Köşe Yazıları

CHP’nin  Tarihi Serüveni-1-

CHP’nin  Tarihi Serüveni-1-

 

:..CHP Türkiye Cumhuriyetininin kuruluşu ve kurucusu ile beraber süregelmiş,İnönü ile jandarma devleti olan tek şef dönemini yaşamış,daha sonra kominist,sosyalist ve solculuk ideolojisinin temsilciliğini devam ettirerek bir asra yakın süredir bunun savunuculuğunu yapmış bir parti ve temsilcilerinden oluşmaktadır.

Oysa savunulan kominizmin bilançosu:

“Komünizmin dünyaya getirdiği ölü sayısı yaklaşık olarak 100 milyondur; Rusya’da 20 milyon, Çin’de 65 milyon Vietnam’da 1 milyon, Kuzey Kore’de 2 milyon, Kamboçya’da 2 milyon, Doğu Avrupa’da 1 milyon, Latin Amerika’da 150 bin, Afrika’da 1,7 milyon, Afganistan’da 1,5 milyon ve uluslararası komünist hareketin ve iktidarda olmayan komünist partilerin neden olduğu 10.000 civarında ölü.”

Bugünlerde ise Mustafa Sarıgül’ün başlattığı dindar portresi ile bu parti sarsılmaktadır.Adeta sağ ile sol arasında bir köprü oluşturması için ortam hazırlanmaktadır.

Ancak buda birçokları gibi,bu tesisi kuranlarca tekrar kaldırılmaya çalışılmaktadır.Tıpkı ortadoğuda Saddam,Hafız Esad ve buna benzer rejimi tesis edenlerin bugün çeşitli bahanelerle bunları ortadan kaldırma çabaları gibi…

İpimizi bağlayanlar azar azar salmaktalar.Tıpkı yıllar öncesinden diktatörleri getirenlerin bugün onları götürmeleri gibi…

Bu bir çatırdama ve bitiş mi,yoksa oluş mu?İstikrar ve istikametin sarsıldığı bir yerde bu ses bir çatırdamadır.

Bu partide de diğer partilerde olduğu gibi;alt kesimle üst kesim arasında hat kopukluğu yaşanıp,birbirlerini yeterli derecede temsil edememektedirler.

Dün olduğu gibi bugün de,CHP birinci derecede fakirleri savunup onların partisi olduğunu iddia ederken,nedense en az oyu onlardan almış ve en çok oyuda üst ve bürokrat kesimden almıştır.

Alt kesimin yeterli olmasa da dine yakınlılığı herhangi bir sebeble sürdürülebilir,namaz kılanlar bulunabilirken,siyasi çehrede bu durum ve dine cephe alma açıkça kendisini göstermektedir.Bazen bu dindarlara kızma adıyla dine sataşma yoluyla da sürdürülür.

-Sol başlı başına Türkiyede ve dünyadaki haliyle ele alınıp işlenmesi gereken bir iddia olup,incelenmesi ve irdelenmesi gerekir.

Neyin taraftarı ve savunucusu?Neyin muhalifi ve düşmanı?

-Solculuk edebiyatı ve Fakirlik edebiyatı yıllarca CHP tarafından sürdürülmüştür.

Solculuk ive sağcılık ile hep kavga ortamı körüklendi.

Din hep hayattan soyutlanıp ya ihrac edildi veya en ılımlı haliyle vicdanlara hapsedildi. Din vicdanlara hapsedilebilir mi?Oysa bu durumda dini hayattan soyutlamak olmaz mı?Yüzde doksansekizi Müslüman denildi ancak hep onlara muhalefette bulunuldu.

Nitekim öğretmenlikten emekli olan bir sınıf öğretmeni kendisinin yıllarca kullanıldığını ifade ederek,yanıldığını dile getirmişti.Ki bu durumda olanlar ve duyulanlar azımsanmayacak kadar çoktur.

Peki bunun yıllardır kendi düşüncesi doğrultusunda yanlış yetiştirdiği öğrencileri ne olacak?Bu işin geriye dönüşü de yok…

Dün inkâr edenler bugün inanmaktadır.

” En ünlü ateist: Artık Tanrı’ya inanıyorum

Reading Üniversitesi’nden emekli olan felsefe profesörü Antony Flew 50 yıldır savunduğu inancından çark etti. 81 yaşındaki Flew gerekçesini ise şöyle açıkladı: “Hayatın var olması için gereken ve içinde inanılmaz bir karmaşık düzen barındıran DNA araştırmaları, hayatın var olmasının ardında zeki bir varlığın bulunduğunu gösteriyor.” 1950’de yazdığı “Teoloji ve Aldatmaca” adlı makalesi birçok dilde 40 baskı yapan Flew’in Tanrı’ya dönüşü, şu ana kadar onun fikirlerinden etkilenen ateist çevrelerde de büyük tepki uyandırdı.

Londra’daki University College’ın biyoloji profesörlerinden Lewis Wolpert, “Sadece bir filozof bu kadar budala olabilir. Gerçek şu ki Tanrı’nın varlığını kanıtlayacak bilimsel bir veri yok” diyerek tepkisini dile getirdi. Babası rahip olmasına rağmen 15 yaşından beri kendini ateist olarak tanımlayan Antony Flew, “İnsanların benim önceki fikirlerimden etkilendiğini düşünecek olursak, sebep olduğum bu büyük zararı telafi etmeye çalışacağım” diyerek özür diledi.

Dünya çapında yankı uyandıran açıklamasında Flew, yeni bilimsel keşiflerin, evrenin yaratılışının arkasında ilahi bir varlığın bulunabileceğini gösterdiğini söylerken, Danvin’in Evrim Teorisi’nin kendisini tatmin etmediğini de belirtti. İlk canlının cansız bir maddeden türemiş olabileceğine inanmadığını ifade eden profesör, bununla birlikte, bir Hıristiyan olmadığını, ayrıca Hıristiyanlık’la İslamiyet’teki tanrı inancına katılmadığını savundu.

23 kitabı var

Tanrı’nın varlığının ispatının ya da yalanlanmasının imkansız olduğuna inandığı için kendini “olumsuz ateist” olarak tanımlayan Flew, Oxford, Aberdeen ve Keele üniversitelerinde de eğitim vermişti. Profesör, halen 23 kitabından biri olan “Tanrı ve Felsefe” adlı çalışmasının giriş bölümünü, yeni edindiği fikirlere göre değiştirmekle uğraşıyor.”

-CHP başta devlet partisi olarak kuruldu ve devlet partisi olarak sürdürüldü.Devlet ve rejimi koruma uğruna halk feda edildi.Ona göre;halk devlet içindir,devlet halk için değildir.Bundan dolayı da insanlar standart olarak devlet elbisesine göre biçimlendirilerek,daha doğrusu budanarak bir acubeye benzetilmiş,devlet elbisesi o insanlara göre ölçülüp biçimlenmemektedir.

-163.maddeyi arzulayarak inanç ve fikir özgürlüğünün önünün alınmasını istemektedir.

-Fakirlerin partisi olup,onları savunduğunu ifade ettikleri halde oylarını hep zengin kesimden almakta ve onlara hizmet götürmektedirler.Nedense genel başkanları dahil önemli bir kısmının zenginleri züğürtlerin çenesini yoracak kadar fazladır.

-Dini kesime olan tahammülsüzlüğü devamlı içte dinle bir bağlantılarının olmadığını en baştakiler tarafından seslendirilmektedir.Bir tahammülsüzlük ve hazımsızlık görülmektedir.

Bediüzzaman Said Nursinin tesbitiyle;bu partinin içinde bulunan militan tipli yüzde beş,yüzde doksan beşi yönlendirmektedir.

-Yapılan araştırmalar bu partinin hızla düşüş içerisine girdiğini göstermektedir.Seçimlerde bir başarısızlık ve oylarda bir düşüş gözlenmektedir.Mevcut oylar dahi bir iyileşme temenni ve dileğiyle verilmektedir.

-Bir üretim ve proje üretememektedir.Kendisi ve taraftarları için muhalefeti seçmiş bir partidir.Üretilen projelere dahi engel olma yoluna gitmektedir.

-Başbakan Tayyib Erdoğan-ın bu parti için söylemiş olduğu;-Kökü Bereketsiz-sözüne karşı Genel Başkanları Deniz Baykalın mahkemeye vereceğini söylemesine karşı,benim tavsiyem odur ki;yapacaklarıyla böyle olmadıklarını isbat etmektir.

-İşte ürettikleri ve meclise sundukları tasarılardan birinde,18 yaşından küçük çocuklarda kahvehaneye gidebilsinler diye meclise bir önerge vermekteler.Odda bunun zeka açtığını öne sürerek..teklifi sunandan belli değil mi?

-Bu parti devletçi bir partidir.İsmi Halkçıda olsa kendisi devletçi bir partidir.

-CHP hala değişememekte ve değişime ayak uyduramamaktadır.

-İşte CHP milletvekili Ali topuzdan inciler:”İslam bizim öz kültürümüz değildir.”

-Başörtüsü taktığı için meclisten çıkartılan Milletvekili Merve Kavakçıya yazdığı “Başörtüsüz Demokrasi”adlı eserinde;CHP zihniyetince yapılanlar şöyle anlatılmaktadır:”DSP’li vekillerin ayağa kalkarak bir ağızdan”Dışarı!Dışarı”diye bağırdıklarını ve alkışla tempo tuttuklarını duyuyorum.Başım dik,gönlüm ferah,ancak kalbimin hızla atışına engel olamadan onları şaşkınlıkla seyrediyorum.

DSP’liler çağrışmalarına devam ederken dönüp bu olanları seyreden suskun gruba bakıyorum.O –rekek-olmakla övünen MHP’lilere,”Başörtüsü meselesini Refah Parisi çözemedi,bizler çözeceğiz”diyenlere,evlerinde eşleri,kız kardeşleri,yeğenleri,hatta kızları başı örtülü olanların sessiz kalışlarına hayretle bakıyorum…”

Bülent Ecevit:”Burası,devletin en yüce kurumudur.Burada görev yapanlar,devletin kurallarına,geleneklerine uymak zorundadırlar.Burası devlete meydan okunacak yer değildir.Lütfen Bu kadına Haddini Bildiriniz!”

-Falih Rıfkı Atay:”Lenin ve Atatürk öldüyse,Stalin ve ismet İnönü başımızdadır.”sözü..

“Bu memlekete kominizm gelecekse onu da biz getiririz.”bir yıllardır savunulan CHP zihniyetidir.

H.C.Güzel:” Seçim ortamında, aynı zamanda bir siyasî parti lideri olan Başbakan’ın, “CHP’nin kökü bereketsizdir” demesinden niçin bu kadar gocunuyorsunuz? Bu, 50’li yıllardan bu yana, siyaset arenasında söylenen sözlerin en hafifidir. Lâkin yarası olan gocunur. Başbakan’ın söylediği gibi CHP, “kökten bereketsiz” bir partidir. Yani, çok partili hayata girdiğimiz 1946’dan bugüne, CHP’nin bir tek bereketli, verimli, olumlu işini gösterebilir misiniz? “,” Deniz Baykal, pek kızmış, pek gücenmiş… “Sizi Ali Topuz’a havale ettim” diyor. Ali Topuz da, Başbakan’ı Hitler’e benzetiyor. Aynı zamanda acı bir itiraf olan “Hitler de oy alıp seçimle gelmişti” benzetmesiyle gülünç duruma düşüyor. Topuz, unutmasın ki, II. Dünya Savaşı sırasında Hitler’le flört edenler CHP yöneticileriydi. Üstelik, Türkiye’yi yıllarca Nazi öntemleriyle idare edenler de onlardı.”

-AP eski milletvekili Rasim Cinisli-nin de ifade ettiği gibi;”İhtilalin içinde İsmet Paşa ve CHP vardı.”Abdulmelik Fırat’ta teyid etmektedir. Ve devamla:”27 Mayıs demokratik devlet hayatının belini kırmıştır.Bir müdahaleler dönemini başlatmış,öte yandan demokrasiye müdahale kültürü oluşturmuştur.

…27 Mayıs demokrasinin kendi kuralları içinde gelişmesini ve olgunlaşmasını önledi,milli irade dışında yol arama heveslerini ise güçlendirdi.Öyle ki artık siyasetçiler millete bakmak yerine içerdeki ve dışarıdaki bazı güçlere bakar oldular.27 Mayıs milli irade üzerine vasiler tayin edilmesidir.Milletin iradesinin elinden alınmasıdır.Hikmeti hükumet dediğimiz iktidar olma cevherini milletin elinden alıp başka güçlere terslim edilmesidir.”

Durumu değerlendiren Ali Fuat Başgil e göre ise:”Memleket azgın bir denizde kırık bir tekneye benziyor.Nereye varacağını şu an ben de kestiremiyorum.”

Kara gözüküyor mu?diyenlere ise.”Ben kara göremiyorum.Bu ihtilal Türkiye’yi en az elli yıl geriye götürmüştür.”dedi.

-CHP’lilerin ihbarıyla ve Celal Bayara göre Türkiyenin her tarafından 150 bin kişi hakkında ihbar yapılıp toplattırıldı.

 

 

 

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu