Nöbetçi Eczaneler

Kitap, Kütüphane Aşkı

KYüce dinimizin ilk buyruğudur “Oku„ mak. Cenabı Allah’a, bizi böyle bir dinin mensubu olarak yaratmasından dolayı ne kadar şükretsek, azdır.  Evet; okumak… Ne kadar güzel, ne kadar kıymetli, ne kadar gerekli ve yararlı bir eylem. Okuyanla okumayanın asla bir olmadığını, bilimin mümin için bir yitik oduğunu, nerede olursa olsun, arayıp bulmamız gerektiğini, velev ki Çin’de bile olsa bildiren bir inanç…

İşte böyle bir inancın, böyle bir  kültürün mensubu olan vatandaşlarımız zaman zaman bu uğurda çok güzel, çok hayırlı ve anlamlı hizmetlerde bulunarak, çok ilginç örneklere imza atmış ve hâlâ da atmaktadırlar. Yazılı basından öğrendiğimiz o ilginç örneklerden biri de  Kütahyalı Zeki Aktürk. Kendisi emekli bir kütüphane memuru. Elli yedi yaşında. Emekli olduktan sonra, içindeki kitap aşkıyla çok hayırlı, güzel bir hizmete başlıyor: Önce, hayırsever kitap bağışlayıcılarını soruyor, arıyor, buluyor ve bağışlanan kitapları topluyor. Ardından, topladığı kitapları arabasına doldurarak köy, köy kasaba kasaba kütüphanesi olmayan okulları araştırıp buluyor. Sonra da okul idarecileriyle temasa geçerek, o okullara birer kitaplık kurulmasını sağlıyor. Topladığı kitapları bağışlayarak, okulların birer kütüphaneye kavuşmasına vesile oluyor. Bu şekilde, tam 55 okulda kitaplık oluşturuyor. Evet; 55 okulun kütüphaneye kavuşmasına vesile oluyor. Ne kadar güzel, ne kadar hayırlı bir hizmet değil mi? Sorulduğunda da şunları söylüyor: “Ben, bu konuda kendime 1940’lı yıllarda bu işi başlatan “Eşekli Kütüphaneci„ Mustafa Güzelgöz’ü örnek aldım.„ diyor. “O, 1940’lı yıllarda eşeğiyle köy köy dolaşarak bunu yapmıştı. Ben de emekli olduktan sonra, onun yolundan giderek, arabamla bunu yapmaya çalışıyorum. Hepsi bu…„

Evet; senin ifadenle “Hepsi bu„ sevgili Zeki Bey… Bu senin mütevazı değerlendirmen… Ancak, bize kalırsa bu güzel hizmet, “Hepsi bu„ diyerek geçiştirilecek bir şey değil. Bu bir aşk. Bu bir gönül işi. Bu bir fedakarlık. Bu bir örnek davranış. Bu bir kültür hizmeti. Sen, tevazu göstererek yaptıklarını sıradanmış gibi göstermek isteyebilirsin. Bize göre yaptıkların gerçekten sıra dışı ve çok anlamlı bir hizmet. Yirmi beş otuz yıl çalışıp hizmet edeceksin. Aldığın emeklilik ikramiyesini ve maaşlarını da arabaya, yakıtına, masrafına harcayıp gece gündüz demeden kitap toplayıp topladıklarınla kütüphanesiz okulları kitaplıklara kavuşturacaksın… Bundan daha güzel bir hayır- hizmet olur mu?.. Senin katkılarınla kitaba ve kütüphaneye kavuşan okulları, okul idarecilerini, öğrencileri düşünüyor ve memnuniyetlerini tahmin etmeye çalışıyorum. Bu, öyle azımsanacak, tevazu nedeniyle üzerinde az durulacak bir konu değil. Yaptıklarının değerini, anlam ve önemini ancak bilenler bilir… Hayatının kırk yılını eğitim- öğretime veren, milli eğitimin her tür ve kademesinde idarecilik yapan birisi olarak bunun ne demek olduğunu çok iyi bilirim. Allah senden razı olsun sevgili Zeki Aktürk. Ne mutlu sana!.. Umarım Kütahya valiliği ve milli eğitim müdürlüğü de bu güzel hizmetini değerlendirecek ve bir teşekkür nişanesi olarak adını bir okula verecektir. Bu da sana ve senin gibi davranacak olanlara bir vefa borcu olur inşallah!.. Kolay gelsin. Durmak yok, yola devam. Rab’bim yar ve yardımcın olsun sevgili Zeki Bey!..

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu