Güncel

“Bizim medeniyetimiz hep ışık saçmıştır”

Özbay’dan Medeniyetimiz ve Milletimiz Konferansı

“Bizim medeniyetimiz hep ışık saçmıştır”

 

Gazi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mahmut Özbay Adıyaman Üniversitesi M. Vehbi Koç Konferans Salonu’nda “Medeniyetimiz ve Milletimiz” konulu konferans verdi.

Konferansa Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Talha Gönüllü, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Seyit Temir, Prof. Dr. Ali Aydın, Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. İbrahim Halil Tuğluk, Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Mehmet Yıldız, akademik ve idari personelin yanı sıra öğrenciler katıldı.

Konferans öncesinde Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Talha Gönüllü’yü makamında ziyaret eden Gazi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mahmut Özbay Adıyaman Üniversitesi Onur Defteri’ni imzaladı. Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Gönüllü, Prof. Dr. Özbay’a teşekkür ederek ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Konferansta Prof. Dr. Özbay konunun medeniyet ve millet olduğunu ve bu nedenle insana bakmak gerektiğini söyleyerek insanın inancımızda, kültürümüzde eşref-i mahlukat olduğunu belirtti. Temel kaidemizin İslam kaidesi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Özbay İslam kaidemizde altı temel kaide daha olduğunu açıkladı. Prof. Dr. Özbay’a göre bu kaideler; adalet, fazilet, güzellik, doğruluk ve iyiliktir. Prof. Dr. Özbay daha sonra medeniyet hakkında bilgiler vererek medeniyet sözcüğünün 2004 yılında siyaset literatürüne girdiğini anlattı.

Özbay konuşmasını şöyle sürdürdü; “Biz bir orta doğu ülkesiyiz. Mezopotamya ülkesiyiz. Genişletilmiş orta doğunun önderiyiz. Konumuz medeniyet ve millet olunca önce bir insana bakmamız gerekiyor. Bizim kültürümüzde inancımızda insan eşref-i mahlûkat olarak yaratılmıştır. Yani yaratılanların en üstünü en öncüsü olarak tanımlıyoruz. Bu sebeple insanların birlikte yaşadığı küçük topluluklar ki bunun çekirdeğine aile diyoruz, topluluk diyoruz halk diyoruz sonra da tüm bunları birleştirdiğimiz zaman ortaya bir millet çıkıyor. Kâinatın öznesi insandır. İnsanın olmadığı bir yerde hiçbir şey yoktur. Vatanın kutsallığı dinin kutsallığı, devletin kutsallığı hep insandan ileri geliyor. İnsanın olmadığı bir yerde bunların hiçbirisi yoktur. İnsanın insan gibi yaşayabilmesi için inanç, kültür, medeniyet millet ve devlet olan beş tane fonksiyonun yada yapının üst üste kurulması gerekiyor. Bizim kadim milletimizi yani İslam milletini bir abide olarak alırsanız bu abideyi üstünde taşıyan kaide veya kaideler medeniyettir. Bugün kalpten baktığımızda yedi milyar insan bizim kardeşimiz. Yeryüzünde etkinliğe baktığımızda iki milyar insan bizim dostumuz, kardeşimiz. Kişiye baktığımızda inanç dünyamızda yaşayan insanlarımız var, iman dünyasında yaşayan insanlarımız var, din dünyasında yaşayan insanımız var, İslam’ın tümünü, evrenselliğini kapsayan insanlarımız var. Her kültürün her inancın kendine göre tanımı vardır. Hamilton’un ortaya attığı tezler kendi kültürü açısındandır. Bizse kendi kültürümüz açısından bakıyoruz. Medeniyet veya uygarlık dediğimiz zaman hayatımızı kuşatan ne varsa hepsi içindedir. Bilim, inanç, ahlak, tiyatro, sinema müzik ekonomi iktisat ne varsa tüm kavramları optimizasyon içine getiren o yapıya medeniyet diyoruz ve o medeniyet dediğimiz oluşumun içinde yaşıyoruz. O medeniyetin mensubu olarak yaşıyoruz. Bir takım parametreler öne çıkabiliyor, bu bizi yanıltmaması gerekir. Temel kaideleri nelerdir? Bunda öncelikle biz kendi İslam kaidemize bakmamız gerekiyor. İslam kaidemizin altı temel kaidesi var. Adalet, fazilet, hakikat, güzellik, doğruluk ve iyiliktir. Bu altı kaide bizim medeniyetimize inanmış, bu medeniyette yaşayan insanların özellikleridir. Batıya baktığımızda bunları görmemiz mümkün değildir. Batı medeniyeti daha ziyade somut bir medeniyettir, fiziksel bir medeniyettir, ticari bir medeniyettir. Gücü yetenin diğerini sömürdüğü bir medeniyettir. Batı medeniyeti ölçülebilir fiziki bir medeniyettir, bizim medeniyet ise sadece inanç, ahlak değil bir inanç sistemi ahlak sistemi ve aynı zamanda medeniyet önerisi vardır bizim dinimizde. Bu medeniyetin iki boyutu var. Biri fizik boyutu, ikincisi metafizik boyutudur. Dünyada yaşayan altı medeniyet var deniliyor. Bunların iki tanesi elit olarak gösteriliyor. Biri batı medeniyeti diğeri de İslam medeniyetidir. Dünyayı etkileyecek iki medeniyet var. Çin, Japon geri plandadır. Her birimin de fizik ve metafizik bölümü vardır. İnsan fizikini ölçebilir ama onu ne kadar sevdiğini ölçemez. Metafizik insanın ona gösterdiği sevgiyi gösterir. Medeniyetin temel kaidelerini hayatına geçiren insanların tümüne millet diyoruz. Almanya’da yaşayan bir insanımız bizim devletimizde yaşamıyor ama o bizim millettaşımızdır. Milletin bireyleri millettaştır. Devlet yönetimi içinde yaşıyorsa vatandaştır. Milleti oluşturan unsurlar din, dil, etnisitenin yanı sıra diğer özellikler de olabiliyor. Medeniyetin diriliş görevi siz gençlere düşüyor. Millet olma bilincimizi yenilememiz gerekiyor. 2004 yılından sonra medeniyet kavramı siyasetin literatürüne girdi. Medeniyetler çatışmasına karşı medeniyetler ittifakı oldu. Bizim başbakanımız İspanya ile birlikte eş başkan olarak geldi. Bu halkımıza güzel bir mesajdır. Son zamanlarda etkinliğini kaybetti ama. Biz birey olarak güzel hareketler yapmalıyız. Yaptığımız her iş doğru olmalı. Yeryüzündeki yedi milyar insan bizi örnek almalı. Adil olacağız. Yeryüzündeki hiçbir şey bizim adil olmamıza engel olamamalıdır. En büyük eksikliklerimizden biri adil olamamamızdır. Yeni bir tez ortaya atmamız için onun eskisini çok iyi bilmemiz gerekiyor. Yeni çözümler getirebilmemiz için geçmişte bu konudaki çalışmalarda hangi veriler var, evrensel veriler, sürekli sürülebilir verileri toplamamız gerekiyor.  Biz eski verileri araştırmadan yenisini yapalım dediğimiz zaman öyle bir şey olmaz. Ancak başkasının yaptığı yeniyi biz yaptık diye gösteririz. Newton, Galileo’nun yaptığı şeyleri almıştır. Einstein da, Newton’un yaptıklarını almıştır. Bizim medeniyetimizin yeryüzüne ışık saçtığı durum astronomi tıp bilimde fizikte matematikte mimaride dünyanın çıkan tezleri hep İslam medeniyetinin içinde yaşayan insanlardan çıkıyor. Irkları dinleri farklı ama bir millet anlayışımızın içinde yaşıyorlar. 1400lerden sonra biz bu özelliğimizi kaybediyoruz. Çevrilen kitaplar hep bizim bilim adamlarımızın kitapları. İbn-i Sina, Farabi, Mevlana vb. Grekler, Romalılar herkes bunları alıp çeviriyor. Kendileri yeni tezler ortaya koymaya çalışıyorlar bunları baz alarak. Gençlerin kendi içindeki dinamikleri harekete geçirerek kendi  kültürümüzün kendi medeniyetimizin dirilişini gerçekleştireceğinden hiç şüphemiz yoktur. Bunlar çalışmalarınızla olacaktır inşallah. Bizim medeniyetimizde kast yoktur, fetih vardır. Her insan bir Fatih olmalıdır. Fetih açmak aydınlatmak demektir. Fatih de o aydınlığı yayan insandır. Batı medeniyetinin 200 yıllık şaşalı dönemi bitti, kendi kendini intihara kalkışıyor artık. Bir çıkış noktası arıyor. Bu çıkış noktasında İslam medeniyetinin diriliş ışıklarını gördüğü için bunu söndürmeye çalışıyor. Nereden bakarsanız bakın dünyanın ıslahı insanlığın felahı İslam medeniyetinin tekrar felahına bağlıdır. Bu değişimi bizim gençliğimiz yapacaktır.”

Güne Bakış Haber Merkezi

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu
Kapalı