Köşe Yazıları

Doğu Akdeniz ve Selahaddin

 

Doğu Akdeniz defalarca “yabancıların” istilasına maruz kalmıştır.

1258 tarihinde Bağdat, Moğolların tehdidi altına girdiğinde Müslümanlar biliyordu ki bu barbar topluluğun amacı bu toprakları kendilerine yurt edinmek değildi.1099 yılında Kudüs, Haçlılar tarafından yağmalandığında yerel halklar bu çapulcuların Kudüs’te kalıcı olmayacaklarını biliyordu.1991 yılında günlerce Bağdat’ı bombalayan ABD‘nin burayı kendilerine yurt edinmek için gelmediği açıktı. Bu coğrafyanın sakinleri olmayacaklarını bilen bu barbarlar, talan ve sömürü uğruna ölüm ve acı kustular.
…Tarih kendini yineliyor.

Doğu Akdeniz; tüm yoksulluğu ile hayata tutunmaya çalışırken ABD‘den Rusya‘ya, Fransa‘dan Çin‘e kadar birçok “yabancının” çöreklendiği alana dönüşmüş durumda.

Bütün insanlık biliyor ki onlar burada kalıcı değil, talan ve sömürü için gelen bu barbarlar tarihe ölüm ve acıyı bırakarak gidecekler.

Geçmişte olduğu gibi İslam coğrafyasının en zayıf ve parçalanmış döneminde geldiler.

Moğollar, bu coğrafyada yaklaşık 65 yıl, Haçlılar Kudüs’te 88 yıl kaldı.

…Gittiler; ama bu toprakların içini boşaltıp dışını harap ettiler.
Doğu Akdeniz’in tarihi önemi, stratejik ve jeopolitik konumu ona sahip olmayı gücünü ispatlama anlamı yüklemiştir.

Bölgede İlk ve Orta Çağ’da yapılan savaşların tamamı “din amaçlı” görünse de sonuçları itibarıyla ekonomik hedefler ile birlikte güç ispatlama alanı olarak değerlendirilir.

Bu minvalde bu coğrafyada yaşayanların; sürgünü, göçü, ölümü din/dil/etnik başkalaşımları bitmek bilmedi.

Yeni Zelanda‘dan Kanada‘ya, Sibirya‘dan Şili‘ye kadar her coğrafyanın medeniyeti Doğu Akdeniz’den beslendi.

Burası kadim medeniyetlerin oluştuğu bir merkezdir. Bu anlamda genlerini medeniyetlerin merkezinden alan her kültür, dönüp geri burada alan kapmak istemiştir.
Tarih boyunca Doğu Akdeniz’in en sakin evreleri; bu coğrafyanın tek egemenlikte toplandığı Roma ile Osmanlı İmparatorlukları dönemidir.

Günümüzde Akdeniz’e kıyısı olan 23 ülke bulunmaktadır. Tunus, Fas, Malta, Bosna Hersek gibi birçok ülke Doğu Akdeniz ile ilgilenecek durumda olmadığı görülür.

Küresel ve bölgesel nitelikte güce sahip ülkeler bu coğrafyaya yaptıkları askeri harcamalar ile kontrolü yerelden almışlardır.

Kendi coğrafyalarının savaş ve çatışmadan uzak kalmaları onları daha acımasız kılmaktadır. 

Gelişen dünyada yapay zekaya dayalı silah sanayisi, hızla alan kazanmıştır. Batı elindeki modeli geçmiş silahları Ortadoğu ülkelerine satarak teknolojik gelişimlerine finans sağlamaktadır.

Manda himayeli devletler/topluluklar bu kaba silahlarla güç denemesine girmektedir. Açık denizde koşulların olgunlaşmasını bekleyen yapay zeka silahlarının bu coğrafyada kullanılacağını hesaba katmalılar.  

Doğu Akdeniz yeni nesil silahların kullanım alanına müsait hale getirilmektedir. Miadı geçmiş silahlar bu durumu önlemeyecektir.
Ortadoğu’nun mustazaf halkları büyük acılar yaşamadan lehte stratejiler geliştirebilir mi? 

Merhameti ve adaleti ile dünya literatürüne geçmiş Selahaddin Eyyubi‘nin ölümünden 724 yıl sonra 11 Aralık 1917 tarihinde İngiliz Orduları Komutanı Orgeneral Edmund Henry Hynman Allenby, Selahaddin Eyyubi’nin mezarına ayakları ile vurarak; ‘Kalk Selahaddin biz yine geldik’ dediği yer Doğu Akdeniz‘in en önemli şehirlerinden biri Şam‘dır.

Doğu Akdeniz; bilinen tarihin başlangıcından beri peygamberlerle zalimlerin, düşünürlerle cahillerin, bilmem kaç “dilin”“milletin” ve “dinin” ortak vatanıdır.

Asr-ı Saâdet’in, barbarlığın yan yana, ardı sıra yaşadığı coğrafyanın adı Doğu Akdeniz’dir.

İnsanları aç, toprakları kurak olsa da kimse buradan vazgeçmemiştir. Rezervinde birçok zenginliği barındırdığından hiçbir zaman cazibesini kaybetmedi.

Selahaddin Eyyubi‘yi güçlü kılan ve galibiyete götüren Mısır’dan Suriye’ye, Yemen’den Horosan’a kadar tüm İslam coğrafyasının desteğini almasıdır.

Bütün Hıristiyan Avrupa’sının birleşimi Haçlıları galibiyete götürmüştü. Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin zayıflayıp kendi içinde parçalanması Birleşik Avrupa güçlerine karşı mağlubiyeti kaçınılmaz kılmıştır.

Yüzyıl sonra aynı sahne tekrar yaşanmaya başlanmıştır. Batılı hiçbir devlet karşı karşıya gelmezken yerelde vekâlet savaşları acımasızca devam etmektedir.
Gerçek şu ki; 
Ortadoğu‘nun hiçbir gücü dışarıdan gelen düşmana karşı savunma veya saldırı pozisyonu almamıştır. Yerel güçler; batılıların verdiği roller ile sahnede kendi gelecekleri ile savaşmaktadır.

Doğu Akdeniz’e 1991 Körfez Savaşı ile müdahale başlamıştır. 30 yıl boyunca bu coğrafyada bir ittifak oluşumu gerçekleşmediğinden her ülke veya toplum istenildiği gibi hırpalanmaktadır.

IrakLibyaMısırYemenSuriye zayıf noktalarından yakalanarak teslim alındı. İki büyük lokma olan İran ve Türkiye için kuşatma devam etmektedir.

Türkiye’nin hedeflenen planın içinde olduğu açıktır. Türkiye askeri olarak kazanımlar elde etse de ekonomik açıdan ciddi kayıplar vermektedir.

Doğu Akdeniz üzerindeki haklarından vazgeçmeyen Türkiye, yalnızlaştırılarak teslim alınmaya zorlanmaktadır.

Ülkemiz; bu teslimiyetin Akdeniz’in mavi sularından vazgeçip karanlık sularına itilmek olduğunu bilmektedir.

Türkiye, 21’nci yüzyıla girerken kararlı ve halk desteğini alan bir iktidar ile yönetilmeye başlanmıştır. 1980-2000 yılları arasında yetişen nesil, tespit ve önerileri ile sonraki yıllara reçete vermiştir.

Ezberler bozulmuş yeni stratejiler belirlenmiştir. Birçok alanda yaşanan iyileşmeler, gelişmeler ülkemizi bölgesel güç noktasına taşımıştır.

Konjonktür değiştikçe iktidardaki burçlarda zihniyet değişimi; yaşam tarzında ve yönetim biçiminde eski alışkanlıkları tekrar getirdi.

Küresel sorunların ülkemizi yalpalaması kadar içerde oluşan fay hatları daha büyük sarsıntılara gebedir.
Türkiye, Ortadoğu ülkelerine örnek olacak şekilde dış destekli 
15 Temmuz gibi bir darbeyi birlik içinde atlatmıştır.

Darbe sonrası FETÖ‘den boşalan devlet konumlarına “devlet adamı” mantalitesindeki liyakat sahiplerinin yerleşmesi elzemdir.

“Cemaat adamı” tanımı ile pozisyon kazananların FETÖ’cülerden daha az devlete zararı olmayacağını kim söyleyebilir.

Cemaat ve tarikatlar her zaman tartışılan yapılanmalardır. Dış destekli ve devlet yönetimini hedefleyenlerin iyi niyetli olmadıkları ispatlanmıştır.  

İşlenecek “Devlet Kurum Kültürü” bu tehlikeyi önleyecektir. Yeryüzündeki her coğrafyada farklı inançlar, tasarlanmış ve kontrollü benzeşmeler; öncelenen kutsal değerlerin sırasını gerilere atmıştır.

Denetimden uzak, siyasallaşan cemaat ve tarikatlar; tikel ve tekil menfaatlerini insan, İslam ve devlet menfaatlerinin önüne almıştır. Yozlaşan bu durum görmezden gelinemez.

Türkiye dışarıdan büyük tehditler altında iken devlet yapısı kurumsal kültürünü koruyarak, barış ve adalet içerisinde huzurunu korumalıdır.

Doğu Akdeniz’in en güçlü kalesi olan Türkiye’de iç çatışmaları körükleyecek milliyetçiliğe, din tacirliğine ve sahte çağdaşlığa dayanacak surları yoktur
Tarihi gerçeklerden biri Doğu Akdeniz’in her zaman dünyanın güç merkezi olmasıdır. Doğu Akdeniz ara ara ecnebi emperyallerin eline düşse de sonrasında gerçek sahiplerinin egemenliğinde kalmıştır.

Enerji kaynakları, stratejik ve jeopolitik konumu bölgeyi dünya yönetimine alternatif kılmaya devam edecektir.

Bu nedenle bu coğrafyanın gerçek sahipleri bir süre sonra baş başa kalacaklarını bilerek strateji geliştirmelidir. Devlet veya topluluk düzeyinde birbirini dışlama politikalar; ecnebi emperyallerin işine yarayacaktır.
Bütün dünya dış siyasette Doğu Akdeniz’e odaklanırken her ülke 
Kovid-19 salgını ile boğuşmaktadır. Bu virüsün ölümcül sonuçları ölçülemediği gibi gerçek istatistikleri de açıklanamıyor.

Dünya nüfusunun yarısını barındıran, her yönlü geri kalmış Güney Amerika, Afrika ve Hindistan’da pandeminin akıbeti tahmin edilebiliniyor mu?  

Kovid-19 pandemisi global düzeyde konum ve rollerde değişimler yaşatabilir. Bütün ülkeler yenidünya düzeninde rol ve statülerini kaybetmeden sağlık ve ekonomilerini tehdit eden pandemi ile mücadeleye devam etmektedir.

Pandemi sonrası dünyanın olası haritaları ve değişimi tahmin edilmelidir.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı