Köşe Yazıları

AKP’nin bölünmesine umut bağlayan CHP trajedisi

AKP’nin bölünmesine umut bağlayan CHP trajedisi

Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmasından sonra, AKP iktidarından hazzetmeyenlerde bir rahatlık göze batmıştı. Mantık şuydu: Erdoğan’sız bir AKP başarılı olamaz, iktidarları yakın gelecekte son bulur. Kısmen haklılardı. Elbette Erdoğan da bu okumayı yapmıştı. Cumhurbaşkanı olmadan önce, AKP’de ipleri kimseye bırakmayacağının işaretlerini veriyordu. 7 Haziran seçim sonuçları, AKP sevmezlerde geleceğe dair ciddi umutlar yarattı. İktidara mecbur ve mahkûm olan AKP seçkinlerinin yeni oyun planını muhalefet doğru okuyamadı. MHP’nin gözü Kürt düşmanlığından başka bir şey görmediği için, AKP’nin savaş konseptinin gönüllüsü oldu. 1 Kasım seçimlerinde aldıkları hezimet onlar için tali bir sorundu. Öncelikleri, Sri Lanka Modeli ile Kürtlerin kesin imhasıydı. Böylece siyasi bir parti olmadıklarını bir kez daha kanıtlamış oldular. CHP ise Erdoğan’ın çatışmalı süreci başlatıp, yeni bir seçime hazırlık yaptığını görmedi. Bu nedenle koalisyon müsameresinin cici çocuğu rolüne yapıştı, kaldı.

1 Kasım Seçimleri savaşın gölgesinde gerçekleşti. Sadece HDP’nin ‘savaşa hayır’ dediği bir iklimde, AKP can ve mal korkusuyla hareket eden seçmenin oyunu alarak, bir kez daha tek başına iktidar oldu. Bu tarihten sonra, özellikle Kemalistlerde ortaya çıkan ruh hali kesin bir yenilmişlik duygusunun ortaya çıktığını gösteriyor. AKP’de çatlak var, Davutoğlu Erdoğan’dan farklı düşünüyor, Bülent Arınç ile Gül yeni bir parti kuracaklar gibi söylemlerin peşinden sürükleniyorlar. Bütün umutlarını, AKP’nin bölünmesi üzerine kurmuşlar. Böyle bir bölünmeyi ABD’nin teşvik edeceğini, ortaya demokrasi çıkacağını sanıyorlar. Eskiden orduyu kendi iktidarlarının teminatı olarak görürlerdi. Vakti zamanında İlker Başbuğ’a methiyeler dizerlerdi. Kemalist ordunun komutanı İlker Başbuğ, 17-25 Aralık sürecine darbe girişimi demesin mi. Kemalistlerin ve doğal olarak CHP’nin en büyük müttefiki ordu da AKP saflarına katıldığından beri bütün sermayelerini AKP içi bir bölünmeye bağlamışlar. Böyle bir siyaset beklentisi CHP’yi siyaset üretemez hale sokmuş durumda.

Bu beklentileri gerçekleşir mi bilinmez. Pek kısa vadeli gerçekleşeceği de mümkün görünmüyor. CHP öyle akılsız bir politika izliyor ki, bu acınası beklentiyi körükleyecek bir argüman bile ortaya koyamıyor. AKP 1 Kasım’da niye iktidar oldu? Ülkeyi güvenlik açısından bir kaos ortamına soktu. Çözüm sürecini bitirdi. Böylece ortaya çıkan çatışmalar, ülkenin içinde patlayan bombalar sonucu, istikrarsızlığı tek parti iktidarı çözer siyasetini pazarladı ve ciddi alıcı da buldu. İktidarları devam etti. Çatışmalı sürecin başlatılmasını, terörle mücadele ediyoruz diye formüle ettiler. CHP ve Kemalistler çıkıp ta, savaşa gerek yok, sorunları konuşarak çözebiliriz demedi. Savaş koalisyonun birer gönüllü parçası olup, AKP siyasetine rüzgâr pompaladılar. Böylece ülke, bölücülerle varlık-yokluk mücadelesi yürütüyor havası oluştu. Bu sözde varlık-yokluk mücadelesinin başkomutanı Erdoğan, iktidarı da AKP olduğu için, seçmen bazında kahramanlık payesi onlara verildi. CHP avucunu yaladı.

Şimdi Kürt kentleri harabeye çevrilmiş, 2. Dünya Savaşının Dresden kentine dönmüş durumda. AKP’nin çatışmalı süreci daha da büyüteceği görülüyor. Bu çatışmalı süreç, Kürtlerle korkutulmuş toplumun büyük kesimini, AKP etrafında kenetliyor. İktidar bu durumu baskın seçim veya referandumla başkanlık sistemine dönüştürmenin mücadelesini veriyor. CHP bir yandan AKP karşıtı bir pozisyon alırken, öbür yandan savaşı kutsayarak, AKP’nin hedeflerine ulaşması için bilerek veya bilmeyerek büyük destek sunuyor.

Kendi mücadeleleri ile AKP’yi iktidardan düşürme gücünü kendinde bulmayanların, AKP içindeki bir bölünmeye umut bağlamaları ve buna uygun bir siyaset bile geliştirememeleri, kabul etmek gerekir ki çok hazindir. AKP’de oluşacak bir bölünme, AKP’nin en zayıf olduğu anda ortaya çıkar. Oysa savaşı kutsayan CHP, AKP’yi gittikçe daha çok güçlendiriyor. Doğal olarak güçlü ve her şeye hâkim bir partinin bölünmeyeceği gerçeği ortada.

Gezi’ye methiye dizenlerin, Kürtlerin evlerinin başlarına yıkılmasına sevinmeleri ikiyüzlülüktür. CHP böyle ikilemler içinde hareket ettikçe, son umut olan AKP’nin bölünmesi hülyası da Kaf dağının ardında kalacaktır.

Not: Sevgili İlhami Çınar, cezaevinden gönderdiğin Ladin Dağ Öyküleri ve Karanfil Dağ Öyküleri kitapların elime ulaştı ve okudum. Çok beğendim. Eline, yüreğine sağlık.

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu