Köşe Yazıları

Dardağan’da Lokma Günü…

Dardağan’da Lokma Günü…

 

Lokma dağıtma bir alevi geleneğidir. Birlikteliktir, paylaşmaktır. Bir arada güzelce vakit geçirmektir.

Dardağan köyü Adıyaman şehir merkezine 7 km. uzaklıkta bulunan bir Alevi köyü. Geçtiğimiz Pazar günü köy halkının her yıl düzenli olarak gerçekleştirdiği lokma dağıtma günü etkinliği vardı. Arkadaşların daveti üzerine gidelim dedik. Kemal Fırat ve Haki Akdağ’ın davetine karşılık Kirvem Serdar Koldaş’la pazara sözleştik.

Farklı bir hafta sonu etkinliği ararken, istediğimiz şey bir davet üzerine gerçekleşmiş oldu. Davete icabet etmek gerekir dedik ve Pazar sabahı çıktık yola. Şehrin bunaltıcı sıcağını geride bırakarak Dardağan Köyünün yolunu tuttuk.

Köye vardığımızda her evin önünde kalabalık insan topluluklarını gördük. Aynı kalabalık yolculuğumuz boyunca araç sayısındaki fazlalıktan da kendini göstermişti. El birliği halinde kurbanlar kesilmiş. Evlerin önünde yakılan ateşte etler pişirilmeye başlanmıştı.  Bir yandan et pişerken diğer yandan bulgur pilavı ve salatalar hazırlanıyordu. Önceden hazırlanmış ayranda soğuması için buzdolaplarına konmuştu bile.

Geçmiş yıllarda Cuma günü yapılan lokma dağıtımı şehir merkezine yerleşen memur ve ticaretle uğraşan kişilerinde katılımını en yüksek seviyede tutmak amacıyla köy halkının almış olduğu kararla son birkaç yıldır Pazar günleri yapılmaya başlanmış. İyide olmuş.

Uzun zamandır birbirini göremeyen köylüler bugünde birbirlerini görme fırsatı buluyorlar. Köyden göç edenler o gün ev ev dolaşıp hastalar varsa onları soruyor yoksa da uzun süredir görüşmediklerinden hasret gideriyorlar.

İçtiğimiz buz gibi ayranın ardından başlıyor sohbetimiz. Evin damı hala toprak. Ahşap kaplama olduğu yerde duruyor. Kalın duvarlar güvende olduğumuzu hissettiriyor. Yer halısı ve yastığı konforumuzun yerinde olduğunun dayanağı. Uzatılan ayaklar yaşça büyük birinin odaya girmesi ile birden düzleşiyor. Ve gelene saygıdandır ayağa kalkılıyor. Ev sahiplerinin samimiyeti yüzlerinden çoktan okunduğundandır ki, kendimizi evimizde hissediyoruz.

Sohbet edebilmek için önceden bir konu belirlemenize gerek kalmıyor. Eskiler nasıldı diye sorulan sorudan sonrası kendiliğinden geliyor. Dünden bugüne ve bugünden yarına uzadıkça uzuyor konular.

Zaman ilerliyor, sofranın kurulmasında sıra. Yer sofrası lokmayla doluyor birden. Bulgur pilavının üzerinde kavurması, yanında salatası ve soğuk ayranı var. Köy sofralarının en değerlisi sac ekmeği ve bahçeden yeni koparılmış acı yeşilbiberiyle her şey tamam oluyor.

Soframız kuruldu ve biz yediğimiz kadar yedik. Yemekten sonra gelen kaçak çay ile sohbete kaldığımız yerden devam ettik. Tam kalkmak için müsaade istiyorduk ki üzüm ikramı için biraz daha kalmamız istendi.

Ve farklı olan hafta sonu etkinliğimizden kazanımımız ne mi oldu? Yakınımızda olan ama bize uzak gibi gösterilmeye çalışılan bir kültürün içlerine kadar girmiş olduk. Lokmanın paylaşmak olduğunu öğrendik. Sizi tanısınlar yada tanımasınlar sofralarında yerimizin olduğunu gördük.  Her evden pişen yemek ziyaret denen yerde ortaklaşıyordu. Ve biz birlikteliğin ve hoşgörünün ve de paylaşmanın insanlar için ne kadar değerli olduğunu bir kez daha öğrenmiş olduk.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı