Breaking News
Anasayfa / Köşe Yazıları / DİYANET’E BİR ÖNERİ

Yazar Orhan Samsatlıoğlu

DİYANET’E BİR ÖNERİ

DİYANET’E BİR ÖNERİ

Son yıllarda küçülen ve küreselleşen dünyadan, İslam Dünyası da onun mümtaz bir parçası olan ülkemiz de payına (nasibine) düşenlerle karşılaşmakta. Bunun doğal sonucu olarak da kuruluşunu, teşkilat yasasını, yönetmeliklerini yenilemek ve güncellemek gibi meşguliyetlerle  uğraşmakta. Sahte din bezirgânlarının, vakıf ve derneklerin, televizyonlarda şovmenlikle din adamlığını birlikte yürütenlerin gittikçe artması üzerine, bu güzide kuruluşumuzun da işi, görev ve sorumluluğu doğru orantılı olarak artmakta. Buna paralel olarak görevlilerin, teşkilat mensuplarının, etkili ve yetkililerin de zihniyet olarak kendilerini ve kurumu yenilediklerini memnuniyetle görüyor ve izliyoruz.

“Zorlaştırmayınız, kolaylaştırınız„ ferman ve düsturundan hareketle, artık her vaazda, her cumada, her sohbette insanları ateşle, cehennemle, yanmakla korkutup soğutanlardan çok; umut aşılayan, rehberlik yapan, teşvik eden, özendiren görevliler görüyor ve memnun oluyoruz. Artık imam ve müezzinlerimiz, camilerde gülen, oynayan hareket eden, konuşan çocuklarımıza kızıp, onları azarlamıyor ve camiden soğutmuyorlar. Hatta onlara şeker, çikolata, dondurma ikram ediyor; kendileriyle oyun oynuyor birlikte spor yapıyorlar. Camilerimizin uygun bir yerinde kitaplıklar(kütüphaneler) kurarak okumaya teşvik ediyorlar. Ne kadar güzel değil mi?  Beştepe’deki Cumhurbaşkanlığı Külliyesindeki Millet Camisinin bir köşesinde küçük çocuklar için oyun alanı bile var… Nereden nereye!.. Ne kadar güzel!.. Çocuklarımızı özendirmek adına ne güzel bir örnek!..

Okumak, yüce dinimizin ilk emri… Bunun bir cüzü olarak camilerimizde kurulan kütüphaneler (kitaplıklar) güzel bir uygulama. Ancak ben, bu resmi ve zorunlu uygulamadan daha farklı bir öneride bulunmak istiyorum. Diyanet teşkilatımızın önerdiği, rıza gösterdiği kitaplar, muhtemeldir ki demirbaş olarak kaydedilip hizmete sunulmakta. Ben; daha sivil, daha rahat ve daha kolay bir uygulama öneriyorum. Bunu cami dernekleri ve müftülükler birlikte yapabilirler. Caminin uygun bir yerine (resmi ve zorunlu olan kitaplıktan başka) bazı kitapların konması için bir iki dolap veya birkaç raf konmalı. Üstüne de “Okuduğunu getir, okumadığını götür.„ yazılmalı.  Cemaatten insanlar, bir ibadethaneye (bir cami veya mescide) hangi tür kitapların hediye edilip edilmeyeceğini gayet iyi bilirler. İnsanlar, ellerinin altındaki kitaplardan birini, ikisini, birkaç tanesini getirip sessizce o rafa veya dolaba bırakacak. Bir başkasının getirip bıraktığına bakacak. Okumadığı bir kitap varsa bir tanesini alıp gidecek.Böylece cemaat arasında bir kitap değiş tokuşu hızla alıp yürüyecek. İlk günlerde getirmede değil, belki götürmede bir sayısal çoğunluk yaşansa da zamanla bunun oturup yerleşeceğine inanıyoruz.

Diyanet’in sayın etkili ve yetkilileri, sayın müftüler ve imamlar! Bu öneri acaba uygulanmaya değmez mi? Önemseyip ciddiye alarak denemede fayda yok mudur? Ne dersiniz? Umarım denemeden ön yargıyla olumsuz yanaşmazsınız… Bekleyip göreceğiz.  Teklif bizden, takdir sizden…

Bu Habere de Bakın

MUTLULUK LÜKS OTOMOBİLLERDE, GÖRKEMLİ VİLLALARDA DEĞİLDİR.

MUTLULUK LÜKS OTOMOBİLLERDE, GÖRKEMLİ VİLLALARDA DEĞİLDİR. Huzur ve mutluluk, arayıp bir türlü bulamadığımız iki güzel …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir