Köşe Yazıları

Acelesi Olmayanların Şehri

Kitap okumanın en güzel yanı, sayfalar arasında kaybolmaktır. Amin Maalof’un kaleme aldığı Yüzüncü Ad’ı okurken, buna daha çok inanmıştım. Kitabı okurken, sayfalar arasında kaybolmanın ötesinde, o dönemi ve o yerleri adeta yaşamıştım. Ve şimdi o yerlerden birisindeyim; Ceneviz Kalesi’nde…

***

Amin Maalouf’un kaleme aldığı, “Baldassare’nin Yolculuğu”nu anlatıldığı Yüzüncü Ad (Le Périple de Baldassare) kitabının kahramanı da olan kitapçı ve antika tüccarı Baldassare Embriaco, bir Cenevizliydi.

Kitapta, Lübnan’ın Cübeyl kentinde “varlığı bilinen” ve Allah’ın 99 isminden başka bir adının daha olduğunu anlatan “Yüzüncü Ad” kitabını aramaya koyuluşunun heyecanlı hikâyesi anlatılıyordu.

O tarihlerde İncil’e göre bir yıl sonra kıyamet kopacaktı. Kıyametin kopmasını engelleyecek olan da o kitaptı. Antika tüccarı da bir yıl dolmadan kitabı bulmak istiyor, kıyameti böylelikle engelleyeceğini düşünüyordu.

Hikâye 1666 yılında geçer. Baldassare, uzun sürecek ve çeşitli maceralarla dolu olacak yolculuğuna ilk önce yeğenleri Cabir ve Habib ile yardımcısı Hatem ile birlikte çıkar. Bir süre sonra da kocasının ölümünü onaylatmak peşinde olan kasabanın dulu ve Baldasarre’nin gençlik aşkı olan Marta katılır.

Yolculuk boyunca İstanbul, Londra, Ege Adaları, Ceneviz, İzmir, Konya, Amsterdam,  Lizbon ve adı sayılmamış daha birçok limana ve kente uğradığı bilinir. Uğradığı limanlarda veya gezdiği şehirlerde çeşitli savaşlara, yangınlara, veba salgınına da muhatap olurlar.

Hiç bitmesin” dediğim kitaplardan birisiydi Yüzüncü Ad ama onu bir gezide yeniden bulacağım aklıma gelmezdi.

Ülkemizi çok tanımadığımızı, her gittiğim yerde bir kez daha anlıyorum.

Akçakoca’da, bunu bir kez daha anladım.

Eşimle birlikte yaptığımız gezilerin sonuncusu Akçakoca ve çevresineydi. (Bu gezilerimizi Instagram hesabımızda paylaşıyoruz. @emekligezgincift_34 takip edebilirsiniz.)

Akçakoca, acelesi olmayanların şehri diye tarif edebilirim. Hatta bunu duvar yazısı olarak da görebilirsiniz; Acelen varsa ne işin var Akçakoca’da…

Akçakoca çok sakin bir kent ama gerçekten çok sakin bir kent. İnsanları hem sakin hem kibar hem de bir birlerine çok saygılılar.

Akçakoca, Batı Karadeniz bölgesinde Düzce’ye bağlı bir ilçe. Akçakoca, Karadeniz kıyı şeridinde 35 kilometre uzunluğunda bir kumsala sahip. Bu kadar uzun kumsalı olunca ilgi çekmesi de doğal ama en ilgi çekici olanı ise şehrin yapısından kaynaklıdır.

Fiyat olarak uygun bir yer. Lezzet olarak Karadeniz lezzetlerini andırsa da, her kesimin tadabileceği lezzetleri bulmak mümkün.

Coğrafi işaret alan Melengücceği Tatlısı, Akçakoca’ya has bir tatlıdır. Bunun yanında balığın en güzelini burada yiyebilirsiniz. Laz Böreği de burada bir başka yapılıyor.

Şehrin iç tarafları daha çok parkeyle döşeli ama öyle tangır tungur gidilecek bir parke değil, araçla gittiğinizi hissetmeyecek kadar güzel döşenmiş ve estetik bir döşeme yapılmış.

Akçakoca’da ikamet ettiğini sonradan öğrendiğim sevgili dostum Servet ve kıymetli eşi mihmandarlığımızı yapınca çok daha güzel yerleri görme şansı yakaladık.

Yöresel ürünlerin satışının yapıldığı Yukarı Mahalle’de, 70-80 yaşındaki kadınların hazırladığı el işleri, yiyecekler ve farklı lezzetlere hayran kalmamak mümkün değil.

Cideli olan ve özellikle Hababam Sınıfı’nın yazarı olarak bilinen şair, yazar Rıfat Ilgaz’ın sıklıkla konakladığı, yazı yazdığı, çay içtiği, sohbet ettiği yerde bulunmak, benim için önemliydi.

Akçakoca’ya has güzellikteki evleri ise görmeye değer. 160 civarında tarihi ev, sit alanı olarak koruma altına alınmış, restorasyonu devam eden ve bitenlerden bir kaçını görme şansını buldum.

***

Ve tabii ki, yazıma konu ettiğim Amin Maalof’un o eşsiz eseri Yüzüncü Ad kitabının kahramanı olan Baldassare Embriaco’nun yolculuğu boyunca uğradığı limanlar…

Bunlardan birisi de Akçakoca

Akçakoca’da Ceneviz Koyu var ve bir de koyla bütünleşen mekânda Akçakoca (Ceneviz) Kalesi.

Tarihi kale, şehir merkezinin 3 kilometre kadar batısında yer alıyor. Yüksek bir falezin kıyısında inşa edilen kale, aynı zamanda Ceneviz Ticaret Yolu üzerindeki önemli duraklardan birisi olarak biliniyor. 2013 yılında kale, Dünya Mirası Geçici Listesi’ne dâhil edilmiş.

Kalenin yapımında işlenmemiş moloz taşlar ve kiremit kullanılmış. Kale içinde 5,30 m genişliğinde su sarnıcı da bulunuyor. Defne ağaçlarıyla kaplı kale ve koy, mesire alanı ve plaj olarak kullanılıyor.

***

Akçakoca, görülmesi gereken yerlerden birisidir; yaşanacak, gezilecek, görülecek bir yer.

Ama baştan söyleyeyim, aceleniz varsa sakın Akçakoca’ya gitmeyin; Sakin olun, sakin kalın ve huzuru bulun…

Naif Karabatak

Naif Karabatak

İlgili Makaleler

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu