Güncel

“Mecliste kadın sayısı yeterli değil”

TBMM Başkanvekili Aydın:

“Mecliste kadın sayısı yeterli değil”

 

TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu, Birleşmiş Milletler (BM) Kadın Birimi ve Parlamentolararası Birlik (PAB) işbirliğiyle “Türkiye’de Siyasi Liderlik ve Siyasi Katılımda Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi” nin açılış toplantısı Ankara’da gerçekleştirildi.

Toplantının açılış konuşmasını yapan TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, sözlerine, “Türkiye’de Siyasal Liderlik ve Siyasi Katılımda Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi” toplantısında bulunmaktan duyduğu memnuniyeti ifade ederek başladı.

Aydın, BM tarafından düzenlenen ve uluslararası paydaşlarla 2011 yılından itibaren yürütülmeye başlanan “Türkiye’de Cinsiyet Eşitliğine Yönelik Elverişli Ortamın Teşvik Edilmesi Ortak Programı”nın devamı niteliğindeki bu toplantının, kadınların siyasal katılımını güçlendirmeye dönük ve yol gösterici sonuçların çıkmasını temennisinde bulundu.

Kadın ve erkeğin, çok kez bir elmanın iki yarısı olarak tanımlandığını ifade eden Aydın, “Yani birbirini tamamlayan, biri diğerinin antitezi olmayan iki insan. Aslında hepimiz biliyoruz ki, kadınlarımızın yaşadığı birçok sorunun sorumluları arasında, bir annenin evladı olduğunu, bir kızın abisi olduğunu, aklına getirmeyen erkeklerde vardır. Esasında sorun kelimesi ile kadın adının birlikte anılmasını istemeyen insanlardanım. Hem hayatta kötülük olmasın, hem de kötülükler kadınlarımızdan uzak olsun.” diye konuştu.

“Eşitsizlik, cinsiyet ayrımcılığı, cinsel istismar, şiddet, töre cinayeti gibi kavramlar kullanıldığında aklımıza kadınların gelmesini istemeyenlerdenim.” diyen Aydın sözlerine şöyle devam etti:

“Böyle bir dünya, böyle bir Türkiye hepimiz için ideal olanıdır. Etrafımıza şöyle bir bakacak olursak, yaşanan olumsuzluklardan en fazla kadınlar ve çocuklar etkileniyor. Savaşın ve şiddetin acısını en fazla onlar çekiyor. Bu durumun en fazla cereyan ettiği toplumların başında, çoğunluğunu maalesef Müslüman halkların oluşturduğu, ülkeler geliyor. Hâlbuki kadın hakları konusunda İslam toplumlarının daha duyarlı olması ve asrın icaplarına göre kadınlarını daha saygın noktaya taşıması beklenir. Konuyu bu nazardan ele aldığımızda karnelerimizin iyi olmadığını üzülerek ifade etmek isterim. Oysa beklenir ve ümit edilir ki; İslam toplumları kadına karşı daha mültefit, daha zarif, daha koruyucu olsun.”

Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlama ve kadının statüsünü yükseltme yolunda, TBMM’nin bugüne kadar bir dizi anayasal ve yasal değişiklikler gerçekleştirdiğini vurgulayan Aydın, mevzuattan kaynaklı eşitsizlikleri gidermek için Anayasa, Ceza Kanunu, İş Kanunu ve Medeni Kanunu’nda değişiklikler yapıldığını anımsattı.

Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hatta anayasamıza pozitif ayrımcılık ilkesi konularak kadınlar lehine iyileştirmeler de yapılmıştır. Elbette bu değişikliklerin olumlu sonuçları olmuştur. En azından kadın erkek eşitliğinin mevzuata ilişkin altyapısındaki sorunlar giderilmiştir. Bu arada geçen yıl Ağustos ayında yürürlüğe giren Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesi’ni ilk imzalayan ülkenin Türkiye olduğunu da buradan hatırlatmak istiyorum. Yürürlüğe giren bu sözleşme ile Türkiye, kadına karşı şiddetin, kadın-erkek eşitsizliğinin bir sonucu olduğunu kabul etmiştir.

Tabii ki sosyal hayattaki sözleşmelerin, ticari sözleşmeler gibi uygulanması kolay olmamaktadır. Uygulanması ve hayata geçmesi zaman almaktadır. Lakin süreci hızlandırmak adına hepimize önemli görevler düşmektedir. Eşitliği sağlayacak ekonomik, sosyal, kültürel altyapıya sahip olmanız gerekmektedir. Yüklenilen sorumluluk, sahip olunan hak ve hürriyetler bakımından kadın ve erkek arasında eşitsizliğin olduğu hepimizin malumudur.

Kadının aleyhine olan bu eşitsizliği gidermek için kadının sosyal statüsünün güçlendirilmesi, kadınların hak ve hürriyetlerini kullanmalarının temin edilmesi için geniş boyutlu bir sosyal dönüşüme ihtiyacımız olduğu muhakkaktır.

Kadınlarımızın çalışma hayatında yeteri kadar yer alması bahsi; üzerinde itina ile durup düşünmemizi gerektirir. Bugün üniversitelerimizde okuyan 6 milyonu aşkın öğrencimizin yüzde 45’i kız öğrencidir. Bu durum bugünün sorunlarının gelecekte çözüleceğine ilişkin bizlere umut vermektedir.

Şurası unutulmasın ki, annelikten daha kutsal ve daha ağır bir sorumluluk yoktur. Her birimiz bir annenin çocuklarıyız. Bir kadın annelik sorumluluğunu üstleniyor ve hayata kazandırıyorsa, her sorumluluğu üstlenebilir demektir. Toplumun çekirdeğini aile meydana getirir ve ailenin merkezinde de anne yer alır. Toplumun temel yapı taşı olan aile kurumunu idare eden bir kadının, her türlü sorumluluğu rahatlıkla üstlenebileceği de kabul edilmelidir. Zira anne olarak kadınlarımıza güvenimizi, hayatın her alanında ki icraatları ve üstlendikleri sorumluklar ile iftihar ederek göstermeliyiz.

Bu konu siyasette de böyledir. Siyaset, sosyal hayatın bir izdüşümüdür. Siyasi temsilde eşitliğin sağlanabilmesi için sosyal eşitliğin sağlanması gerekmektedir. Az önce ifade ettiğimiz gibi sosyal eşitlik, ekonomik ihtiyaçların giderilmesi ve eğitim düzeyinin yükselmesi ile mümkün olacaktır.”

  1. Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 82 kadın milletvekili bulunduğunu anımsatan Aydın, “TBMM’deki 550 milletvekilinin yüzde 15’ine karşılık gelen bu sayı bugün için yeterli midir? Elbette değildir. Kadınların sosyal hayattaki etkinliklerine paralel, siyasi hayattaki etkinlikleri de artacaktır. Bunun için sadece Meclis’te değil, hayatın her alanında temsil oranlarının, yetki ve sorumluluklarının artırılması gerekmektedir.” şeklinde konuştu.

Güne Bakış Haber Merkezi

 

Aydın, sözlerini şöyle bitirdi:

 

“TBMM’de kadınların temsil oranı sadece bir göstergedir. Gazi Mustafa Kemal’in 1934 yılında açtığı yolu ülke olarak daha da genişletmek bizim de sorumluluğumuzdur. Aradan geçen 80 yılda parlamentomuzda görev yapan kadın milletvekillerimizin sayısının ve oranının daha fazla olması beklenirdi. Ama artan nüfusumuza paralel kadınların siyasal temsil oranları artmamıştır. Bu konuda kadınlara seçme ve seçilme hakkını bizden sonra veren ülkelerin de gerisinde kaldığımızı itiraf etmeliyim. Elbette bunun pek çok nedeni var. Bu proje, bu nedenler üzerinde bize yol gösterecek pek çok sonuca ulaşacaktır.

 

2023 yılında dünyanın en gelişmiş 10. Ekonomisi olmak isteyen Türkiye’nin kadın erkek eşitliği konusunda daha fazla gayret sarf etmesi gerekmektedir. Çünkü bir toplum kadını ile güçlüdür. Kadın hayatın içinde olmalıdır. Az önce siyasetin sosyal hayatın bir izdüşümü olduğunu söylemiştim. Parlamentoda görev yapan kadın milletvekillerimiz bu toplumun içinden çıkmışlardır. Onlar sosyal hayattaki konumlarının karşılığı olarak siyasal temsil noktasına erişmişlerdir. Kadınların sosyal hayattaki etkinliğinin artmasına paralel siyasal temsil oranlarının artacağından kuşku duyulmamalıdır.”

 

TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı Radiye Sezer Katırcıoğlu ise, Türkiye’de kadınların siyasal hayata katılımında ilk önemli adımının, 3 Nisan 1930 günü atıldığını ve kadınların yerel seçimlere katılmasının önü açılıp, ilk kadın muhtarının seçilidiğini, aradan 4 yıl sonra, 5 Aralık 1934’te de Türk kadınları genel seçimlere katılma ve milletvekili seçilme hakkını elde ettiğini söyleyerek, “Belçika, Fransa, İtalya ve İsviçre’nin de aralarında olduğu birçok gelişmiş ülke kadınlarının da o dönemde bu hakkı yoktu.” diye konuştu.

 

Kadınların siyasal hayata katılımının tüm demokratik toplumlarda Anayasa’da kabul edilmiş bir hak olduğunu belirten Katırcıoğlu, “Öte yandan kadın ve erkeğin siyasal hayatta eşit temsili hem demokrasinin bir gerekliliği hem de uluslararası hukuktan doğan bir yükümlülüktür.” şeklinde konuştu.

 

Katırcıoğlu sözlerine şöyle devam etti:

 

“Tüm dünyada, ülkeye göre oranlar değişse de, kadınların siyasette temsili erkeklere oranla düşüktür. Dünyada kadınların parlamentoda temsil oranı yüzde 21 ve Avrupa Birliği ülkelerinde yüzde 28’dir. Bu oranlar; kritik eşik olarak adlandırılan ve asgari temsil oranı olarak kabul edilen %30-35 seviyesinin de altındadır. Bu durum, kuşkusuz, tek bir nedenle açıklanamaz; kadının siyasette düşük temsili tarihsel, siyasal, ekonomik, kültürel ve toplumsal pek çok faktörün sonucudur.

 

Ülkemiz kadınları; seçme ve seçilme hakkını, pek çok gelişmiş ülkeden önce elde etmiş olsa da, kadınlarımız hem Meclisimizde ve hem de yerel yönetimler temsilinde henüz istediğimiz düzeyde değildir.

 

Bugün Meclisimizde kadın milletvekillerimizin oranı yüzde15tir. İlk seçme ve seçilme hakkının kazanıldığı 1934’ten 2002’ye kadar Mecliste kadının temsil ortalama oranı %2,4’tür. 2002’de %4,7 ile Mecliste başlayan temsil oranı önce %9’a, bugün ise %15’e çıktı.

 

Tüm bu oranlara baktığımızda kadının Meclis temsilinde son 13 yılda elde edilen 3 katı artış, alınan mesafeyi, verilen önemi bize göstermekle beraber, Avrupa ve dünyadaki katılım oranına bakıldığında elbette yeterli değildir. Bu anlamda, kadının siyasal hayatta eşit temsili, tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizin de üzerine eğilmesi gereken en önemli konulardan biridir. ”

 

TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nun, 25 Şubat 2009 tarihinde kurulduğunu hatırlatan Katırcıoğlu, Komisyon’un kadınların karar alma mekanizmalarına katılımının artırılmasına, kadın haklarının korunması ve geliştirilmesine yönelik, ülkede ve uluslararası alanlardaki çalışmaları başarı ile yürüttüğünü kaydetti.

 

Katırcıoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

 

“Bu dönemde ise, Birleşmiş Milletler Kadın Birimi ve Uluslararası Parlamenterler Birliği ile beraber 3 yıl sürecek “Türkiye’de Siyasi Liderlik ve Siyasi Katılımda Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesini” başlatıyoruz. Bu projenin amacı; Türkiye’de kadınların liderliğini ve siyasete katılımını teşvik etmek, kadınların siyasal hayata katılımında alınacak yasal ve idari tedbirleri tespit etmek ve TBMM’nin bu konuya duyarlı olmasını sağlamaktır. Projemizin üç hedefi bulunuyor.

 

İlki KEFEK’in geliştirilmesi, ikincisi, TBMM bünyesinde yapılan kanuni düzenlemelerdir. Bu doğrultuda, projenin ilk etabında, yapılan 31 temel kanunumuzun kadın erkek fırsat eşitliği bakış açısıyla taranması sonrasında atılacak adımlardır. Bu projede ayrıca taranan mevzuat dışında kalan diğer mevzuatın ve politikaların taranması ve toplumsal cinsiyete duyarlı bütçelemenin Meclis içinde desteklenmesi gibi hedefler konulmuştur. Üçüncü ve son hedef kitle ise Meclis dışındaki aktörlerden oluşmaktadır ki bu, kadın hareketinin vazgeçilmez unsurlarından biri olan sivil toplumdur. Burada, Komisyonun hedeflediği amaçlara ulaşması için sivil toplum kuruluşları ve kadın dernekleriyle güçlü bir diyalog ve iş birliği sürecinin işletilmesi gereklidir.

 

Ülkemizde, kadınlara seçme ve seçilme hakkının verildiği bu haftada, şu noktayı vurgulamak isterim. Kadın ve erkeğin siyasal hayatta eşit temsili; bir demokrasi, insan hakları ve kalkınma meselesidir. Bu anlamda, kadınların siyasal hayata daha fazla katılması, temsil edilmesi ve sorumluluk alması partiler üstü bir meseledir. Bu sebeple, hep birlikte, kadınların siyasete girişinin önündeki engellerin kaldırılması ve siyasal yaşamda daha fazla kadının yer almasına yönelik adımlar atmalıyız.

 

Toplumsal cinsiyet eşitliğini tesis etme anlamında en başarılı olan ülkeler bile, hala kadınların siyasette eşit temsili hedefine erişmek için çalışmaktadır. Kadın ve erkeğin siyasal hayatta eşit temsili bir süreç meselesidir. Meclisimizde kadınların temsili son yıllarda ciddi bir oranda artmakla beraber, Umuyorum ve istiyorum ki, bundan sonraki yasama döneminde çok daha yüksek kadın temsilini sağlayalım ve demokrasi, insan hakları ve kalkınma bağlamında, kadınların Meclis’te artan varlığıyla daha güçlü bir ülke olalım.”

 

Toplantıda ayrıca İsveç Ankara Büyükelçisi Lars Wahlund, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Kadının Statüsü Genel Müdürü Gülser Ustaoğlu, Parlamentolararası Birlik Temsilcisi ve Proje Koordinatörü Zeina Hilal ve Avrupa ve Orta Asya Bölge Direktörü ve Türkiye Temsilcisi Ingibjorg Solrun Gisladottir birer konuşma yaptılar.

 

Toplantıda Proje Yöneticisi Neşe Çakır tarafından projenin sunumu yapıldı.

 

2011-2014 yılları arasında yürütülen ‘Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine Yönelik Elverişli Ortamın Teşvik Edilmesi Birleşmiş Milletler (BM) Ortak Programı’nın devamı niteliğindeki ‘Türkiye’de Siyasi Liderlik Ve Siyasi Katılımda Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi’, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) dönüştürücü kapasitesinden faydalanarak Türkiye’de kadınların siyasi liderliğini ve katılımını güçlendirmeyi amaçlıyor.

 

KEFEK, Türkiye’de kadınların liderliğini ve siyasete katılımlarını teşvik etmeyi, bu hedefle hem Meclis’in hem de komisyonun bu yöndeki kapasitesini artırmayı, hedefe yönelik toplumsal cinsiyete duyarlı tedbirler ve politikalar geliştirmeye katkı sunmayı amaçlıyor. Projenin 2017 yılı Aralık ayında tamamlanması planlanırken, bu süreçte Türkiye’de kadınların siyasete katılımı ve liderliğinin artırılmasına yönelik çok sayıda çalışma yapılması öngörülüyor.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu
Kapalı