Breaking News
Anasayfa / Köşe Yazıları / BESLE KARGAYI OYSUN GÖZÜNÜ

Yazar Kazım Çetinkaya

BESLE KARGAYI OYSUN GÖZÜNÜ

 

BESLE KARGAYI OYSUN GÖZÜNÜ

Beslediğimiz kargalar gözümüzü oymaya başladılarsa, kendilerine makam ve mevki verdiklerimiz, servet kazanmalarına vesile olduklarımızı ne kadar yanlış seçtiğimizi anlamaya başlarız.

Biz kendimizi dostlarımızın şerrinden, kötülüğünden koruyabilirsek, düşmanlarımız hiçbir halt işleyemezler.

Siyasette vefa yoktur. Bunu biliyoruz. Siyasetin gözü, hakikatı görmede kördür. Öfke ve ihtiras, aşk gibi aklı zail eder ve gözü kör eder…

Liyakatleri olmadığı halde , hak etmedikleri halde servet ve ihtişama sahip olanlar, hep daha fazlasını istedikleri gibi, siyaset kadrolarını aldığınızda, bir gün mamalarını kestiğinizde dişlerini gösterirler.

Siyaset arenasında brütüslerle dolu olan her yer fokur fokur… Dün ayakta iken elini öpenler, yarın düştüğünde sırtından vururlar.

İnsanoğlu genel anlamda muhteristir, nankördür ve vefasızdır. Nefsinin esiri olan insanlar, muhteris, nankör ve kan dökücü olurlar.

Sabredenlerle beraber olduğunu söyleyen Yüce Yaratıcı’nın İlâhİ kelamı onlar için bir şey ifade etmez ve şeytanın oyuncağı olmayı tercih ederler.

Vefasız, nankör ve ne oldum delisi insan müsveddeleri, iyilikleri hep kendinden, kötülükleri başkalarından bilir, hedonist ahlaka sahip, ben merkezcidirler!…

Firavunun sarayında Hz.. Musa’yı büyüten Yüce Allah’ın hikmetli işlerine akıl erdiremezler, hatta kabullenmek bile istemezler.

Hz. Yakup (a.s)’ın evinde yaşayıp, onun ekmeğiyle aşıyla büyüyüp kardeşi Yusuf’u kuyuya atmak da günümüzdeki vefasız, kansız ve nankörlere örnek değil midir?

Hatırlar mısınız Hz. Ali’yi kim öldürdü? Ya da Hz Osman’ı öldürmeye gelenlerin başında kim vardı biliyor musunuz?

Bazılarımız çok para kazandık. Güzel kadınlarımız, gururlandığımız çoluk çocuğumuz oldu. Hayalimizdeki makam ve mevkileri elde ettik, ama sadece inancımızı değil, insanlığımızı da kaybettik!..

Daha önce iyi olarak bildiğimiz, güvenilir, samimi, inançlı insanımızı bir makama getirince, ya da servetle malla tanışınca öteki çirkin yüzü ortaya çıkıyor.

Allah bizi bazen mallarımız, canlarımız ve sevdiklerimizle zaman zaman artırarak veya eksilterek  imtihan edecektir.

Zaferi nasip eden Allah’tır. Yoksa Halid B. Velid’in gücü değildir. Allah’ın arslanı diye lakaplandırdığımız Hz. Ali’ye, Allah kamil bir iktidar nasip etmedi. İktisat kuramcısı olan Ebu Zer ise acından öldü…

Servet, mal, mülk, başarı, zafer, makam, mevki, rütbe, terfi hepsi Yüce Yaratan’ın takdirindedir. Kimin ne ile imtihan edildiği ve hakkında neyin hayırlı, neyin şerli olduğunuz ancak Allah bilir..

Hepimizin tamah ve zaafları şeytanın sermayesidir. Siyaset, mafya, sermaye, Bürokrasi ve STK’ların içinde kendilerine farklı kılıflar bularak gizlenen iki yüzlü şeytanlar her kes tarafından bilinmeli ve yüzlerine tükürülmeyecek bu mahluklar baş tacı edilmemeli. Safdışı bırakılmalıdırlar.

Madem her topluluk layık olduğu gibi idare olunacak, biz kendi hakkımızdaki hükmü değiştirmeden Allah bizim hakkımızdaki hükmünü değiştirmeyecek.

Bu yeni yetme zenginler nereden, nasıl türediler?  Helal olan ticaretle uğraşanlar neden faizle uğraşanlar, tefecilik yapanlar kadar para kazanamıyorlar?

Bir taraftan senelerdir boş bekleyen dükkanlar, diğer taraftan dükkanlarının kirasını ödeyemeyen ,siftah yapmayan esnaflar…İlgisiz siyasetçiler, etkililer ve yetkililer!…

Her gün servetlerine servet katan dünkü açlıktan ağzı kokanlar bu serveti, nereden buluyorlar? Rızkın onda dokuzu ticarette değil miydi? Her gün biraz daha kötüye giden memleket ekonomisi ne zaman şahlanacak?

Hani işlerimizi ehline verecektik? Hani rüşvet alan da veren de lanetlenmişti? Rüşvet almayacak ve vermeyecektik. Torpil yapmayacaktık!.. Dayısı, ayısı olanlar değil, ehliyet ve liyakati olanlar görevlendirilecekti.

İçinizden birilerinin ;”  Bu işler dün vardı, bu gün de var, yarın da olacak” dediklerini duyar gibiyim. Olsun !.

Bizim varacağımız yer, kınadıklarımızın durdukları yerden daha farklı olmalı değil miydi? Bir yerde durup kendimize bir bakmamız gerekmez mi?

Boş meydanlarda mangalda kül bırakmayanlar! Bizim daha vefalı, daha dürüst, daha samimi ve içten duygularla davranmamız gerekmiyor muydu?

16.7.2018   Kâzım ÇETİNKAYA

 

 

 

Bu Habere de Bakın

MUTLULUK LÜKS OTOMOBİLLERDE, GÖRKEMLİ VİLLALARDA DEĞİLDİR.

MUTLULUK LÜKS OTOMOBİLLERDE, GÖRKEMLİ VİLLALARDA DEĞİLDİR. Huzur ve mutluluk, arayıp bir türlü bulamadığımız iki güzel …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir