Anasayfa / Köşe Yazıları / Adıyaman Tefeciler Cenneti

Yazar Kazım Çetinkaya

Adıyaman Tefeciler Cenneti

Adıyaman Tefeciler Cenneti

Adıyaman’da ekonomi dibe vurmadı, resmen çöktü. Birileri hâla çıkıp ekonominin iyiye gittiğini söylüyorsa, aklımızla, hafızalarımızla alay ediyorlar ve bizi enayi yerine koyuyorlar.

Adıyaman Tefeciler cenneti … Esnaf tefecilerin elinde inim inim inliyor. Sülük gibi vücutlarına yapışan tefeciler kanlarının son damlasına kadar emiyorlar. Onların kanı bitince bu defa çoluk çocuğunun kanını emmeye başlıyorlar.

Yapılan mücadeleye rağmen mantar gibi türeyen tefecilerin sonu gelmediği gibi, her caddeye, her sokağa ahtapot gibi ellerini kollarını uzatmış, farklı kimlik ve ünvanlarla memleketimin güzel insanlarını sömürdükçe sömürüyorlar.  Kan emen sülükler ise şiştikçe şişiyorlar.Yazık çok yazık…

Bunların elleri, kolları oldukça uzun.!.. Kendi paraları yetmezse bile Bankalardan çok düşük faizlerle istedikleri paraları alıp, çok yüksek faizlerle esnafa, tüccara verebiliyorlar.

Her gün biraz daha işleri kötüye giden esnaf, Bankadan aldığı kredisini bir gün geciktirince, hem o bir gün gecikme cezasını tahsil ediyor, hem de faizini alıyor.

Bunu hangi kanuna göre, hangi yönetmeliğe göre aldıklarını sorduğunuzda, çok rahatlıkla “biz bilmeyiz, bizim sistemimiz böyle, sistem kendisi alıyor” diyor ve çıkıyorlar işin içinden.

Aldığınız krediyi , işlerinizin ters gitmesi, piyasaların durgun gitmesi nedeniyle bir ay ödemediğiniz takdirde, Banka sizi yakın izlemeye alıyor ve kredi musluklarını kapatıyor.

Bankadan bir daha kredi alamayan esnaf çaresiz kalıyor. Ticarî hayatını sürdürmek, firmalardan aldığı ürünlerin karşılığında verdiği çek ve senetlerini ödemek ve evine, çoluk çocuğuna bir ekmek götürebilmek için ister istemez tefecilere yöneliyor.

İlk başta gayet rahat ve kolaylıkla para musluklarını açan tefeciler, daha sonra esnafın elinde, avucunda nesi varsa ya ipotek koyuyor veya bizzat mülkiyetine satış koyuyor ve çaresiz kalan esnafın yıllarca alın teri göz nuruyla aldığı mülkiyetini elinden alıyor.

Bankalar esnafı bürokrasiyle boğarken, tefeci ilk başta gayet kolaylık gösteriyor. Banka Mali verilerini istediği esnafın düşük cirosunu görünce kredi kapısını kapatıyor. Ya da bir tek ödenmemiş, protesto olmuş çeki veya senedi varsa bir daha ebediyen kredi kapısını açmıyor. Bu da Tefecilere yeni bir güneş oluyor.

Çaresiz kalarak tefecilere parmağını kaptıran esnaf kısa zamanda kolunu kaptırıyor, daha sonra da gövdesi elden gidiyor. Sonrasında sık sık tanık olduğumuz cinayetler, parçalanan aileler ve dağılan yuvalar…

Adıyaman’da ticaret sıfıra düştü. Ekonomi dibe vurdu. Ticaret son otuz yılın en  acıklı durumuna düştü. Farkında mısınız, en hareketli olması gereken Atatürk Bulvarı üzerindeki sağlı sollu onlarca hatta yüzlerce dükkanın, iş yerinin senelerdir boş kaldığını neden kimseler sorgulamıyor? Realiteleri ne zamana kadar göz ardı edeceğiz? Mevcut esnaflar neden kiralarını ödeyemiyorlar?

Aslında bütün bunları 20 şubat 2015 tarihi yazımda da dile getirmiştim. Ama hiçbir yetkili ve etkilinin ilgi alanına girmedi maalesef! Biz yazdık biz okuduk sadece!…

Peki kim bu Tefeciler? Bunlar hepinizin bildiği üzere memleketin en saygın insanları!… Dedik ya bunların elleri kolları oldukça uzun!.. Ahtapot gibi her tarafı sarmışlar!..

Bunlar siyasi parti yönetimlerinde, özellikle iktidar veya iktidara yakın partilerin ve diğer partilerin yönetimlerinde kendilerine kadro bulabiliyorlar. Hatta partilerin şeref köşelerinde barınabiliyorlar!…

Bunlar siyasilerle beraber seçim çalışmalarına katılabiliyor, Milletvekilleriyle beraber programlara katılabiliyor, hatta törenlerde çok değerli Bürokratlarımızın ön safında oturabiliyorlar.

Bir kısmı eşini, çocuğunu, dayısını, amcasını, halasını, teyzesini mutlaka siyasi partilerin yönetimlerinde söz sahibi yapabiliyor!..

Bu Tefeciler, memlekette göze çarpan, saygın kimlikleri olan Dernek ve vakıflarda, Odalarda , STK’larda yönetim kadrolarına girebiliyor, orada söz sahibi olabiliyor ve onlara sırtını dayayarak Bürokratlara güzel bir görüntü arz edebiliyorlar!…

Bunların bir kısmı memlekette bazı hayır kurumlarına yardım ediyormuş görüntüsü de verebiliyorlar ve memleket insanının manevi duygularını  çirkin emellerine alet edebiliyorlar.

Ve en önemlisi bu saygın(!) insanlar, ezan okununca camiye koşarak, en ön safta, İmam efendinin hemen arkasında omuz omuza vererek namaza (!) durabiliyorlar.

Aslında cami cemaatının hepsi bunları çok iyi tanıdığı halde her kes bana ne diyerek bunlarla beraber namaz kılıp, namazlarını ifsat edebiliyorlar. Bazı sağlam inançlı, şuurlu Müslümanlar ise onların gittikleri camiye gitmiyor ve onlarla beraber aynı safta bulunmamaya gayret ediyorlar.

Bunların dini para, imanı para, inancı para, itikadı para olunca kılıktan kılığa, renkten renge, şekilden şekile girebiliyor ve insanların bedenine yapışan kene gibi kanlarını emebiliyorlar.

Peki bunların resmiyette, vergi levhası üzerindeki uğraş alanları nedir? Yine hepinizin bildiği gibi, bir kısmı, Emlakçılık adı altında ticaret sahası açmış ver gülüm al gülüm işi yapıyor.

Bunların bir kısmı Oto alım satım işi yapıyor görüntüsü vererek, bir günde bir tek arabayı onlarca kişiye ver gülüm al gülüm yapıyor ve bir günde bir arabalık serveti servetine katıyor. Ama satılan-alınan arabanın plakası bilinmiyor, devri yapılmıyor.

Bunların bir kısmı ise Kuyumculuk adı altında sözüm ona ticaret yapıyor! Bir günde sadece söz ile birkaç kilo altını devredebiliyor, aldım sattım yapıyor ve gerekli vurgununu vuruyor.

Bir kısmı Telefon tamiri ve satışı adı altında sömürü çarkını işletiyor ve kolay para kazanıyor.

Bir kısmı da herhangi bir vergi levhası da kullanmayarak evinde oturduğu halde bacak bacak üstüne atarak kahvesini yudumladığı yerde bunlara para pompalıyor.

Ve en önemlisi bunların hukukçu akraba avukatları var. Anında esnafın hesaplarına icra ve haciz koydurabiliyor, hesaplarına bloke koydurabiliyor, memleket ekonomisine katkı sunmaya çalışan esnafın kanlarının emilmesine, sömürülmesine alet olabiliyor, yardımcı olabiliyorlar.

Bir kısmı da para gücüyle tertemiz Hukuk mesleğinin temsilcilerini kirli ve sefih emellerine alet edebiliyor.. Yazık çok yazık!..

Aslında bütün bunlar herkes tarafından biliniyor. Bizimki de malumu ilan kabilinden bir şey işte! Kendimizi nereye kadar kandıracağız?..

Adıyaman iflas ediyor!  Adıyaman insanı cinayete kurban gidiyor!. Aileler paramparça oluyor. Ama Adıyaman’ın güzel insanı bunu hak etmiyor. Yarın çok geç olabilir. Vesselam!…

Bu Habere de Bakın

Akadeş’e Selam, Eziyete Devam!

Akadeş’e Selam, Eziyete Devam! Açlık sınırı1893 TL. Yoksulluk sınırı 6166 TL. Ye dayanmış! Sadece 40 …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir