Köşe Yazıları

”BİZ Düğün Yapmayacağız Kİ…„   

İki Gerçek Hikâye

Tarihî Samsat’ın şimdilerde baraj gölü altında kalan bir köyü. Tek derslikli bir ilkokul. Onbeş yirmi civarında bir öğrencisi var. Beş sınıfın beşi de aynı derslikte. Öğretmen, gencecik, çiçeği burnunda saf, temiz, masum Egeli bir genç. Göreve başlayalı henüz bir ay oluyor. Bir  aylık çalışmanın ardından, bitişik köydeki bayan öğretmen arkadaşıyla beraber jiple şehre gidiyorlar. Hem bir aylık maaşlarını, hem de o zamanın ifadesiyle harcırah denen yolluklarını alacaklar. Arkadaşlıkları, sadece komşu iki köyde çalışmalarına dayalı. Herhangi bir duygusal yakınlık falan yok.

Milli Eğitim Müdürlüğü, eski Kasap Pazarı’nın sağ ilerisindeki üç katlı binada. Az sonra iki arkadaş milli eğitim müdürünün makamındalar:

—Efendim, biz maaşlarımızı aldık. Eğer mümkünse yolluklarımızı da almak istiyoruz. İlgili şef, bizi size yönlendirdi.

Milli eğitim müdürü, çekmecesinden bir dosya çıkarıp inceliyor. Kısa bir göz gezdirmeden sonra biraz üzgün:

—Arkadaşlar maalesef ödenek yok.

—Peki, ne yapacağız efendim?

—Yolluğunuz düyuna kaldı arkadaşlar.

—…

Genç çift şaşkın ve üzgün. Bir süre ses çıkarmadan birbirlerine bakıyorlar. Uzun süren bir suskunluktan sonra genç kız cevap veriyor:

—Efendim, biz düğün falan yapmayacağız ki? Düğün diye bir düşüncemiz yok.

Müdür, durumun farkında: Gençler, devletin borcu anlamındaki “düyun„u, düğün olarak anlamış. Bir kahkahadan sonra gençleri oturtup çay ikram ediyor. Ardından da düyun ile düğün sözcükleri arasındaki farkı açıklıyor. Bizimkiler biraz mahcup ve biraz gülümsemeli… Artık ikna olmuş durumdalar. İzin isteyip ayrılıyorlar. O günden sonra her karşılaştıklarında; “Efendim, biz düğün falan yapmayacağız„ sözlerini hatırlayıp katıla katıla gülerlerdi… Taa ki gerçek düğünlerine kadar…

 

Teknik Eleman Talebi

Olay, gene tarihi Samsat’ın bir köyündeki bir bir ilkokulda geçiyor. Beş sınıflı, tek derslikten ibaret bir okul. Öğretmeni vekil öğretmen. Amerikalı bir Barış Gönüllüsü(!)Aslında barış gönüllüsü mü, misyoner mi, casus mu olduğu pek de belli değil. Amerika’nın okullarımıza ne idüğü belirsiz süt tozu ve peynir yardımı yaptığı yıllar. Belki de domuz ürünleri…

Mevsim kış. Havalar soğuk. Karlı, yağmurlu günler. Öğretmen vekilliği yapan bizim Barış Gönüllüsü(!)her gün dersten sonra jiple şehre gidiyor. Ertesi sabah dönüyor. Soğuk, yağmur, çamur diye bir derdi yok. Birkaç gün sonra köyün muhtarı kapıyı çalmadan içeri giriyor. Kucağında bir odun sobası. Arkasındaki gencin de kucağında dört beş tane soba borusu. Selamdan sonra sobayı, boruları anlatıp neye yaradığını, nasıl kurulacağını yarım yamalak Türkçesi ile izah ediyor. Getirdiklerini dersliğin bir kenarına bırakıp gidiyor. Aradan üç dört gün geçtikten sonra, bizim sobamız ve boruları hâlâ bırakıldıkları köşede duruyor. Öğrenciler, Barış Gönüllüsü vekil öğretmene, yarı Kürtçe, yarı Türkçe anlatmaya çalışarak sobanın kurulmasını, üşüdüklerini söylüyorlar. Bizimkisi, nihayet durumu anlamış olacak ki eline kağıt kalem alıp Milli Eğitim Müdürlüğüne resmi bir yazı yazıyor. Yazı aynen şöyle:

“Milli Eğitim Müdürlüğüne Adıyaman. Konu: Teknik eleman gönderilmesi hakkında. Havaların soğuması nedeniyle, okulumuzun sobası kurulacaktır. Teknik bir eleman gönderilmesi arz olunur.„ Evet, aynen böyle. Yazıyı alan Milli Eğitim Müdürü, Samsat Nahiye Müdürüne telefon edip yardımcı olmasını istiyor. Nahiye Müdürü de bir elemanını traktörle köye gönderip sobanın kurulmasını sağlıyor. Böylece bizim barış Gönüllüsünün(!)teknik eleman talebi de karşılanmış oluyor.

Muhtemeldir ki eğer imha edilmediyse o resmi yazı belki de milli eğitimin arşivinde hâlâ raflardaki yerini koruyordur. Teknik eleman marifetiyle kurulan sobalardan, akıllı tahtalara ve bugünlere… Vesile olanlardan Allah razı olsun…

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu