Köşe Yazıları

Batmayabiliriz

Bir işletme daha kapanıyor. Aslında kapanamıyor. Emek var, malzeme var, para var. O yüzden “DEVREN” diye yazılmış.

Geçen gün de biri kapanmıştı. Muhtemelen 2 hafta içinde birkaç tanesi daha kapanacak.

Yaprak dökümünün devam edeceğinin herkes farkında.

Göz göre göre batıyoruz.

Batmamak mümkünken, başka yollar da var ve biz onları biliyorken çırpınıp batıyoruz.

Fırıncılardan bahsediyorum.

Bakkal ve marketlerden,

Marangozlardan, pencilerden, tuhafiye ve ayakkabıcılardan, küçük sermayelerle açılan giyimcilerden…

Kurbağayı kaynar suya atmışlar, can havliyle sıçrayıp çıkmış. Ilık suda yavaş yavaş haşlanınca farkında olmadan canından olmuş.

Coronavirüs pandemisinin ta ilk zamanlarından başlayarak küresel düzenin yeni bir şekil alacağını, iş modellerinin farklılaşacağını ve geleneksel ticaretin yeni bir boyut kazanacağını yalnızca fütüristler değil, herkes söyledi.

Pandemiye, savaşlar ve beraberinde tedarik zincirinde bozulma, enerji ve akaryakıt fiyatlarındaki yüksek artış, uluslararası ticarette yeni pozisyon belirleme de eklenince beklenen gün geldi çattı.

Şimdi bir karar vermenin zamanı.

Ilık suda bekleyip adım adım ölmek mi, bu su beni bitirecek nasıl olsa deyip bir hamle yapıp çıkmak mı?

Şikayet etmek kolay. Temenni de üstün bir meziyet gerektirmez.

Asıl iş, soru sormak.

Un fiyatları artmaya devam edecek mi? EVET

Zincir marketlerle yerel marketlerin rekabet şansı var mı? HAYIR

Marangoz atölyelerimiz dev mobilya şirketleriyle yarışabilir mi? YAKININDAN GEÇEMEZLER

Liste uzar gider.

Önümüze iki yol çıkar. Biri “birlikte hareket etme kültürü yok” yazan ve sonundaki duvarda “THE END” yazan yol, diğeri kol kola girersek büyüyüp güçlenerek devam edebileceğimiz yol. Hayat kadar uzun. Bazen sıkıntılı bazen keyifli. Birlikteyken sorun çözmek de daha kolay ayrıca.

Şimdi iş ve sorumluluk üyesi olunan oda ve birliklerde.

Bu yapılardan beklenense Amerika’nın yeniden keşfi değil, iyi modelleri bulup hayata geçirilmesi için çaba harcamaları.

Bir soru daha soralım. Bu kadar küçük işletme neye/kime hizmet ediyor. Kendi sigortasını (Bağkur) ödeyemeyen, vergiyle başı dertte, haftada 6 gün 12 saat çalışan, kira, elektrik, internet ödemesini zar zor yapabilen ve çalışanının hakkını ödeyemeyen esnaf sadece kendisine haksızlık yapmakla kalmıyor, çalışanının da hakkına giriyor. 2 bin TL’ye adam çalıştırmak nedir Allah aşkına.

Girişimcilik denen şeyin bu olmadığı çok açık.

Tecrübe, sermaye, arz-talep durumu, rekabet koşulları, hedefler ve daha pek çok bileşen…

İşyeri açılışları için ruhsatlandırma sürecinde yerel yönetimler inisiyatif alabilirler mi? Odalar sürece nasıl müdahale eder? Değerlendirmek gerekir.

Kolektif akla çok ve acil ihtiyaç var.

Selametle…

 

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu