Köşe YazılarıManşet

Bizim Sansürümüz, Vicdanımızdır!

Eskiden gazeteler basılmadan önce taslak haliyle sansür kurulunca incelenir, kurul, çizeceği yeri çizer, atacağı yeri atar, kalanlar da yayınlanırmış. Kalan yerler de –muhtemelen-çiçek ve böceklerle doldurulurmuş.

24 Temmuz1908 ilan edilen II. Meşruiyetten sonra gazete sahipleri, ‘Sansür Memurları’nı gazeteye sokmama kararı almış.  Bu tarih, 1948 yılında TGC’nin aldığı kararla “Basın Bayramı” ilan edilmiş,  1971 yılında ise “Basın Özgürlüğü için Mücadele Günü” olarak kabul edilmiştir.

Sansür “Şunu yazacaksın, bunu yazmayacaksın” baskısıdır veya emir komuta zinciri içerisinde yapılacakları ve yapılamayacakları listelemesidir.

Her darbe döneminde, 1908’de çok daha geriye gittiğimiz hepimizin malumudur. Öte yandan darbeye de gerek yok, hoşgörüsüz her yönetici, hoşgörüsüz her siyasi, hoşgörüsüz her STK mensubu, hoşgörüsüz her kişi, basına sansür uygulama niyetini içinde bir yerlerde taşır; bunu dillendirse de, dillendirmese de o niyet, sansürün ta kendisidir

Halbuki, basın, kendi sansürünü kendi içerisinde yapandır. Bize göre en büyük sansür, kişinin kendi vicdanıdır.

Her haberin/yazının, toplumun her kesimini incitmeden, değerlerini küçümsemeden, hiç kimsenin onur ve haysiyetine dokunmadan, kişisel hak ve özgürlükleri ihlal etmeden, peşinen suçlayıcı, peşinen aklayıcı durumuna geçmeden, haber yapmak, yazı yazmak ve bunu yayınlayabilmektir. Bizim sansürümüz, kendi vicdanımızdır.

24 Temmuz ‘Basın Özgürlüğü için Mücadele Günü’müz kutlu olsun.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu