Köşe Yazıları

                                      “BİZİM NEYİMİZ ESKİK?„

                                   ADIYAMAN’I TANITMAK

                    

            Zaman zaman yazılı ve görsel basından okuyup izleyince, kadim medeniyetlerin merkezi olan şehrimiz için yapılanlar ve yapılması gerekenler, bir kez daha geliyor ve gündemimizin odağına haklı olarak yerleşip oturuyor.

İlgililer, etkililer, yetkililer ara ara bu yönde birtakım çalışmalar yaptılar, yapıyorlar. Bu yönde maddî- manevi emeği geçen herkese peşinen teşekkür ediyoruz. Ellerine, kollarına, emeklerine sağlık. Ancak; komşu illerimizin benzeri çalışmalarını görünce sanki bir burukluk içine giriyor gibiyiz.

Göbeklitepe’nin adı sanı bilinmezken, bir iki yıl içinde nasıl tanınır hâle geldi veya getirildi?.. Film sanatçısı İlyas Salman’ın ifadesiyle: “Bizim neyimiz eskik?„ Tam aksine, eksiğimiz değil, ondan, onlardan çok daha fazlalarımız var. İşte ilk etapta aklımıza gelenlerden birkaçı:

*Nemrut Dağı ören yeri

*Eski ve yeni Kâhta Kaleleri(Arsemia)

*Cendere Köprüsü

*Karakuş Tepesi

*Gerger Kalesi

*Antik Perre Şehri

*Palanlı Mağarası

*Haydaran Kaya Mezarları ve Atatürk Baraj Gölü.

Bunlardan sadece Nemrut Dağı, Göbeklitepe’ye on çeker…

Durum ve gerçek bu iken “Neler Yapılabilir?„ noktasında aklımıza gelen bazı önerileri paylaşmakta yarar var:

*Siyasiler, Valilik, ilgili devlet kurumları, STK’lar, yazılı ve görsel basın, üniversite, belediyeler, ajanslar işbirliği yaparak mevcut faaliyetlerini çok daha profesyonel, çok daha üst düzeyde düzenleyebilirler.

*Her türlü yeme, içme, konaklama ve ulaşım hizmetleri, bulunacak sponsorlar tarafından karşılanmak üzere film yapımcıları davet edilerek filmler çekilebilir, kısa metrajlı filmler yapılabilir, belgeseller hazırlanabilir, çizgi filmler yapılabilir, diziler hazırlanabilir.

*Tarihî ve turistik yerlere başlangıçta ücretsiz turlar düzenlenebilir. Sonradan maliyetine, daha sonraları da turizm geliri amacıyla turlar…

*Buralarda konserler, eğlenceler, festivaller, yarışmalar vb. etkinlikler düzenlenebilir.

*Ulusal tv. kanallarına reklamlar verilerek tanıtım programları yapılabilir.

Böylece Huzurun Merkezi olan güzel şehrimiz, hak ettiği konuma gelmiş olur inşallah. Akla gelen gelmeyen faaliyetlerin gerçekleştirilmesi için ihtiyaç duyduğumuz sponsorlarımız var. Hem de fazlasıyla… Yeter ki biz istemeyi bilelim. Yeter ki biz harekete geçirmeyi ve organizeyi yapabilelim. Yazımıza  Köroğlu ile Bolu Beyi’ne atfedilen bir anekdotla son verelim:

Köroğlu, Bolu Beyi’nin kızına aşıktır. Köyün yaşlılarından bir heyet oluşturularak Bolu Beyi’nin kızını istemeye gönderir. Bolu Beyi, gelen heyeti geldiğine, geleceğine pişman eder:

―Siz kim oluyorsunuz da kızımı istemeye cesaret ediyorsunuz? Haddinizi bilin!.. Köroğlu kim, ben kimim? Defolun, gidin, diyerek, heyeti geldiğine geleceğine pişman eder. Köye dönen heyet, günlerce düşündükten sonra şu kararı alır:

―Biz, normal yoldan, gayet kibarca gidip Allah’ın emri, Peygamber’in kavliyle istedik vermedi. Bu kez köyün en küfürbaz en ağzı bozuklarından yeni bir heyet oluşturulur ve Bolu Beyine gönderilir. Daha konağa varmadan küfürlerin bini bir para:

―Bolu Beyi de kimmiş?.. O kendini ne sanıyor?.. Biz ona haddini bildiririz!.. Bize nasıl kız vermez?.. Vesaire, vesaire…  Daha ağır ve daha hakaret dolu benzeri sözler eşliğinde gelen heyet kabul edilir, ağırlanır, yedirilir içirilir. Gene aynı ağızla kızı istenir. Bolu Beyi bu kez:

―Verdim gitti, der. Maksat hasıl olmuştur. Heyet ayrılırken içlerinden birisi sorar:

―Bolu Beyi! Önceki heyetimiz Allah’ın emri, Peygamberin kavliyle lisanı münasiple istedikleri halde kızını vermeyip azarladın, kovdun. Peki bizim heyetimize neden kızı verdin?

Bolu Beyi’nin cevabı çok ilginçtir:

―Onlar, benim anlayacağım lisanla istemediler ki… Öyleyse diyoruz ki her şey Adıyaman için… Seni sevmek ibadet. Maksat Adıyaman’sa gerisi teferruat… Yeter ki istemeyi bilelim…

 

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı