Anasayfa / Naif Karabatak

Naif Karabatak

Naif Karabatak

Ya olsaydı?

Doktorlar iki aylık ömrünün kaldığını söylüyordu. Adam çevresinde pek sevilmese de yakınları “ölecek olması” nedeniyle iyi davranmaya başlıyordu. Hâlbuki hepimiz öleceğiz er ya da geç… O güne dek yüz vermen sevdikleri(!) komşuları, dostları, dost görünenleri, hısımları, akrabaları, arkadaşları hepsi adamı el üstünde tutuyor, bir dediğini iki etmemeye başlıyor. Beş parasız …

Haberi Oku

Bugün ne giyinsem?

Özgür olmak ve özgürce yaşamak için demokrasi ve cumhuriyet gibi yönetimler ya da kaide ve kurallar değil, özgür kafalar gerekiyor. En baskıcı yönetimde özgür olmak mümkün olacağı gibi, en özgürlükçü yönetimde de esir kalmak mümkündür. Çelişki yönetimlerde değil, insanların özgürlük algısındadır. Kendi hayatımızı “özgürce” yaşamak için kendi tercihimiz, kendi inancımız, …

Haberi Oku

Yazmak bir hastalık mı?

Yazının başlığına olumsuz bir cümle almam, olaya olumsuz bakacağım manasına gelmez. Yazmak bir hastalık değildir de diyebilirdim. Yazmak bir alışkanlık mı, mecburiyet mi.. gibi farklı sorular da sorabilirdim. Cevap alır mıydım bilmem ama gelin birlikte arayalım… 40 yıl önce bir matbaada mürettip olarak mürekkep yalamaya başlamıştım. O zamanki ustam yüzüme …

Haberi Oku

Gözün aydın abi!

Bugün her zamankinden çok daha farklı uyandım. Farklılığın ne olduğunu çözmem uzun zaman aldı ama bir farklılık vardı, o kesindi. Fark neydi, henüz belli değildi. Ömrüm vefa ederse bugünün farklılığını -en azından- ben öğrenecektim, siz merak edecektiniz. Pencereden içeriye vuran güneş, sanki “bugün sana daha bir güzel doğuyorum, göğü yırtıyor, …

Haberi Oku

Siyasetten çiçek böceğe

Yazı hayatına başladığım günden bugüne yaklaşık 20 yıl geçti. Yirmi yılın büyük çoğunluğunu “siyasi gündem” oluşturdu. Arada çiçekler, böcekler, kelebekler, yeşillikler, masmavi deniz ve hayaller de oldu ama nedense ağırlık siyasette kaldı. Günlük olarak yazdığım mizahi yazıların tamamına yakını da siyasi gündemle alakalıydı. Bir başka deyişle hem “ciddi” yazılarım hem …

Haberi Oku

Kimine at, kimine meydan…

Adam öyle bir “ahhh” etti ki, ciğerinin delindiğini sandım. “Ahhh ulan ahhh” diye devam etti, “O yetki bende olacaktı ki, gör bak neler yapıyorum”. O yetki o adamda olmadığı için neler yaptığını görme şansım hiç olmadı. Bundan sonra da olur mu, bilmiyorum. Olsa da ben görür müyüm, onu da bilmiyorum. …

Haberi Oku

Yenilgideki erdemler-2

Dün yazımı; “Kazanmak, sarhoşluğu da beraberinde getirir.” diye bitirmiştik. Çünkü Güç,  adamı sarhoş ederdi. Gerçekten de güç adamı sarhoş eder. Kör bir âşık gibi salar ortaya. Hiç kimsenin sizi görmediğini, sizi takip etmediğini, nasıl kendinizden geçtiğinin farkına varmadığını sanır. Güç, zehirli bir yılan gibi vücuda hızla yayılır ama alışkanlık yapan …

Haberi Oku

Yenilgideki erdemler-1

Bir yarışa giriyorsanız, o yarışın sonucunda kazanan siz olacağınız gibi, kaybedenin de siz olabileceğinizi bilmeniz gerekiyor. Bir başka deyişle, bir yarışa giriyorsanız, o yarışın sonunda kazanmak da var, kaybetmek de, diye inanmanız gerekiyor. Her iki sonucu da kabullenmek bir erdemdir. Kazanmanın erdemi de, kaybetmenin erdemi de bir duruşun ortaya koyulmasını …

Haberi Oku

Siyaset yapmak, siyaset yaptırmak

Kur’an-ı Kerim’den sonra benim için iki kitap çok önemlidir. Bunlardan birisi “sahih” hadislerin yer aldığı kitaplar, bir diğeri de Eflatun düşlediği ‘en iyi devleti’, Sokrates’le birlikte anlattığı “Devlet” kitabıdır. Bu iki tür kitabın özelliği, kitabı oluşturanların “akla gelen her şeyi” çekinmeden sorup, ona göre bir yol çizmeleri nedeniyledir. Sadece o …

Haberi Oku

Müşterisine itibar kazandıran mekânlar

Çocukluğumda uzun yıllar çaycılık yaptım. Sabahları okula gidiyorsam, öğle sonu ve akşam çay ocağında çalışırdım. Öğleden sonra okula gidiyorsam da, sabah ve akşam çay ocağındaydım. Çay ocağıyla ilgili, çay ocağı kültürü ve sohbetleriyle ilgili bugüne dek çok yazı yazdım, çokça yazı da yazıldı biliyorum. Hatta filmlere, romanlara, hikâyelere, öykülere konu …

Haberi Oku

Tartış(ama)ma kültürü

Eskiler münazara derdi tartışmaya. Birden çok grupların belli bir konu üzerine görüş beyan etmesi, izleyicilerin de bu görüşlerden beğendiğine not vermesi şeklindeydi münazaralar. Tartışma veya münazara, her şeyden önce bir zekâ gerektirir. Farklı bakış açısını ortaya koymalısınız. Herkesin aynı konuda söylediklerini tekrardan ibaret olan tartışmanın bir anlamı da olmaz, izleyene …

Haberi Oku

Dikkat, takip ediliyoruz

Eğer tıp doktoru olsaydım, toplumun büyük bir kesiminin bipolar bozukluk yaşadığını söyler, manik depresif hastalığa kapıldığını, düşünme ve ruh halinde belirgin dalgalanmalar gözlendiğini söyler, hatta bu söylediğim çok da anlaşılmasın diye anlaşılmayan birçok tıbbi terimi bir biri ardına sıralardım. Bildiğiniz gibi doktor değilim ve kestirmeden “toplumun ruh sağlığının ciddi şekilde …

Haberi Oku