Köşe Yazıları

Adnan Menderes Vefa ve Sevgi

 

Adnan Menderes Vefa ve Sevgi

 

27 Mayıs 1960 , Türkiye’nin yakın tarihinde bir dönüm noktası…Belki de bir “sus işareti”…Yarınlara yapılan yürüyüşte bir inkıta…Ardından gelen Yassıada mahkemeleri de adalet tarihinde bir kara sayfa..

27 mayıs’ın iki yüzü var: Biri, bize, bu ülkede yaşayan herkese dönük olanı, ne kadar çabuk unutulursa o kadar rahatlatan yüzü… Birbirimizle bile tartışmaktan utandığımız, 20 yıl boyunca her 27 Mayıs günü “bayram” yapmaya zorlandığımız yüz bu… Diğeri de 27 Mayıs’ta devrilen kadronun içinde yer alanların o kadronun yakınlarının yaşadıkları… Unutulması o kadar kolay olmayan şahıs ve aile olarak yaşanan dramlar…

Bu dramların en koyusu, Yassıada’da oluşturulan mahkemenin verdiği idam cezalarından infaz edilen üç devlet adamının yakınları tarafından yaşandı. Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ın eşleri, çocukları, anneleri, babaları, kardeşleri, torunları tarafından da… Kimisi, 27 Mayıs’ta başlayan sürece devlet eliyle işlenen hatalar yüzünden özür dilendiğini görmeden gözlerini kapadı. Kimisi de 17 Eylül 1990 günü yapılan devlet törenini idrak etmek için direndi.

1946’da kurulan, geniş ve yaygın bir halk hareketi olarak gelişen Demokrat Parti (DP) ömrünü demokratik şartlar içerisinde tamamlamadı. Bir askerî müdahale, 27 Mayıs, DP’yi iktidardan indirdi. DP’nin milletvekillerini, Bakanlarını, Başbakanını ve devrin Cumhurbaşkanını, mahkeme olarak bile adlandırılmakta zorluk çekilecek bir olağanüstü heyetin önüne çıkarılmak üzere Yassıada’ya gönderdi. Bir süre sonra DP kapatıldı ve mahkemenin vermiş olduğu idam kararları, 16 Eylül günü Zorlu ve Polatkan için, 17 Eylül günü de Menderes için infaz edildi.

DP’nin maruz kaldığı bu akıbet, sadece 1960 şartlarında da çok kalabalık olan DP’li kitleyi derinden yaralamakla kalmadı, DP’ye oy vermemiş bir çok insan dahi böyle bir akıbeti en azından insanî bulmadılar ve içlerine sindiremediler. DP ve DP’lilerin uğradıkları bu akıbet durmadan kanayan bir yara haline geldi. Sosyal hayatımızı rahata kavuşturabilmek, siyaseti kendi zeminine çekebilmek, bir bakıma demokratikleşmeye hız vermek ve bir bakıma da insanî değerlere bağlılığımızı bir kere daha göstermek için demokrasi şehidi olarak da anılan bu üç siyaset ve devlet adamının naaşları devlet töreniyle nakledilerek ellerinden alınmış itibarları iade edildi.

Üç idamın gerçekleşmesinden tam otuz yıl sonra Türkiye, bu devlet törenini yapacak duruma gelmişti. Devlet töreni, tarihimizin çok acılı bir sayfasının artık bütün olumsuzluklarıyla açık kalmaması, bir bakıma olumlu bir çözüme neden olmuştur.

Hadisenin bir başka boyutuna bakacak olursak, Türkiye bu devlet töreni ile otuz yıl önceki kayıpları telafi etmeyecekti, bu zaten mümkün değildi; ama bir yerde o gün cereyan eden olaylardan dolayı hiç kimsenin bir eziklik duymasına da gerek kalmayacaktı.

Her ne kadar aradan geçen uzun zamanda vicdan muzdarip olmuşsa da bu yanlışı ve zulmü telafi edebilmek olgunluğuna erişmiş bir toplum olarak, Türk demokrasisinde de içeride ve dışarıda devletin temsilinde de olumlu neticeler ortaya çıkmıştır.

Milletin adamı olarak şöhret bulan Menderes ve ekibine reva görülen zulümlerden dolayı millet de büyük bir acı çekmiştir. Büyük bir vefa ve kadirşinaslıkla, DP’nin hatırasına, Menderes, Zorlu ve Polatkan’ın hatıralarına geçen zaman içerisinde sahip çıkmaya devam etmiştir. Bu millet kendine hizmet edenleri seviyor ve vefasını gösteriyor.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı