Köşe Yazıları

‘Çekişmeyince Pekişmez’ mi?

Dil Sohbetleri:3

Bu sohbetimizde de kanaatimizce verdiği mesaj bakımından pek de isabetli olmayan başlıktaki atasözümüzü ele alıp biraz irdelemek istiyorum. Anlam olarak; en doğru yolun karşılıklı çekişmelerle bulunacağını belirten bir atasözü. Ne var ki söz kafiyeli olsun diye  ‟pekişmek„ ifadesinin yanına ‟çekişmek„ sözcüğünü getirmek, anlamda bir sapmaya, kaymaya neden olmuş. Zira ‟çekişmek„ sözcüğünün sözlük anlamı; ‟ağız kavgası„ demek. Yani sözümüz, doğru yolu bulmak isteyenlerin ağız kavgası yapmasını önerip tavsiye etmekte. İşte isabetsizlik de burada.

Oysa gerçeklerin, doğru yolun bulunması için ağız kavgası yapmak, akla gelebilecek yöntemlerin en sonuncusu… Hatta belki de akıldan geçirilmemesi gereken bir uygulama. Zira biz özellikle bazı siyasi partilerin il-ilçe kongrelerinde, TBMM’nin birçok oturumunda bu çekişmelerin, bu ağız kavgalarının zirve yapmış örneklerini izleye izleye bıkmış durumdayız. Sonunda birtakım ciddi kırgınlıklara, küskünlüklere, hatta fiili (fiziksel) kavgalara kadar uzanan ağız kavgaları…

Oysa amaç, doğruyu ve hakikati bulmaksa bunun için ‟çekişme„ ye hiç de gerek yok. Sosyal yaşantımızda, geleneksel kültürümüzde ‟doğru„ yu, ‟gerçek„ i bulmaya yönelik o kadar güzel yol ve yöntemlerimiz var ki ‟çekişme„ye ne hacet?.. İşte bunu ifade eden bazı kavramlar ve çok kısa anlamları:

*İstişare: Danışmak, fikir sormak demek.

*Şûra: Konuşma için yapılan toplantı demek.

*Meşveret: Birkaç kişi arasında yapılan iş konuşması demek.

*Münazara: Belirli kurallara uyularak karşılıklı konuşmak demek.

*Sohbet: Görüşüp konuşmak demek.

*Muhabbet: Dostça konuşmak demek

Bunlar, ilk etapta aklımıza gelen, günlük hayatımızda bizi doğruya, gerçeğe götüren eylemler. Hiçbirinde  ‟çekişme„nin yeri yok. Şu beyitin güzelliğine bakar mısınız?

‟Muhabbetten Muhammed oldu hasıl.

Muhammed’siz muhabetten ne hasıl?..„

Bakınız buna benzer bir sözü de şair nasıl dile getirmiş:

“Barika-yı hakikat, müsademe-iefkârdan doğar.„

Şunu söylüyor bu söz: Gerçek, gerçeklerin ışığı, gerçeğin şimşeği fikirlerin çarpışmasından doğar.

Evet; bir çarpışma var ama insanlar arasında değil, fikirler arasında. Fikirler dile getirilecek. Münazaralar yapılacak. Belki münakaşalar da yapılacak. Ancak; karşılıklı sevgi-saygı kuralları içinde. Nezaketle, kırmadan, incitmeden… Hele hele onur ve gurura hiç ama dokunmadan… Sabretmeyi dinlemeyi bilircesine. Egoizme kaçmadan, kapılmadan. Katılmadığımız düşünceler de olsa konuşulmasına, dile getirilmesine saygı duyarak. Güler yüzle ve tatlı dille… ‟İlle de ben! İlle de benim düşüncem!„ demeden.

Toparlayacak olursak insanlar, gerçeği ve doğru yolu çekişmeden de bulmalı, bulabilmeli. Bunun için yapılacak olan tek şey; sabırlı olmak ve dinlemeyi bilmektir. Bunun içindir ki ‟çekişmeyince pekişmez„ sözünü de pek hoş bulmadığımızı ifade etmek istiyorum. ‟Çekişme„yi yıllarca ve yeterince hep yaptık. Galiba artık yeter… Ne dersiniz?

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu