Son Dakika
21 Temmuz 2018 Cumartesi
18 Haziran 2018 Pazartesi, 08:52
Orhan Samsatlıoğlu
Orhan Samsatlıoğlu orhansamsatlioglu0022@gmail.com Tüm Yazılar

“ARTIK TANRI DEĞİL, ALLAH DİYORUM.„

“ARTIK TANRI DEĞİL, ALLAH DİYORUM.„

            Yazımızın başlığındaki ibare, bir zamanların meşhur müzik topluluğu olan “MFÖ= Mazhar Fuat Özkan„ın bir sanatçısı olan Mazhar Alanson’a ait. Orta yaş ve üstündeki hemşehrilerimiz bizi 1988’deki Eurovision şarkı yarışmasında Sufi adlı şarkı ile temsil eden bu grubu hatırlayacaklardır.

İşte bu gruptan biri olan Mazhar Alanson, sanatçılık hayatını anlatan bir kitap yayınlıyor. Adı, Mazhar Olmak. Sanatçı, bu anılarında güzel bir noktaya temas etmiş: Allah ve Tanrı kavramlarına… Hemşehrilerimiz de hatırlayacaklardır. Biz de bundan bir süre önce Milli Savunma Bakanlığımız ve Genel Kurmay Başkanlığımızın askerî birliklerdeki yemek duasının “Tanrımıza hamdolsun„ şeklindeki ibaresinin, “Allah’ımıza hamdolsun„  şeklinde değiştirilmesi vesilesiyle “Tanrımıza değil, Allah’ımıza hamdolsun„ başlıklı yazımızda bu konuyu sizlerle paylaşmıştık.

Mazhar Alanson da kitabında bu konuya değiniyor. Bir Hindistan turnesinde tanık olduklarını bizlerle paylaşırken diyor ki: “Hinduların 30 bin tanrıları var… Maymunun karşısına geçip, Tanrım bana sağlık, sıhhat ver, diyorlar. İyi ki bizim Allah’ımız var. Artık  Tanrı  değil, Allah diyorum. (1988)

Evet; gerçek âyân beyan ortada. Demek ki Tanrı sözcüğü ile Allah esma-yı hüsnası hiçbir zaman aynı ifadeler değildir. O sözcük, İslamiyet’ten önceki dönemlerde Türkler tarafından da kullanılmıştır. Ancak geçmişten günümüze Batı kültüründe ve diğer inanışlarda hâlâ güncelliğini korumaktadır. Bilindiği gibi Tanrı sözcüğünün arka planında eski uygarlık  ve inanışlar, çok tanrılı dinler bulunmakta ve bu sözcük, zaman zaman bu olumsuz inanışları da çağrıştırabilmekte. Nitekim İslamiyet’le şereflenmeyen inanışlarda ve eskilerde insanlar birçok konu, olay ve durumlar için birçok tanrılar uydurmuş ve icat etmişler. Örneğin; rüzgârdan, sudan, ateşten korkunca onlar adına birer tanrı; savaş için başka bir tanrı, aşk için başka bir tanrıça, bolluk ve bereket için ayrı bir tanrıya inanmak ihtiyacı duymuşlar. Zaman zaman da bazı hayvanları (inek gibi, maymun gibi) tanrı olarak kabullenmişler. Taştan, topraktan, ağaçtan (keresteden) hatta helvadan bile tanrılar yapıp taptıklarını da biliyoruz. Bu ve benzeri örnekler, Tanrı kelimesinin arka plan itibarıyla pek de sağlam bir sicile sahip olmadığını gösteriyor. Demek ki bu sözcük, genel bir isim olup, Allah kelimesinin eş anlamlısı değildir ve olamaz. Daha çok, eski putlara verilen bir isim olarak karşımıza çıkıyor. Oysa Allah esma-yı hüsnası, “La ilahe illallah„ zikrinde de ifadesini bulduğu gibi  “Allah’tan başka ilah yoktur; Allah tektir„  demek.  Bu kelime, sadece Rab’bimiz için kullanılan bir güzel isim. Durum böyle olunca Tanrı kelimesinin, Allah, Rab, Rahman, Mevlâ, Hüda  gibi yüce ve güzel isimlerin yerini tutmadığı  ortada… İşte bu noktada sevgili Mazhar Alanson’a hak veriyor ve kendisini kutluyoruz.

Keşke biz; yanlışlarını fark edip dönüş yapan, gerçekleri görüp hidayete ermek isteyen, umre ve hac ibadetlerini yerine getirerek inanç ve itikatlarını güçlendirmek isteyen sanatçılarımıza kızıp onları aforoza, lince tabi tutmasak… Yıllarca peşinden koşup, idol yaptığımız, baş tacı ettiğimiz sanatçılarımızı maneviyata, İslamiyet’e, Allah’a  yöneldiklerinde bir kalemde silip atmasak… Ne güzel olurdu!..

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz