Köşe Yazıları

‘Avrat Malı Kapı Mandalı’mıdır?

Dil Sohbetleri: 2

Bu atasözümüzle ilgili düşüncemizi paylaşmadan, ‟avrat„ sözcüğüne bir bakalım. ‟Hanım, bayan, eş, kadın, karı„ anlamlarına gele Arapça kökenli bir sözcük.(Avret=avrat) Bir de örtülmesi gereken yer gibi anlamı da var. Bize göre ‟hanım, bayan, kadın, eş„ gibi karşılıkları varken, ‟avrat„ sözcüğünü kullanmamak daha kibar ve daha zarif olacak. Sanki ‟avrat„ sözcüğü biraz daha sert, kaba, maçomsu bir ifade gibi…

Yüce dinimizin cenneti ayaklarının altına serdiği ‟ana„larımıza, babalarımız ‟avrat„ değil de ‟hanım canım„ dese daha güzel olur diye düşünüyorum. ‟Avrat„ sözcüğü ile pek barışık olmadığımı belirttikten sonra gelelim başlıktaki atasözümüze: ‟Avrat malı, kapı mandalıdır.„ Bu atasözünü biz yöresel konuşmalarımızda biraz değiştirip; ‟Avrat malı, kapının etebesidir.„ biçimine çevirmiş ve o haliyle de kullanıyoruz. Sırası gelmişken bir de şu ‟etebe„ sözcüğüne bakalım. Arapça asıllı bir sözcük. ‟Atebe„ den geliyor. Anlamı da ‟eşik, basamak„ demek. Ancak biz kapı eşiği, kapının ilk basamağı anlamını değiştirip kapının üstüne konan kalas, kiriş, tahta anlamıyla kullanmaktayız. Kapı-pencere boşluğunu ayakta tutan bölüm anlamında…

Şimdi bu atasözlerinin anlamına, mesajlarına bakalım. Her iki haliyle de erkeğin, kadın malına güvenmemesini, hatta tenezzül etmemesini ifade ediyor. Ne var ki isabetsiz ve bencilce bir yaklaşım… Zira biz, hanımımızla evlenirken hem nikah memurunun hem de din görevlisinin huzurunda bir sözleşme yaptık. Hastalıkta, sağlıkta, iyi günde, kötü günde hep el ele, omuz omuza, yan yana olacağımıza söz verdik. Artık bunun ayrısı gayrısı, bencilliği egoizmi, tenezzülü menezzülü yok. Her şey müşterek, her şey el ele, omuz omuza. Sevinçler de üzüntüler de… Varlık da yokluk da… Mal da mülk de…

Hem evlilikten ölünceye kadar aynı yastığa baş koyacaksın, hem de hanımının malını, mülkünü, sahip olduğu maddiyatı kapının mandalı gibi gereksiz görüp dışlayacaksın… O maddiyatı kapının atebesi(etebesi) gibi düşünüp kapıdan her giriş çıkışta başına çarpıp seni rahatsız eden bir nesne gibi yorumlayacaksın… Çok yanlış, çok bencilce ve bir o kadar da tepeden bakma içeren bir söylem ve davranış.

Aile gibi kutsal bir müesseseyi birlikte kurup yaşatacaksın. Çocuklarınla bu güzel yuvayı şenlendirip büyütecek ve geliştireceksin. Yeri geldiğinde de hayat arkadaşının, senin bir parçan olan Eşinin sahip olduğu malı mülkü kapının mandalı veya atebesi olarak göreceksin… Yanlış ve bir o kadar da gereksiz.

Evet atasözümüz: ‟Hanımın ne kadar mala ülke sahip olursa olsun, ona güvenip yan gelerek yatma„ diyorsa doğrudur. Evin reisi, hanımının babasından gelen-kalan mala-mülke güvenerek yan gelip yatıyor ve aile reisi olarak evin geçimini sağlamıyorsa belki o zaman bu atasözüne hak verebiliriz. Eğer aile reisi baba olarak, eş olarak hanımının sahip olduğu malı mülkü hiç düşünmeden üzerine düşen görevleri yapıyorsa, geçim için, daha iyi geçim için hanımının malına da mülküne de ihtiyaç da duyabilir, buna müracaat edebilir. O mal, o mülk hiçbir zaman için ne dış kapının mandalıdır, ne de kapının atebesidir. Evin hanımının, beyinin, varsa çocuklarının ortak bir değeridir ve aile için kullanılmasında da hiçbir sakınca yoktur.

Bunun erkeklikle, bencillikle, tenezzülle de hiçbir alakası yoktur. Aile içinde: ‟Şu senin, bu benim… Şu erkeğin, bu kadının„ gibi bir ayırmanın yeri de yoktur, gereği de… Her şey aile içindir. Bu böyle olmalı.. Aksi düşünce ve davranışlar ailenin kutsallığına, birliğine, sevgisine, dirliğine zarar verir, verebilir. Selam ve dua ile.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu