Köşe Yazıları

Belediye Başkanı Ve Toplumsal Gerçekler

Belediye Başkanı Ve Toplumsal Gerçekler

 

1970’ yılında köy’den şehre gelip orta okul eğitimime başladığımdan beri, o zaman’ın Atatürk ilkokulu öğrencisi olan F. Hüsrev Kutlu’yu tanıdım. Sınıf öğretmeni olan M. Mücahit Erez Bey’in gözde öğrencilerinden olan küçük Hüsrev’in öğretmeniyle beraber sınıf arkadaşlarının fotoğraflarını çekmiştim.

O günden beri tanıdığım, düzgün bir aile ve memleketimizin eşrafından esnaf olarak memlekete hizmet etmiş, saygın bir babanın evladı olan  F. Hüsrev Kutlu , hep olduğu gibi göründü, göründüğü gibi oldu. Beraber paylaştığımız epeyce hukukumuz oldu. Eğriye eğri, doğruya doğru, demeyi hiç ıskalamadı. Kendisini olduğundan fazla hiçbir zaman göstermedi.

Ortaokul-Lise yıllarında da hep aynı ortamları, mekanları, paylaştığımızdan kendilerini yakinen tanıdım. Siyasal hayata çocukluk yıllarında başladı. Olgunluk yaşlarında siyasette bir haylı mesafe katetti. Eski siyaset yoldaşı olan Dengir Fırat’la koşturdukları siyaset arenasından sonra her ikisinin de başına aynı dönemlerde talih kuşu kondu. Hüsrev Bey, o günden sonra yalpa yapmadan yoluna devam ederken, Dengir Bey yol değiştirerek, farklı kulvarda koşturmaya devam etti. Her şey Yüce Yaratan’ın takdirinde…Amenna..Yapılacak bir şey yok.

Siyasette bir yerlere gelmek nasip işidir. Çok bilgili olmak, çok kültürlü olmak, çok, yabancı dil bilmek, çok sosyal olmak, çok zeki olmak, birkaç diploma sahibi olmak gerekmiyor. Yıllarca siyaset arenasında at koşturan çevremizde tanıdığımız pek çok insan vardır ki, bir ömür boyu bir arpa boyu mesafe kat etmemişlerdir.

AK parti’nın kurucu il Başkanlığından sonra iki dönem yaptığı Milletvekilliği görevinin akabinde Allah bu ilin Belediye Başkanlığını kendisine nasip etti. Şimdi şehrimizin Şehr-ül Emini …

Zaman zaman muhtelif TV. Programlarına konuk olduğu gibi, önceki akşam da ilimizde ulusal yayın yapan Mercan TV:ye konuk olmuştu. Yine ilimiz ile ilgili sorulan her soruya dobra dobra ve kendine has uslubuyla içinden geldiği gibi, tabiî haliyle cevaplar vermekten çekinmedi.

Sorulan her soruya, açık yüreklilikle, medeni cesaretiyle, lafı hiç sağa sola çevirmeden, sansürsüz olarak yüreklice cevaplandırdı. Kendimi çok başarılı, çok çalışkan çok hizmet ehli bir başkan olarak görmüyorum dedi Hüsrev Bey. Ama elimden gelen çaba ve gayreti gösteriyorum, göstermeye devam edeceğim dedi. Basın- medya’ya yaptığı açıklamasında kendi hizmet karnesine 10 üzerinden 6 puan verdiğini söylemekle, yapacağı daha çok işlerinin olduğunun da ipuçlarını verdi.

Şehrin her hangi bir semtine yapılan bir hizmete karşılık teşekkür beklemediğini, bunun kendi görevleri olduğunu, vermeye başladıkları taziye yemeklerinin bir lutuf olmadığını, bu yemekleri de halkımızın parasıyla verdiklerini gayet açık yüreklilikle belirten Başkan, hizmetlerinin devam edeceğini vurguladı..

Reis olduğu günden beri yapılan iş ve işlemleri zaman zaman halkımızla paylaşırken, riyasız, kibirsiz, gurursuz ve her şeyi olduğu gibi aktarıyor. Kendisi hakkında söylenenleri ekranda dile getirirken, itham ve sitem sahiplerini de anlayışla karşıladığını, ama haksızlık yapmamaları gerektiğini de hatırlatıyor. Bir kimseye olan kin ve düşmanlığınız sizi haksızlığa sevketmesin. Yiğidi öldür ama hakkını inkâr etme. Sezar’ın hakkı sezar’a…

Bizler önce insanız, sonra müslümanız. Her insanın elbette hataları vardır, yanlışları olacaktır. Eksiklerimiz kusurlarımız bizim normal bir insan olmamızın gereğidir. Peygamberlerin bile zaman zaman işledikleri hatalara, yanlışlara zelle denir. Biz haşa Peygamber olmadığımız halde yaptığımız hatalar olursa affedilebilmeliyiz.. Hatasız dost arayan dostsuz kalır.

Kendisini tenkit edenleri, büyük bir sabır ve soğukkanlılıkla karşılayan Başkan Hüsrev Kutlu, yapılan yanlışları, eksikleri, zaafları da zaten kendisi ekranda en tabii ve gösterişsiz haliyle dile getirmekten imtina etmiyor.. Hata ve kusurlarımızı, yanlış ve eksikliklerimizi itiraf etmek, kabul etmek büyük bir erdemliliktir.

Siyaset gelip geçicidir. Hizmetler bakidir. İnsanları eleştirirken, insaf ve vicdani duygularda muhasebeli ve muvazeneli davranmamız gerekir. Siyasî görüşümüz, dünyevi düşüncelerimiz, hayata ve topluma bakış açılarımız bizi haksızlığa sevk etmemeli. Dilin kemiği yok. Her kes hakkınızda her şeyi söyleyebilir. Yaptığımız iş ve davranışlarımızda biz kalben, ruhen, vicdanen müsterih isek, başkalarının çelme takmaları çok bir şey ifade etmez. Yaptıklarımızdan ve yapmadıklarımızdan biz sorumluyuz. Hesabını da biz veririz. Bütün insanları memnun etmek mümkün olmaz. Önemli olan da geride şu gökkubbede hoş bir sâda bırakmak…

 

 

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu
Kapalı