Köşe Yazıları

Bir Gün Gelecek Biliyorum*

Bir gün gelecek biliyorum; insanın kendi karmaşasının sona erdiği, suyun kendi akarını bulduğu “insan olmanın” herkes için vazgeçilmez bir öncelik olduğu zamanların uzak olmadığını ve çok yakında ulaşacağımızı biliyorum.

O gün dostlarımız ile oturacağız, yeni hayattan nasıl zevk alına bilirliği konuşacağız.  Her birimiz hayatı farklı yorumlasak da aslında tüm yorumların merkezinin büyük üstatların dediği gibi “insan olmakla”  anlam kazandığını göreceğiz.

Necati Atar ile dil, kültür ve duruşun sözlerini; Mustafa Çevik ile ilahiyatçıların karşı çıkışlarına rağmen Samsatlı Lukianus’un muvahhid olabileceğini; Ebubekir Aytekin ile Bavıko’dan anlatıları, Seyda Oruç ile Dıréjan hikayelerini konuşacağız.

Mustafa Aloğlu bizi Zerban’da ağırlayacak,  hayatımızda eksik olanın yıpranmış gündelik dil değil; dile anlam katan kelimeler olduğunu göreceğiz.

Araştırmacılarımız üzerinde çalışılması gereken bir çok konu olduğunu söyleyecek. Hesé Meça’dan faydalanamadığımız gibi oğlu Dengbej Gaffar’ı da tanımadığımız dile gelecek. Mustafa Hayri Efendi’nin tefsiri konuşulacak, Hacı Üzeyir Efendi’nin topluma kattıklarının üzerine hasbihal edilecek.

Akil Yağımlı, bu sefer bomba atan tayyarelerden etkilenen çocukları değil, seyir tepesinde uçurtma uçuran çocukları çizecek. Sinan Temel’in koltuk altında yine birkaç karpuz olacak. Suat Tekin, emekliliğin tadına varmak için kaleme sarılacak. Doğan durgun, bu halin epistemolojisinden dem vuracak. Şemsettin Bilgin, Adıyamanlı Asım ve Haydar Efendi’nin divanları ile bizleri buluşturacak. Demirhan Seçilmiş, bu divanlardan beyitler okuyacak.  Arif Kingir, yine modern bir derviş gibi cebinde kitaplar taşıyacak ve kerpiç büyüklüğünde kitaplar hatmedecek.

Bir gün gelecek biliyorum. Kavgaya, şarlatanlığa, yok etmeye dair çığırtkanlık yapanlar toplumda kimsenin gözlerine bakacak yüz bulamayacak. İşin daha da ilginci çığırtkanlık için onların ellerine metin verenler dahi onları terk edecek.

Ali Büyükşahin bize Ulubaba’da demli bir çay hazırlatacak ve eski zamanlardan kalan bir Kerbela ağıdı semaverin içini yakacak.

Bir gün gelecek biliyorum.  Öğretmenler, öğrencilerine insan hayatının aslında tıpkı kır çiçekleri gibi tüm düşüncelerden çok daha değerli olduğunu söyleyecek.

Anneler çok uzun masallar anlatacak çocuklara. Bu malların kahramanları kınlarında kılıç taşıyanlar değil; heybelerinde marifet taşıyanlar olacak…

 

*Bu yazı, birkaç yıl önce yol hali olarak yazılan bir yazı. Ali Büyükşahin ve aramızdan ayrılan diğer insanlarımıza tekrar rahmet diliyorum.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu