Köşe Yazıları

Dini Kavramlar Kimsenin (FETÖ’nün) Tapulu Malı Değildir

15 Temmuz darbe girişiminin faili olan şarlatan, otuz kırk yıl boyunca iyi niyetli, temiz, masum Anadolu insanının en hassas yönünden (tabiri caizse damarından) girerek istismar etti, kandırdı ve zehirlemeyi başardı. İnsanımızın inanç yapısını, dini değerlerini alıp işledi. Halkımızın bir kısmı da onun bir din adamı, cemaat lideri olduğunu sanıp kanarak peşinden gitti. Şarlatan, hesabını kitabını çok iyi yapmıştı. Milletimizin güzel insanları olsa olsa dini değerler üzerinden işlenebilirdi. O da öyle yaptı. Kendisinin bir cemaat lideri olduğuna bir çoğumuzu  kandırmayı başardı. Örneğin; “cemaat„ dini bir kavramdı. En yaygın ve güncel anlamıyla, ibadet etmek üzere bir araya gelen  insan topluluğu demekti. Cami cemaati gibi…  Osmanlı’dan günümüze çeşitli tarikat mensuplarının bir araya gelerek oluşturdukları başka  cemaatler de vardı. Mensuplarına sadece din, iman, ahlak, terbiye, edep ve âdâp gibi değerler hakkında bilgiler veren ve başka şeylerle uğraşmayan… Başlangıçta ve uzunca bir zaman, masum ve iyi niyetli insanlar, şarlatanı  da cemaatini de böyle hayırlı bir topluluk sanarak  peşlerinden gittiler. Öyle ki “cemaat„ denince çoğu kişinin aklına hep şarlatan ve onun mensupları geldi. Bu cümleden olarak “cemaat, yardım, sadaka, ihlas, infak, hizmet„ gibi dini kavram ve değerler, şarlatanın  ve mankurtlarının  dillerinden düşürmedikleri  kavramlar oldu. Şarlatan yıllarca timsah gözyaşları dökerek bu kavramlarımızı  istismar etti. Öyle ki; “cemaat„ veya“hizmet hareketi„ denince, insanların aklına hep o sahtekâr din bezirgânı geldi.  Vakta ki devletimizin içine sinmeyi  başarana kadar…

Saf, temiz, iyi niyetli masum Müslümanları yeterince istismar edip devletin çeşitli kademelerine paralel bir yapı olarak yerleştiğine kanaat getirince, azı dişlerini göstermeye başladı. 15 Temmuz kalkışmasıyla da bunu pratiğe dökmeyi denedi. Ancak, kahraman milletimiz, şarlatanın bu girişimini, başta Sayın Cumhurbaşkanı olmak üzere yollara, meydanlara, köprülere, caddelere çıkarak canı pahasına bertaraf etmeyi başardı elhamdülillah.

15 Temmuz’dan beri bir ayrık otu gibi devletin genlerine kadar girmeyi başaran (!) bu ihanet şebekesi, günbegün ayıklanmakta Türk adaletinin karşısına çıkarılıp hesap sorulmakta. Hükûmetimiz ve devletimiz bunu canla başla ve başarıyla yaparken, bizim de yapacağımız  bazı görev ve sorumluluklarımız olacaktır elbet. Bunların başında; bu mücadelede hükûmetimize, devletimize, kollu kuvvetlerimize ve yargımıza elimizden geldiğince yardımcı olmak gerekir. Bunun dışında, şimdiye kadar sanki şarlatana ve mensuplarına aitmiş, onların tekelindeymiş gibi süregelen dini değer ve kavramlarımıza yeniden sahip çıkmalıyız. “Din, iman, inanç, cemaat, hizmet, sadaka, infak, samimiyet, ahlak, ihlas, yardım vb.„ değerler, hiçbir kimsenin,  hiçbir cemaatin, hele hele FETÖ gibi bir terör şebekesinin tapulu malı değildir ve asla olamaz. Onun bu değerleri bir zamanlar istismar ederek kullanmış olması, bizim bu kavramlara soğuk bakmamıza, ilgisiz kalmamıza asla sebep ve gerekçe değildir ve olmamalıdır. Bu özellik ve güzellikler, bizim bin beş yüz seneden beri kabullenip kullandığımız değerler. Biz, o değerleri

Şarlatanla tanımadık ki, onun yüzünden vazgeçelim. O hain, yarın öbür gün unutulup gittiğinde de bu kavram ve değerlerimiz Allah’ın izniyle sonsuza dek yaşamaya, yaşatılmaya devam edecektir. Öyleyse bizi biz eden bu ve benzeri İslami değerlerimize sıkı sıkı sarılıp onları FETÖ’ye, onun artıklarına kaptırmamak için aşkla, şevkle, ihlasla sarılmanın tam da yeri ve zamanıdır. Tekrar edelim; dini kavram ve değerlerimiz, hiçbir cemaatin, hele hele FETÖ gibi hain bir terör örgütünün tapulu malı değildir ve olamaz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu