Köşe Yazıları

Anlayış Dili

Modern yaşamın insanları ayrışmanın kıyısına götürdüğü bir zamanın girdabındayız. Bu girdap modern yaşamın pragmatik olgusuyla insanların duygusuzlaşma zeminine sapmasına sebep olduğunu fark edemiyoruz. İnsanların tükenilişe hazırladığını çok sonra anlayacağız ama iş işten geçmiş olacak gibi görünüyor.

Özellikle son dönemlerde yaşadığımız coğrafyada insanlarımızın son derece tahammülsüz sözler sarf etmelerine ana nedeni ne olabilir?

Bu durumu şöyle izah edebiliriz:  Her ortamda her durumda yaşanan ya da yaşanacak durumlarda hep kendimizi haklı görmemizden kaynaklanan handikaplı bir durumun var olduğundan olabilir mi?

Hiçbir durumda kendimizin hatalı olabilme durumunu kabullenmiyoruz.

Dikkat ederseniz ortak yaşadığımız coğrafyada ortak bir paydada bulaşamama sıkıntısını neler olduğuna bir bakalım.

Hepimizin aynı dili konuştuğu, ülkede yaşadığı bir zaman dilimindeyiz ancak hiçbir durumda ortak bir paydada buluşmamamızın ana nedeni düşüncesizce konuşmalarımızın olduğunu göremiyoruz/anlayamıyoruz ya da fark edemiyoruz.

Dikkat ederseniz aynı sözcükleri kullanıyoruz fakat aynı sözcüklere farklı anlamlar yüklediğimizi ön göremiyoruz.

Bu durumun en önemli nedeni ise: İletişim konusunda dibe vurmuş durumdayız ancak bu dibe vuruşun farkında dahi değiliz.

Aynı ülkede, ilde, mahallede, sokakta ve apartmandayız ancak ortak bir dili kullanmamıza rağmen ortak bir düşünceye neden varamıyoruz?

Dikkat ettiniz mi hiç insanlar iletişim halindeyken sadece pervasızca cevap vermek için birbirlerini dinliyorlar. Kesinlikle karşısındakini anlamak için bir dinleme olayı yok.

Bu durumda nasıl ortak bir dil ve ortak bir kültür oluşturabiliriz ki?

Bu handikaplı durumun düzeltilebilmesi için ortak bir dil zevki ve ortak bir anlayışın(Medeniyetin)oluşturulması gerektiğini açıklamak yeterli olacak sanırım.

Herhangi bir konuda konuşacağımız zaman ya da yorum yaptığımızda zaman yaşadığımız coğrafyanın dilinin, ırkının ve kültürünün değer yargılarını göz ardı etmeden sözcükleri özenle seçebilme zarafetini gösterebilmeyiz.

İletişimin en önemli durumunun dinleyicinin önyargılardan arınmış bir şekilde karşıdakini anlama çabasıyla dinlemesi gerektiğini unutmaması gerekiyor.

Konuşanın da söyleyeceği sözlerin dinleyicinin anlayacağı şekilde ifade etmesi elzemdir.

Ortak bir düşünce ikliminde buluşabilmek umuduyla son ifademizi kayda geçelim:

Sözün efendisi olabilmek için düşüncenin öğrencisi olmamızın gerektiğini unutmayalım.

Düşünceli kalınız…

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu