Köşe Yazıları

Çok normal bir yazı

 

Yaklaşık üç ay süren karantinadan sonra normalleşmenin en önemli adımlarından birisi daha atıldı ve artık ‘normal’ hayata geçiyoruz ama kafamda normal olmayan sorular var, birlikte soralım…

Korona, Corona, Covid-19, virüs, salgın, karantina.. adına ne derseniz deyin, normal hayatı, normal olmayan şekle büründüren ve halen nasıl çıktığı, neden çıktığı, niye çıktığı, kimin yaydığı, yayarken hangi amaç güttüğü ve nasıl bu kadar başarılı olduğu sorularına normal bir cevap bulamamışken normalleşmeye başladık, hayırlı olsun…

Dünyanın çağ atladığı, yaşlı gezegenimizi bırakıp uzayda yaşamanın planlandığı, projelendirildiği, hatta rezervasyon bile yaptırıldığı bir zamanda bir virüse karşı ‘aciz’ olmamızı normal karşılıyoruz.

Her musibette bir hayır, her hayırda bir musibet olduğuna inanan birisi olarak, Covid-19’un bütün dünyaya ‘temizlik’ öğrettiğine de yürekten inanıyorum.

Okulların, eğitim kurumlarının, kitapların, kamu spotlarının, yasal düzenlemelerin, hatta baskı ve zorlamaların bile öğretmeyeceği temizliği öğreten Koronayı normal bir şekilde selamlamak gerek.

Coronayla birlikte temizlik alışkanlığının da normal bir alışkanlığa dönüşmesi düşüncesini çok da normal bulmayan birisiyim.

Yorgan giderse kavga biter, korona biterse tuvalette hiçbir tarafını yıkamayan ‘medeni’ Avrupalı, eski ‘normal’ alışkanlığına da döner. Belki içlerinden bazıları ‘normal’ bir alışkanlık kazanmış olur, hepsi bu.

Ama bu ‘normal’ meselesini detaylandırmak lazım.

Biliyorsunuz artık normalleştik.

Yani ‘normal’ yaşantımıza geri döndük.

Peki gerçekten daha önce normal miydik, şimdi daha normal mi olacağız, yoksa anormal bir dereceyi kendimize layık mı göreceğiz, kendimizin ‘normal’ olduğuna ikna mı olacağız?

İlla da ‘normal’ olduğumuzu birilerine kabul ettirmemiz mi gerekiyor, anormal olma hakkımız yok mu?

Artık ‘normal’ hayata döndük ve doğal olarak hepimiz ‘normal’ yaşantımıza da başlamış olduk ama gerçekten bu ‘normal’ mi, bizim normalimiz bu mu; yüzümüzde maske, aramızda mesafe…

Peki bizler daha önce normal bir yaşam mı sürüyorduk; her şeyimiz, her bir şeyimiz normal miydi, cidden buna inanan normal insan var mı?

Mesela okulumuz ya da evimiz, belki işimiz, ne bileyim maaşımız, sonra sağlığımız ya da servetimiz, farklı şeyler de olabilir. Mesela sevgimiz, saygımız, eşimiz, çocuklarımız, annemiz, babamız.. bütün bunlar normal miydi?

Normalin ölçüsü ne bu arada?

Kime göre normal, neye göre normal, hangi ölçüyü esas alarak normali belirliyoruz, anormalin seviyesi ne, kim ve hangi davranışlar anormal kabul ediliyor?

Normali belirleyen bir yasa var mı, öyle bir yasa varsa o yasa normal mi, öyle bir yasa yoksa normalin ölçüsünü belirleyen kurallar, kaideler, normlar, standartlar, ölçüler, biçiler, kesiler nerede ve nasıl belirleniyor?

Bu normalliği belirleyen kurum, kuruluş, sivil toplum örgütü, vakıf, dernek, okul, kitap, kaynak var mı ve bunların adı ne?

Hem kurumlarımız normal mi, kuruluşlarımız normal mi, bürokratlarımız normal mi, siyasilerimiz normal mi, seçilmişlerimiz normal mi, seçilememişlerimiz normal mi, evde kalanlar normal mi, evin içine girmeyenler normal mi, dışarına kalanlar normal mi, yabana atılanlar normal mi?

Eskiden gelirimiz normal miydi, şimdi de normal bir gelire sahip olacak mıyız, işimiz normal mi olacak, patronumuz normal mi, çalışma arkadaşlarımız normal mi, emrimizin altındakiler veya bize emir verenler normal mi?

Domatesin fiyatı normal mi, salatalığın fiyatı normal mi, patates ve soğanın siyaseti belirleme gücü elinden alındı mı, fasulye kendisini nimetten saymaya devam mı ediyor ve bu caka, bu fiyaka, bu çalım normal mi?

Gelirlerimiz normal mi, giderimiz normal mi, gayri safi milli hasıladaki payımızın normal olduğuna inanıyor muyuz?

Bir imzayla birkaç milyon ya da milyar kazananın geliriyle asgari ücretlinin gelirinin normal gelir olduğuna inanmamız normal mi?

5 liralık gömlekle 50 bin liralık gömleğin normal gömlek olduğuna inanmamız normal mi?

Ne kadarlık gelir normal, anormal olan gelir ne kadar, harcamanın sınırını belirlerken, normal harcama dediğimiz ölçünün belli bir miktarı var mı, yoksa herkes kendi gelirinin yüzdelik dilimi oranınca harcaması mıdır normal kabul edilen?

Yani ödeyeceğin kadar alışveriş mi normal, yapabileceğin kadarı mı normal?

Normal olan kuyruk var mı, yoksa her gördüğün kuyrukta sıraya girmek normal mi?

Yiyebileceğin/kullanabileceğin kadar mı alışveriş etmek gerekiyor yoksa raflardan indirebildiğin kadar mı?

Doğrusu normalleşmeye başladık ama belki daha önce de normal değildik, bundan sonra da normal olmayacağız…

Ama inanıyorum ki hepimiz normal bir yaşantımız olduğuna inanıp, mutlu olmak için kendimizi zorlamayı sürdüreceğiz ve bazılarımız gerçekten mutlu olacak, normal olarak…

Etiketler

Naif Karabatak

Naif Karabatak

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu
Kapalı