Köşe Yazıları

Ben Böyle Çıkamam

Geride bıraktığımız 24 Ocak Elazığ-Malatya depremi yurdun hemen hemen her yerinde hissedildiği gibi yurt dışında bile Suriye’de, Irak’ta, Lübnan’da hissedilmesine karşın, can kaybının daha büyük olmaması, tek tesellimiz. Bir kez daha vefat edenlere Allah’tan rahmet, akraba ve aile efradına başsağlığı diliyoruz. Hepimizin başımız sağolsun. Rab’bim, geride kalanlara sabır ve sağlıklı, hayırlı uzun ömürler versin.

Televizyonlardan saat saat izlediğimiz kurtarma faaliyetleri; çok anlamlı, mesaj veren tesellilerle doluydu. Hemşehrimiz Elif Kuştepe’nin enkaz altındaki yaralıyla telefon irtibatı kurup, kurtarmasını mı söylersiniz?  Jandarma ekibinin olağanüstü çabalarıyla kurtardığı depremzedemizi mi söylersiniz? Yüsra bebek ve annesinin kurtarılma mücadelesini mi düşünürsünüz?.. Kırk beş canın, yeniden hayata döndürülmesini mi?.. Sayılacak, söylenecek, yazılacak o kadar mucize, o kadar anlamlı örnek var ki haddi hesabı yok…

Bunlardan bir tanesi de o muhteşem cümlesini yazımıza başlık yaptığımız ablamız, teyzemiz, ninemiz, kardeşimiz… Evet; yaşı kemalde olan bir örnek insan. Saatlerce beton yığınlarının , enkazın  altında ölümle pençeleşiyor. Azraille burun buruna… Sonunda kurtarma ekibinin olağanüstü gayretiyle açılan bir delikten kendisine ulaşılıyor. AFAD görevlisi, saniyelerin altın değerinde olduğu zamanı kaybetmemek için sevinçle:

―Haydi teyze! Uzat elini. Elimi tut. Seni kurtaracağız inşallah, diyor. Şimdi, eli öpülesi teyzenin inancına, iman gücüne bakınız.  Her an beton yığınlarından biri kayıp yer değiştirebilir. Zira artçı depremler peş peşe devam etmekte. Teyzemiz yeniden bir beton parçasının altında kalabilir. Ekibin binbir güçlükle açtığı delik her an kapanabilir. Teyzemiz, bunların farkında ama ölümden kokmuyor. Verdiği cevaba bakar mısınız?

―Ben böyle çıkamam… Nedeni de başının açık olması… Ortalık tam anlamıyla can pazarı. Her yer ölüm kokuyor. Bir saniyenin kıymeti tarif edilemez boyutta… Bu gerçeğe rağmen;„Ben böyle çıkamam“ diyor. Derhal başını örtecek bir giyecek uzatılarak ikna edilebiliyor… O enkazdan çıkarılmamaya razı, başı açık çıkmaya razı değil. Başını örttükten sonra yeniden hayata döndürülen bu ablamızın iman gücü, kuvvetli inancı, ihlası, sabrı, tevekkülü o kadar güzel ve anlamlı ki anlatmaya kelimeler kifayetsiz kalır.

Bu millet ne büyük bir millet güzel Allah’ım! Bu insanlar ne kadar mübarek insan yarabbim!.. Kömür ocağı çöker. Kömür yığınlarının altından mucize eseri olarak çıkarılıp hayata döndürülür. Ambulansa bindirilip acilen hastaneye götürülecek. Çamurlu  muflonsuz gislaved lastik ayakkabısını çıkarmadan ambulansa binmez.“Kirletmeyeyim„ diye… Mehmetçik, dağda töreristlerle çarpışırken yaralanıp hastaneye götürülür. Postalını çıkarmadan hastaneye girmek istemez.“Çamur olmasın„ diye… Teyzenin yaşı iyice kemâldedir. Kefeni için ayırdığı parasının bir kısmı ile evinin yanıbaşındaki okulun öğrencilerine şeker alır gider. Ayakkabasını çıkarır. Buz gibi yerlere basarak sınıfa girer ve şeker dağıtır. Ayakkabıyla sınıfa girmez.“sınıf kirlenmesin„ diye…

Rab’bime binlerce hamdüsenalar olsun ki böyle yüce bir milletin mensubu olarak yaratmış… Gel de bu mübareklerin ellerinden, alınlarından, gözlerinden öpme!.. Ne mutlu size!.. Rab’bim bu yüce milleti, bu kutsal vatanı her türlü görünür görünmez kaza ve belâlardan korusun inşallah! Sela ve dua ile…

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı