Genel

Yerel Yöneticiler ve Korumaları

Yeren yönetici denince ilk etapta aklımıza gelenler, belediye başkanlarıdır. Bunlar; il,ilçe veya kasabamıza yerelde hizmet vermek üzere seçtiğimiz kişilerdir. Komşumuz, köylümüz, mahallemiz olan kişiler. Aramızdan,içimizden, bizden birileridir. Bürokrat, teknokrat, iş adamı ve benzer bir alanda bize hizmet veren insanlar. Tanıdığımız, bildiğimiz, sık sık görüp izlediğimiz hemşehrilerimiz.

Şehir ne kadar büyük olursa olsun, aday olduklarında, dört-beş aylık seçim kampanyaları boyunca daha sık görüştüğümüz, ekibiyle beraber kapımızı çalan, kucaklaşıp tokalaştığımız kişiler… Buraya kadar her şey güzel. Onlarla aramızda ne özel kalemler var neden özel güvenlikçiler ve korumalar. Ancak ne var ki seçim kampanyaları bitip başkanlık koltuğuna oturulduğunda işler değişiyor. Düne kadar evimizi, iş yerimizi, kahvehane ve çay ocağımıza adım adım dolaşıp ziyaret eden, hepimizle kucaklaşıp tokalaşan o başkan gidiyor, yerine bambaşka birileri geliyor.Aramızda dolaşması, evimizi veya iş yerimizi ziyaret etmesinden vazgeçtik; bu kez biz onu makamında ziyaret etmesek istesek de edemiyoruz. Özel kalemlerden,özel güvenliklerden, korumalardan geçip ulaşabilene aşk olsun!..

Şöyle bir düşündüğümüzde, ulaşmamıza, buluşmamıza, dertleşmemize engel olan konuların, korumaların şu tutum ve davranışlarından kaynaklandığını tahmin ediyoruz :

  1. Adaylar; kampanya boyunca birbirlerini(rakiplerini) eleştirirken ölçüyü kaçırıyolar. Eleştireyim derken, bilerek ve yabilmeyerek hakaret ediyolar. Bazen kantarın topuzunu kaçırıyorlar ve maalesef işin içine aileleri, akrabaları da katıyor, katabiliyorlar.
  2. Rakibinin plan ve projelerini eleştirmek yerine, asılsız bir takım iddia ve itiraflarla yıpratıp yoluna gidiyor, gidebiliyor.
  3. Muhatabınınsiyasi görüşlerini, fikir ve ideolojisini eleştirmek yerine, onun ‘’özel’’ inegirip ilgisi olmayan yerlerden vurmaya ve yıpratmaya çalışıyorlar. Böylecerekabet, bir husumete dönüşüyor.

Bunlar, kampanya boyunca gördüğümüz, okuduğumuz, duyduğumuz, izlediğimiz yanlışlar

                Şimdi geliniz bunlara bir de seçildikten sonra yapılan bazı yanlışları ekleyelim: Diyelim ki belediyenin herhangi bir birimini ilgilendiren bir derdiniz, ihtiyacınız, sorununuz, sıkıntınız var.

Onu halletmek üzere belediyeye gidiyorsunuz. Müracaat ettiğiniz kişi ( memur, şef, birim müdürü, her kim ise ) sizi güler yüzle karşılarsa, buyur edip oturtursa, sözünüzü kesmeden sabırla sonuna kadar dinlese, sonunda işinizi halledemeyecekse bile nedenini, niçini detaylarıyla size anlatıp ikna etse, belediye veya belediyeciler hakkında bir olumsuz kanaate sahip olur musunuz? Onlara kızar, küser, darılır mısın? Haklarında bir art yada kötü niyet besler misin? Onlara ilişkin bir dedikodu, iftira ve gıybette bulunur musun? Elbette ki  HAYIR…

Durum böyle olmaz da daha cümle kapısından girdiğinizde asık suratla karşılanır, özel kalemlerde saatlerce bekletilir, girdiğiniz bürolarda dakikalarca hiç ilgilenilmeden ayakta bekletilir ve sonunda da ikna edilmeden olumsuz bir cevap alırsanız, işte o zaman canınız sıkılıyor, moraliniz bozuluyor, sinirleniyor, kızıyor ve küsüyorsunuz. Artık başkanla aranıza engeller, aşılması zor duvarlar giriyor. Ondan sonra da gelsin korumalar, gitsin özel güvenlikçiler ve özel kalemler… Bu durum; başkanı sizden, sizi başkandan uzaklaştırıyor. Karşılıklı komşuluk, mahallelilik, dostluk gibi güzellikler, sevgi ve saygı gibi insancıl duyguların kalktığını yerine; ‘’koruma, koruma, güvenlik’’ gibi kavramların girdiğini görüyorsunuz.

Hepimiz biliriz ki koruma; can güvenliğinin tehlikede olduğu düşünülen bir kimseyi saldırılardan korumaya matuf bir tedbirdir. Onu tehlike, tehdit, cebir, şantaj gibi olumsuzluklardan uzak tutmak için başvurulan bir yol ve yöntem. Şimdi kendi kendimize şunu soruyoruz:

Acaba yukarıda bahsettiğimiz seçim kampanyaları esnasında yapılan yanlışlar ve seçildikten sonraki bazı gereksiz tutum ve davranışlar yapılmasa, korumalara ve özel güvenlikçilere duyulan ihtiyaç da azalmaz mı? Elbette AZALIR.

Sonuç olarak bir takım art niyetli kişilere karşı bazı güvenlik önlemlerini tamamen kaldırılmasını savunmuyoruz. Ancak bir belediyenin bütün birimleriyle, bütün çalışanlarıyla hem makam kapılarını, hem de gönül kapılarını vatandaşa açması halinde bu kadar özel kaleme, özel güvenliğe, korumaya ihtiyaç kalmayacağını sanıyoruz. Geliniz size bununla ilgili yıllardan beri bizzat yaşadığım, görüp tanıdığım bir belediyeden ve belediyecilikten örnek vereyim: Ankara-Keçiören Belediyesi. Yirmi yıldan beri aynı semtteyim. Belediye binasına girer girmez bir kahvaltı (çay) mekanı ile karşılaşıyorsunuz. Daha selam vermeden çayınız ve simidiniz (açmanız, poğaçanız) hazır. İstemeseniz de hazır. Mecburen ikramınızı alıp oturuyor, bir soluklanıyorsunuz. Ardından sizi güler yüzle, tatlı dille karşılayan Danışma görevlileri… Onların yönlendirilmesiyle ilgili birime gidiyorsunuz. Aynı güler yüz ve tatlı dille bir karşılama daha… Oturtacak yerleri varsa oturuyor, yoksa ayakta konuşuyorsunuz. Sabırla, dikkatle ve sonuna kadar sizi dinleyen bir görevli.  Arkasından işinizin çözülmesi… Eğer çözülmeyecekse de ne zaman, nasıl çözüleceğine dair doyurucu bilgi, izahat ve ikna… Cevap olumsuzda olsa ikna oluyorsunuz. Artık bir üst birime gitmeye gerek kalmadan teşekkür edip çıkıyorsunuz. Çıkarken gene çay ikramı mekanından geçerken çayınız gene hazır. Daha istemeden ikram edilen çayınızı içip hem dinleniyor, hem sakinliyorsunuz. Aldığınız cevap olumsuz da olsa kızmak, sinirlenmek, darılmak, küsmek yok. İşte size hizmet… İşte size ardına kadar açık olan kapılar… Şimdi soruyorum: Böyle bir hizmetle karşılanan vatandaşla, o hizmeti sunan belediye başkanının arasında özel kalemlere, özel güvenliklere, korumalara gerek var mı? Korumalar kimi kimden koruyacak ?..

Demek ki belediyecilikte özel kalem, özel güvenlik ve korumaları tamamen sıfırlamasak da bunları azaltmak bizim elimizde. Yazımıza bunu mülki idare bazında başarıyla gerçekleştiren merhum Recep Yazıcıoğlu,nu rahmet ve minnetle anarak son verelim. Mekanı cennet olsun. Nur içinde yatsın. Bütün belediye başkanlarına örnek olsun.

NOT: 1 Nisan 2019 sabahı, seçilen başkan dahil, bütün adaylar parti yöneticileriyle birbirini karşılıklı ziyaret edip tokalaşarak kucaklaşsa, helalleşse ne olur?.. Yeter ki nefsimizi ayağımızın altına alabilelim…

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı