Anasayfa / Köşe Yazıları / AVM’ler ve Bakkal Amcalar

Yazar Orhan Samsatlıoğlu

AVM’ler ve Bakkal Amcalar

Kapitalist düzenin ürünü olan AVM’ler, son yıllarda mantar gibi türeyerek şehirlerimizi, mahallelerimizi kapladı gidiyor. İnsanları çekebilmek için binbir çeşit reklama ve yola baş vuran AVM’ler, gittikçe işlev içerik değiştirerek her yaştan insanları adeta zorla, mıknatıs gibi çekmekte, çekmenin yol ve yöntemlerini uygulamakta. Çocuk oyun alanları mı istesiniz, konserler mi istersiniz, imza günleri mi istersiniz, tanıtım programları mı istersiniz, piyangolar-ikramiye çekilişleri mi?.. Hepsi istemediğiniz kadar…

  Siz de ailenizle bu etkinliklerden birini izlemek üzere gittiğinizde, elinizde olmadan kapitalizmin o meşhur israf tuzağına ister istemez yakalanıyorsunuz. Hesapta hiç yokken birkaç mağazaya giriyor, ihtiyacınız olmadığı halde bir şeyler alıyorsunuz. Bir bakıyorsunuz ki gıda bölümün de alışveriş sepeti ile dolaşıyorsunuz. Ondan sonra da o reyon senin, bu reyon benim sepetin dolduğunu görüyorsunuz. Hele bir de nakit olarak değil de kredi kartı ile ödemeyi düşünüyorsanız, değmeyin israfın keyfine(!) sanki bedavaymış gibi… İşte size bir israf düzeni, israf ekonomisi…

  AVM denen bu aç gözlü değirmenler, mahalle bakkalı gibi geleneksel ve köklü alışkanlığımızı maalesef altüst etmiş durumda. Yıllardan, yüzyıllardan beri kahrımızı çeken, hizmetimizi gören bakkaliyeler, bakkal amcalar sesiz sedasız elini ayağını çekip gitmekte, gitmek zorunda kalmakta. Oysa biz, çocukluğumuzdan beri, annemizin elimize tutuşturduğu filelerle paramız olsun olmasın gider, ihtiyaç listemizi gösterir ve güler yüzle, tatlı dille karşılanır, bütün siparişlerimizi alır dönerdik. Binamızın ikinci, üçüncü katından sarkıttığımız sipariş sepetleri, parası sonradan ödenmek üzere doldurulur, yukarıya çekilirdi. Alışverişin, siparişin, ihtiyacın zamanı yoktu. Akşamın hatta gecenin bir saatinde bile kapısını çaldığımız bakkal amcamız, üşenmeden yüzünü ekşitmeden önümüze düşer, gelir dükkânını açar ve istediğimizi  verirdi. Üstelik de veresiye…

  Bakkal dükkanları; sadece bir alışveriş mekânı değil, sevginin, saygının, muhabbetin, paylaşmanın, dertleşmenin, yardımlaşmanın da mekânlarıydı. Orada birbirimizle ayak üstüde olsa görüşür, kucaklaşırdık. Bakkaliyelerin çok yönlü, çok amaçlı, çok güzel ve anlamlı işlevleri vardı. Komşuluk, arkadaşlık, dostluk, sempati, empati merkezleriydi.

  Oysa şimdi… Kentleşme, modernleşme, sanayi teknoloji derken bütün bu özellik ve güzellikler bir bir ortadan kayboldu, kayboluyor. Ne elimizde ki metal 5,10,25,50 kuruşların bir alım gücü kaldı, ne de o paralarla alınabilecek yiyecek, içecekler… Evimizin penceresinden sarkıtacağımız sepetler de kalmadı, bu sepetleri alıp dolduracak bakkal amcalar da… Bir AVM, yüzlerce bakkalı sildi süpürdü. Hep birlikte kentleşme ve modernleşmeye yenik düştük.

  Atalarımızın;“ Zararın neresinden dönersen kârdır„ sözünden hareketle, ilgililerin artık bu gidişata “Dur„ demelerinin zamanı geldi, geçiyor bile… Gittikçe nesli tükenen bakkal amcalarımızın koruma altına alınması kaçınılmaz durumda. İlgililerin, etkililerin, yetkililerinin bu gidişata müdahale etmelerini umuyor ve bekliyoruz. Bakalım… İnşallah sesimizi duyanlar, bakkal amcalarımızın yaşatılmalarına katkı verenler olacaktır diyoruz.

Bu Habere de Bakın

Mümtaz beyle mecburi yolculuk-2

Mümtaz beyle mecburi yolculuk-2 -Dünden Devam- Mümtaz bey 1,60 boylarında, hafif göbekli, kısa, tıknaz birisiydi. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir