Anasayfa / Sinan Temel

Sinan Temel

Yaşadıkça öğrenirsin…

Kimse yoktur ki, “ah şimdiki aklım olsa…” diye başlayan cümle kurarak geçmişte yaptığı hata ve yanlışlardan dolayı pişmanlığını ifade etmesin. Çünkü herkesin geriye dönüp baktığında “keşke!” diyebileceği pişmanlıkları vardır. Aslında normaldir de. Zira yaşanan olaylar ve tanınan insanlar hep bir tecrübe olarak hayatımızda iz bırakırlar. Kimi hoşnutlukla anılan kimi de …

Haberi Oku

Dersimiz Adıyaman

“Çocuk, yaşadığı kenti tanır ise sever; sever ise korur.” Adıyaman Kent Konseyi olarak 2014 yılında bir tavsiye kararı alarak okullarımızda “Adıyaman Dersi” adı ile seçmeli bir dersin çocuklarımıza okutulmasının kent kültürü ve kentsel aidiyet bilincini oluşturmaya yönelik etkili ve yararlı olacağını gerekçesi ile birlikte İl Milli Eğitim Müdürlüğüne yazı ile …

Haberi Oku

Kafalardaki eğrilikler ya da…

Mimar Sinan, Selimiye Cami karşısında oynayan çocukların yanından geçerken küçük bir çocuğun arkadaşına: “Şu minare eğri yapılmış..” dediğini duymuş. Mimar Sinan hemen küçük çocuğa: “Göster bakalım hangi minare eğri olmuş?” deyince, küçük çocuk eliyle işaret ederek “Şu sağ taraftaki minare eğri” diye göstermiş. Koca Sinan ustalara “Bize bir halat getirin..” …

Haberi Oku

Gidişat hiç de iyi değil…

GZamanın birinde Batı Anadolu köylerinden bir delikanlı çalışmak için İzmir’e gider. İzmir in köklü ailelerinden birisinin kızıyla tanışırlar ve evlenmeye karar verirler. Ancak kızın ailesi razı olmaz. Kız tüm engellere aldırmadan köylü delikanlı ile evlenir. Ama ekonomik sıkıntılardan dolayı İzmir’de yaşayamazlar. Tek çare köye gidip yerleşmektir. Yerleşmesine yerleşirler ama şehir …

Haberi Oku

Eskisaray Cami Çınarı bir simge aslında…

Sosyal medya hesabımda Eskisaray Camii’nin avlusunda bulunan çınar ağacının durumunu paylaşmış ve “koruyamıyoruz, kaybediyoruz” diyerek üzüntülerimi ifade etmiştim. Eski halini bilip şimdiki halini gördükten sonra üzülmemek mümkün değildi elbet. Eskiden mahallelerimiz, mahallelilerimizce sahiplenilir, o mahalleye mensubiyetiyle övünülürdü. O zamanlar mahalle kültürümüz çok gelişmişti çünkü. Eskisaraylı, Hocaömerli, Musallalı, Sıratutlu, Yenipınarlı… Kim …

Haberi Oku

“Dünya Adıyamanlılar Günü”

Kaç zamandır Adıyaman üzerine, Adıyaman’ın tanıtımı, gelişmesi, birlik ve beraberliğinin tesisi üzerine yazmaya çalışıyorum. Biliyorum, belki suya yazılmış yazı gibi bunlar. Belki bir hayal, belki de hayalden öte bir şey. Ya da yakın zamanda gerçekleşmesi muhal olan şeyler. Yaşanılan gerçekleri ve akışı düşündüğümüzde, mevcut sosyal ve kültürel yapıya baktığımızda ya …

Haberi Oku

Fili tarif edenler…

Hikâye bu ya; Altı tane kör adamı bir filin yanına getirirler. Her birisini filin farklı bir yerine götürürler ve onlardan, elleriyle fili tutmalarını isterler. Sonra da, tuttukları bu şeyin “neye benzediğini” tarif etmelerini söylerler. Körlerden bir tanesi, filin kuyruğunu tutmuştur ve şöyle söyler: “Fil bir halata benziyor.” Bir diğeri, filin …

Haberi Oku

İki dinle bir söyle

İnsanlarla yaşanılan sıkıntıların çoğunda peşin hükümlü, ön yargılı davranışlar yatmaktadır. Karşı tarafı anlayıp dinlemeden, her gördüğümüze, duyduğumuza inanır buna göre de hükmümüzü veririz. Oysa büyüklerimiz bu yanılgıyı önlemek için “iki dinle bir söyle” demişler üzerine basarak. Biraz hasutluk, biraz bencillik, biraz da ukalalığın etkili olduğu peşin hükümlülük insan kişiliğinin gelişmesinde …

Haberi Oku

Ayakları olmayanın kulakları da duymaz!

ADaha önce bir yazımda “Cam Tavan Sendromu” ile ilgili bir deneye yer vermiş ve başarılı olmamız için sınırlarımızı zorlamamız gerektiğini yazmıştım. Bugün yine aynı konuya örnek bir deneyi, ama bu sefer biraz farklı bir deneyi paylaşacağım. İlk bakışta bize espri gibi gelen bu deneyin aslında okuyanlara vermek istediği önemli mesajlar …

Haberi Oku

Tereyağının hesabı

TYaşlı adamın eşi evde tereyağı yapıyor, kocası ise her gün yakınlarındaki bakkala götürüp satıyor onunla geçiniyorlardı. Bakkal, adamın getirdiği tereyağını hiç tartmıyordu. Ancak bir gün “acaba” dedi, adam gittikten sonra tereyağını tartıya koydu, 900 gram olduğunu görünce çok öfkelendi ve “yarın geldiğinde bunun hesabını sorar bir daha da ondan alışveriş …

Haberi Oku

Önce Mahalleyi kaybettik!

ÖYıllar var ki şehrimizde bir kültürün göçüp gittiğinden oluşamadığından şikâyet ederiz. Bu işin sancısını çekenler iyi bilir. Sancısını çekenler diyorum, çünkü bunun ne olduğunu bilmeyenler ne sancısını çeker ne de eksikliğini hisseder. Çok görmüyorum elbette, zira bunun sorumlusu onlar değil. Bir şehirde yaşayan insanların birlik, beraberlik ve dayanışma içerisinde olması …

Haberi Oku

Kanunlar ne için vardır?

“Ele verir talkını (telkini) kendi yer salkımı” sözünü bilirsiniz. Söyledikleri ile yaptıklarının aynı olmadığını anlatan veciz sözlerimizdendir. Lafa gelince atıp tutanların, iş yapmaya gelince sessiz kalması ya da tırsması karşısında da bu söz kullanılabilir. Haktan, hukuktan ve de adaletten bahsedip de, iş başa düştüğünde hakkı da, hukuku da, adaleti de …

Haberi Oku