Köşe Yazıları

Öğrencilerle Dil Sohbetleri

“Öğretmenin emeklisi olmaz„  gerçeğinden hareketle, bu köşemizde zaman zaman sevgili öğrencilerimizle dil ve Edebiyat sohbetleri yapmaktayız. Bugün de bu sohbet serisine biraz Dil Bilgisi ile devam edelim istiyoruz. Konumuz; Türkçemizdeki “de„ eki ile de bağlacı olacak.

Evet; dilimizde biri bağlaç, diğeri ismin hâl eki olan iki tane “de„ var. Yazılı anlatımlarda çoğu kez, çoğu insanlar, zaman zaman bu ekleri yanlış yazıp kullanmakta. Şimdi bunları örneklendirmeye çalışalım:

  1. Bağlaç olan “de„ eki:

Her zaman ayrı yazılır. Kendisinden önceki sözcükle asla bitişmez. “te ta„gibi yazılış biçimi yoktur. Cümleye değişik anlamlar katar. Sözcükleri çeşitli anlamlarla birbirine bağlar. Örneğin:

O şiiri Ahmet de yazmıştı. (Ahmet te yazmıştı →olamaz)

― Çocuk, bebek de bebek diye tutturdu. ( Çocuk, bebek te bebek diye tutturdu

→ olamaz)

              ― Sorular, pek de kolay değildi. (Sorular pek te kolay değildi →olamaz)

― Konuyu anlat da dile getir.(Konuyu anlat ta dile getir →olamaz)

Bu örneklerdeki “de, da„ bağlacını, “te, ta„ gibi yazamayız, yanlış olur.

  • İsmin de„ hâli  (bulunma durumu) eki:

Bu ek (-de, -da) her zaman kendisinden önceki sözcükle bitişik yazılıp. Ayrı yazamayız. Sonu yumuşak ünsüzle biten sözcüklere “-de, – da„ şeklinde ulanır. Örneğin:

― Evde, okulda yapacak çok işim vardı.

― Kaldırımda, dükkânda çeşitli eşyalar satılıyordu.

Şimdi geliniz bu eki (de, da) bağlaç olarak kullanalım.(Ayrı yazılması lazım)

― Ev de  okul da birer eğitim yuvasıdır.

― Kaldırım da dükkân da çeşitli eşyalarla doluydu.

  İsmin hâl eki olan “de, da„ ekleri, sonu sert ünsüzle (f, s, t, k, ç, ş, h, p) biten sözcüklere eklendiğinde sertleşir ve “-te, -ta„ biçimini alıp kullanılır.

Örneğin:

― Aradığım elma, sepette ve dolapta yoktu.

― O ilaçta bazı zararlı maddeler varmış.

― Adıyaman, fıstıkta bir yerlere varacak inşallah!

― O siste, pusta hiç yola çıkılır mı?

― Her işte bir hayır vardır.

― Keramet, külahta olur mu hiç?..

― Aradıklarını dolapta bulamadın mı?

“-de,-da„ ekleri hep sertleşip “te,-ta“ şeklini alır ve bitişik yazılır.

  Şimdi de aynı ekleri hem bağlaç olarak ayrı, hem de ismin hâl eki olarak bitişik kullanıp örneklendirelim:

― Sepette ve dolapta hiç yumurta yoktu.(İsmin hal eki ve bitişik)

― Sepet de dolap da bomboştu.(Bağlaç ve ayrı)

― Ne aşta ne de işte gözü var. (İsmin hâl eki ve  bitişik)

― Aş da de yok. (Bağlaçtır. Ayrı yazılır.)

― Süt de et de yoğurt da kâğıt kutulardaydı.(Bağlaçtır. Ayrı yazılır.)

― Sütte, ette, yoğurtta bazı zararlı maddeler bulunmuş. (İsmin hâl ekidir. Bitişik yazılır.)

― Selanikte o evi müze yapmışlar. (İsmin hâl ekidir. Bitişik yazılır.)

―Selanik de   eskiden sınırlarımız içindeydi.(Bağlaçtır. Ayrı yazılır.)

  Sevgili öğrenciler! Sözlerimizi Hz Osman’a atfedilen bir anekdotla bitirelim:  Bilindiği gibi İslam Tarihinde hâyâ, edep, tevazu, ahlak denince aklımıza Hz. Osman, gelir. Birgün mescidin avlusunda birini abdest alırken izleyen Hz Osman, onun yanlış abdest aldığını görür. Adamı incitmeden, ‘’Sen abdestini yanlış aldın’’ demeden uyarıp düzeltmesi lazım. Şunu yapar:

― Selamünaleyküm! Kardeşim, benim abdest alma konusunda biraz tereddüdüm var. Rica etsem, yanımda durup beni izlesen… Abdest almamda bir hata olup olmadığına bakmanı istiyorum, diyerek oturur ve kusursuz olarak abdestini alır. Kendisini izleyen adam, bu doğru ve nizami abdesti görünce hatasını anlar ve oturup  abdestini tazeler.

  Umarım, verdiğimiz bu örnek cümleler de bazılarının doğru abdest almalarına vesile olur…

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu