ İnşaat alanı tabelası ise kaderine terk edilmişti. Buranın kültür merkezi yerine yıllar sonra Rektörlük binasına dönüşeceğini kim bilebilirdi.

Farklı bir uğraş ve öğrencilere basın-yayın anlamında birikim katan gazete çalışması Altınşehir İlköğretim okulunun mahallede önemini artırdı. Başarılı öğretmenlerinin gözle görünün hale gelmiş olması velilerin yönünü yeniden okula çevirmesine sebep oldu. Okulda ve il genelinde düzenlenen çeşitli yarışmaların haberleri ve öğrencilerimizin başarıları herkes tarafından bilinir hale geldi.

Çok yönlü bir eğitim-öğretim çabasının öğrencilerin derslerdeki başarısını da artırdığı aşikârdır. Bunun bilincini kazandırmış olmak, sosyal ve kültürel aktivitelerin kişilik gelişiminde etkili olduğunu özümsemek her öğretmene sınırsız bir haz verir. Öğrencilerin gülen yüzlerinde bulursun kendini. Birinci sınıftan aldığın minik bir çocuğun sekizinci sınıfa kadarki fiziksel ve kişisel gelişimine tanık olmak, onların davranışlarını gözlemleyip onlara klavuz olabilmek ayrı bir psikolojik ve sosyolojik devinimdir. Salt başarıya odaklanmaktan ziyade, karnenin her daim yüksek not olması bir yana iyi bir insan olabilmektir aslolan. Öğretmenlerine, arkadaşlarına ve çevresine saygı gösterebilmek, hoşgörülü bir yaşamı ilke edinebilmek ve de mutlu olmak için hayatı sevebilmektir bütün mesele. Tüm renklilikleriyle ve güzellikleriyle özgüveni yüksek, dürüst ve değerlerine bağlı birer öğrenci yetiştirebilmektir beklenti.

Öğrenciler dünyanın bütün güzellikleridir; temiz, şirin, saf. Ve güzel yüzüdür hayatın hep.

….

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu