Köşe Yazıları

Deliller ve Değerler Hiyerarşisi

Ahlakı, ahlaki geçerliliği ve üstünlüğü, ahlaki yozlaşmayı ve bunun nedenlerini konuşuyoruz. Ahlaki zafiyetin en önemi nedenlerinden birisi de değerler ve deliller sıralamasında, önem ve önceliğinde etki ve yaptırım gücünde oluşan kırılmalar, tercihler ve bilinç kaybıdır.

Bir toplumu ayakta tutan önemli sacayaklarından biridir deliller ve değerler silsilesi… Deliller; kişinin akli ve nakli açıdan ikna olma çabası ve seviyesini gösterir. Değerler ise bu delillerin toplumsal meşruiyet karşılığını ifade eder. Vuku bulan bir olay veya davranış, dayandığı deliller sayesinde, önce birey sonrasında da toplum nezdinde haklılık ve geçerlilik kazanırken toplumun değer yargıları sonucunda da kabul ya da red edilir.

Çünkü şu gizlenen hakikati her birimiz görmek zorundayız. Birey ve toplum için gerçek muharrik güç dindir. Karar ve tercihlerimizin başat nedenidir din. Bir şeyi kabul ya da red, evet ya da hayır, doğru ya da yanlış olarak değerlendirmemiz bizim inancımız ve değer dünyamız ile doğru orantılıdır.

İşte inancımız ve bu inancı oluşturan delillerimizin etki gücü ile değer yargılarımız, önce düşünce dünyamızı, fikri yapımızı inşa edecek sonra da kişiliğimizi karakterimizi ve yaşam biçimimizi şekillendirecektir.

Bu inanç değerleri; kendi içinde bir hiyerarşi, önem ve öncelik sırasına tabi olur. Mesela Müslümanlar için edille-i şeriyye dediğimiz, sırasıyla : 1-Kitap     2-Sünnet    3-İcma-i Ümmet    4-Kıyas-ı Fukaha’dan oluşmaktadır. Bu şeri delillerin önem ve öncelik sırası hem vahy hem de ortak konsensüs ile oluşmaktadır. Burada yapılacak keyfilik, tahrifat ve zafiyet, önce kişinin düşünce ve fikir dünyasını, yani imanını sonra da davranış ve hayatını, yani salih amelini olumsuz etkileyecektir.

Bir amcanın şu hikayesi, aslında hepimizin hikayesidir: Amca bey bankaya yüklü miktarda faizli mevduat yatırıyor ve işlemi yapan hanımefendi sol eliyle çay içmektedir. Amca: kızım sol elle çay içmek haramdır neden sol elinle çay içiyorsun? Diye sorunca; banka çalışanının  verdiği cevap çok anlamlı ve ibretliktir: ‘Amca sağ elimle senin faiz işlemlerini yapıyorum. Sol elimle de çay içiyorum’ Evet… Kuran’da faiz, Allah ve Rasulüne savaş ilan etmektir.(Bakara/279) Durum bu iken mevcut çarpık ve sapık anlayışa göre Allah ve Resulü ile açık açık savaşmak anlamına gelen faiz mübah, ama sol elle çay içmek ise haramdır.

Dün asla ahlaki görülmeyen bir davranışın, bugün gayet normal görülmesi;

Dün, yapılması imkansız olan eylem ve davranışları bugün bizim yapıyor olmamız;

Dün, çok yanlış ve haram gördüklerimizi bugün çok doğru ve helal diye ısrarla ve inatla topluma dikte etmeye çalışmamızın ana nedeni: bireysel ve toplumsal değerler silsilesini zaafa uğratılmasıdır.

Üstad N. Fazıl, Destan şiirinde bu felaketin hakikatini bizlere şu veciz sözleriyle haykırıyor :

Bu toprak çirkef oldu, bu gökyüzü bodrum,

Bir şey koptu içimden, her şeyi tutan bir şey,

Benim adım bay Necip, babamınki Fazıl Bey,

Utanırdı burnunu göstermekten,  süt ninem,

Kızımın gösterdiği, kefen bezine mahrem,

Ey tepe taklak ehram, başı üstünde bina,

Evde cinayet, tramvay arabasında zina.

Bugün toplumun kahir ekseriyetinin, ‘eskiden daha iyi idik; huzur vardı; saygı, sevgi vardı; daha mutlu idik ‘ demesinin altında yatan değişim nedenlerine, bir de bu zaviyeden bakmamız gerektiğine inanıyorum.

Bilge Kral A. İzzetbegoviç bize şu şekilde salık veriyor : ‘ Kuran edebiyat değil, hayattır. Dolayısıyla O’na, bir düşünce tarzı değil, bir yaşam tarzı olarak bakılmalıdır. Din ahlaktır, onu hayata geçirmek ise terbiyedir.’

Zaaflarımızı, önem ve önceliklerimizi, tercih ve bakış açılarımızı, kabul ve yorumlarımızı yeniden ve sürekli olarak Allah ve Rasulüne irca ettirmedikçe, algılarımız, düşünce dünyamız, ahlaki ve değer yargılarımız güce ve konjüktüre bağlı olarak değişir, değişmek zorundadır. Bu da zayıf ve çift karakterli bir insan modelini ve bu insan modelinin inşa ettiği basit ve seküler bir toplumu kaçınılamaz kılacaktır.

İnsanı yaratan Allah, onun psiko-sosyal yapısını, kalbini, beynini bize gizem olan bütün esrarını en iyi bilendir. Bizi bu hatalardan korumak için şöyle uyarıyor:

Ey iman edenler,Allah’a ve Rasulüne ve sizden olan emir sahibine itaat ediniz. Bir konuda ihtilafa düşer iseniz, onu Allah’a ve Rasulüne götürün. (Nisa/59)

Allah ve Rasulü bir konuda hüküm verince artık onun için başka bir tercih söz konusu olamaz. Kim ki Allah ve Rasulüne asi olursa çok açık bir sapkınlığa düşmüş olur(Ahzab/36)

Teknoloji dahil bugün dünyada bulunan bütün imkanlardan daha etkili olan tek şey ahlaki üstünlüktür. Bu da ancak inanç ve değerlerimizi korumak, önem ve önceliğini idrak etmekle mümkün olacaktır.

Selametle, Allah’a emanet olunuz…

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı