Son Dakika
20 Ağustos 2017 Pazar

Yoksula her yerde vuruyorlar

01 Kasım 2014 Cumartesi, 11:10

3 bin tarım işçisi Adıyaman ve Şanlıurfa’dan

Yoksula her yerde vuruyorlar

 

Adıyaman’da topraksızlık, işsizlik ve yoksulluk sonucu “ırgat” olmak zorunda kalanları hem kötü bir yaşam bekliyor, hem de Isparta’daki kazada olduğu gibi bir minibüse 43 kişi balık istifi gibi bindirilir ve sonra da sonu karanlık bir yola savrulur. Adıyamanlı ırgatların da bulunduğu kaza, bir kez daha ırgatlığın ve kötü yaşam koşullarını akla getirdi.

Soma’da 301 can gitti. Acıyı sindirmeye çalışıyorduk ki Mecidiyeköy’de asansör 32’nci kattan yere çakıldı 10 can yitti. “Bu son olsun” derken olmadı; Ermenek su faciası ile sarsıldık. Herkes çok üzgün ve çaresizdi. Türkiye sıkıntıyla uykuya yattı. Bu sabah gözümüzü Isparta’dan gelen kara kaza haberiyle açtık. Çoğu kadın 17 tarım işçisi ölmüş, 30’u yaralanmıştı. Bu bitmeyen yıkımların nedenlerine bakıldığında, Sezen Aksu ve Meral Okay’ın birlikte yazdıkları ünlü şarkının sözleri çıkıyor ortaya: Masum değiliz hiçbirimiz…

Soma faciasında denetimsizlik kadar “Dayıbaşı” sistemi ve “aç gözlülük” ön plana çıkmış, günlerce tartışılmıştı. Asansör faciasında, Kör kuyu Ermenek faciasında da “neden” sorusunun yanıtı aynıydı. Tarım işçilerini feda ettiğimiz son olayda da masum olmadığımızın göstergesi gibiydi adeta.

 

Bu Kadar Yolcu Buna Doldurulunca…

Bu kez, çoğu kadın 44 işçiyi bir midibüse sığdıran şofördü neden. O kişi hem şoförüydü midibüsün, hem de işçileri toplayan dayı başıydı. İkinci bir midibüse para ödememek için aracına öylesine ağır bir yük almıştı ki firenler dayanamadı, patladı. Hep olduğu gibi göz göre göre geldi katliam.

 

Üçü Çocuk Yaşta

Edinilen bilgilere göre kaza bu sabah 7:15 sıralarında yaşandı. Su tahliye kanalına düşen araç 20 metre kadar sürüklendikten sonra devrildi. Kazada 16 kişi öldü. 29 kişi de yaralandı.

Yaralılardan üçünün çocuk yaşta oldukları belirlendi. Akşehir Devlet Hastanesi’nde tedavi altına alınan çocuklardan Erkan ve Esme A.’nın 16, Sibel A.’nın ise 12 yaşında olduğu öğrenildi.

 

İşçiler Ölmeye Yolda Başlıyor

Normalde 27-28 kişilik midibüs ile 42 kişinin taşınması, faciaya neden olan sistemin de habercisi.

 

Bahçe Sahibi İle Çavuş Anlaşıyor

Yerel kaynaklardan edinilen bilgilere göre sistem şöyle işliyor: Özellikle ekim-kasım döneminde meyve bahçelerinde işler yoğunlaşıyor. Bahçe sahipleri, işçi temini için ‘çavuş’lar ile temasa geçiyor.  Bu sabah yaşanan faciada ölen şoför M.A. da bölgede işçi temini yapan ve ‘çavuş’ olarak anılıyor.  M.A.’nın Konya’nın Akşehir ilçesi ve köylerinde topladığı kadın işçiler Isparta’nın Gelendost İlçesi’ne götürülüyordu.

 

Midibüs Yerine Otobüs Olsaydı

Bu sabah getirilen kadın işçiler de 4-5 bahçe sahibinin işleri için getirilmişti. İşleyişe göre ‘çavuş’ bahçe sahipleri ile pazarlığı yapıyor. Kime kaç kişi lazım bunun teminini yapıyor. Kadınlar işe sabah 08.00’de başlıyor; saat 17.00’de bahçelerden çıkılıyor. Kadınların eline günlük 35-40 TL geçiyor. ‘Çavuş’ bahçe sahibinden aldığı parayı kadınlara dağıtıyor. Her bir işçi için 10 lira kesinti yapıyor. Yerel kaynaklardan biri, “Bu mevsimde işçi bulunamıyor. Bu nedenle, bahçe sahibi araca kaç kişinin konulduğuna bakmaz” dedi.

Bu arada kazanın yaşandığı midibüsün 1999 model olduğu belirlendi.

 

3 Bin Kadar İşçiyi ‘Çavuş’lar Getiriyor

Gelendost Belediye Başkanı Mehmet Sezgin, kazanın nasıl meydana geldiği ile ilgili henüz net bilgilerinin olmadığını ifade ederek “Direksiyonda bir kilitlemenin olduğu söyleniyor. Normalde yol oldukça düzgün yeni yapılmış bir yol. Emniyet’in uygulamaları da sıklaşmıştı son 10 günde. Ancak bu araç sanırım arka bahçe yollardan geçerek gelmiş. Eylül ayından itibaren bizim Gelendost ve köylerine işçiler gelir. 3 bin kadar tarım işçisi Adıyaman, Şanlıurfa, Yalvaç, Akşehir’in köylerinden getiriyor. Çavuş sistemi var. Çavuşlar bu insanları getiriyor. Bahçe sahibi ile çavuş muhatap oluyor. Çavuş, 10 lirayı servis parası 5 lirayı da çavuşluk parası olarak alıyor. İşçiye de 35-40 lira kalıyor” dedi.

 

Madende de ‘Dayıbaşı’lar Var

Tarım işçiliğinde yaygın bir biçimde uygulanan ‘çavuş’ sisteminin madencilikteki karşılığı ise ‘dayıbaşı’ olarak ifade ediliyor. Anılan sistemde maden şirketleri ‘dayıbaşı’ yöntemiyle taşeron işçi çalıştırıyor. Tüm işçiler sistemde yasal olarak ana işverene bağlı görünse de uygulamada patronu ‘dayıbaşı’ oluyor. Dayıbaşı üretim arttıkça prim alıyor. İnşaat sektöründe uygulanan sistemin karşılığı ise ‘kalfa’ olarak uygulanıyor.

 

Başbakan’dan Taziye

 

Başbakan Ahmet Davutoğlu, cuma namazını Çankaya’daki Hasan Tanık Camisi’nde kıldı. Cami çıkışında vatandaşlarla selamlaşan Davutoğlu, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Isparta Yalvaç’ta midibüsün devrilmesi sonucu ölenlerin 16 kişiye yükseldiğini belirten Davutoğlu, “Elma toplamaya giden çoğu hanım vatandaşlarımız, kardeşlerimiz. İçişleri Bakanımızdan ve biraz önce de Valimizden detaylı bilgiler aldık. Allah rahmet eylesin” ifadesini kullandı.

 

Çok Elim Bir Kaza

Yaralılara gereken müdahalenin yapıldığını aktaran Davutoğlu, şunları söyledi: “İnşallah yaralılarımız da bir an önce şifa bulur. Çok elim bir kaza. Ancak yine maalesef şoförün -ki kendisi de rahmetli oldu- küçük bir minibüsün kapasitesinin üstünde yolcu alması buna temel sebebiyet veren husus. Bütün vatandaşlarımıza, bütün işverenlere, bütün şoförlerimize buradan bu mübarek cuma günü şu ricada bulunuyorum. Kendilerinin ve yanlarında çalıştırdıkları kardeşleri olan işçilerin hayatlarını göz önünde bulundursunlar. Onların mutlulukları, onların hayatı garanti edilmeden kazanılan hiçbir para, hiçbir kazanç gerçek anlamda mutluluk vermez.”

 

Emenek’te Mahsur Kalan İşçiler

Karaman Ermenek kömür ocağında işçilerin mahsur kaldığını hatırlatan Davutoğlu, buradaki incelemeleri sırasında maden ocağına kadar indiğini belirterek şunları kaydetti: “Orada gördüğüm tablo, orada maden işçilerimizin maden içinde yemek yemeye zorlanması ki şartlarını bildiğiniz gibi yasal olarak çok iyileştirmiştik. Maalesef bu kazalarda insan unsuru önem taşıyor. Bütün vatandaşlarımıza bir kez daha sesleniyorum: Yasal olarak işçilerimize sağlanan imkanları sonuna kadar uygulamaları onlar için bir vecibedir. İşçilerimizden de rica ediyorum, kendi haklarının takipçileri olsunlar. Hiçbir şekilde yasal olarak onlara tanınan hakların ihlal edilmesine izin vermesinler. Hükümet olarak bütün bu kazalar ve diğer gelişmelerle ilgili tabii yakın takip içindeyiz. Ancak dediğim gibi bütün insanlarımızın, vatandaşlarımızın bilinçlenmesi ve bu çerçevede adım atması ancak ve ancak kazaları engeller. Tekrar Allah rahmet eylesin diyorum. İnşallah yaralılarımızın tez zamanda şifa bulması için dua ediyoruz.”

 

HDP’nin Çağrısı

Bir gazetecinin, “6-7 Ekim olaylarının ardından HDP’den bir çağrı daha geldi. Yarın için özellikle Kobani için tekrar sokak çağrısında bulundu” sözleri üzerine Davutoğlu, şu değerlendirmeyi yaptı: “Bu, olan olaylardan ders alınmadığını gösteriyor. Ben bütün vatandaşlarımıza başka bir çağrıda bulunuyorum; hiçbir şiddet olayının içinde yer almamaları gerekir. Şiddet üzerinden hak talep etmek dünyanın hiçbir yerinde kabul göremez, hiçbir demokratik ülkede şiddet kullanarak, etrafa zarar vererek hak talebi mazur görülemez. Bütün valilerimize gerekli talimatlar da gitmiştir. Kesinlikle kamu düzeninin bozulmasına izin verilmeyecek.”

 

Parti Gibi Davransınlar

HDP’nin, barışçıl bir siyasi parti olduğunu göstermesinin vakti olduğunu dile getiren Davutoğlu, şunları kaydetti: “Bu tür çağrılarla halkı sokağa dökmek siyasal yöntem değildir. Toplantı ve gösteri yapma hakkını kullanmanın belli kuralları var. Bu kurallar yerine geldiğinde, herkes bu hakkını kullanabilir, ama bu kurallar ihlal edilip, halkımız şiddete teşvik edilirse bu şiddetin en büyük zararı, bu şiddet çağrısını yapanlara döner. Halkımızı sükunete, basirete ve özellikle de bölgedeki kardeşlerimizi, vatandaşlarımızı bu tür şiddet çağrılarına kesinlikle cevap vermemeye davet ediyorum. Huzur içinde, hep beraber var olan meseleleri, barışçıl bir ortamda konuşma imkanı varken, sokağa dökülme çağrıları hiçbir şekilde yasal da değildir, iyi niyetli de değildir, çözüm perspektifine ve şu ana kadar yürüttüğümüz samimi çabalara da zarar verici mahiyettedir. Bunu ümit ederim; HDP yetkilileri bu gelişmelerden gerekli dersi alırlar ve gerçek bir siyasi parti gibi davranma yönünde hareket ederler. Siyasi partilerin her şeyden önce toplumsal huzuru koruma sorumluluğu vardır. Bu sorumluluğu yerine getirmeleri ve bu sorumluluk içinde davranmalarını bekliyoruz.”

Öte yandan Davutoğlu’nun cuma namazını kıldığı caminin imamı, hutbeyi Türkçenin yanı sıra İngilizce de okudu.

Güne Bakış Haber Merkezi

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: