Son Dakika
21 Ekim 2017 Cumartesi

Yaşlılar, kıymeti bilinmesi gerekenlerdir

01 Ekim 2014 Çarşamba, 08:20

1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü Kutlanıyor

Yaşlılar, kıymeti bilinmesi gerekenlerdir

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de yaşlı nüfus (65 yaş ve üzeri) giderek artmaktadır. Sağlıklı ve aktif yaşlanan bir toplum oluşturmak, 65 ve üzeri yaş grubuna yönelik sağlık hizmetlerini geliştirmek ve yaygınlaştırmak amacıyla tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ‘1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü ‘ çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır.

1 Ekim Yaşlılar Günü nedeniyle Dr. Talat Küçük, Halk Sağlığı İl Müdürü Dr. H.Mustafa Kutlu, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdür Vekili Musa Şimşek birer mesaj yayınladı. Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Nevzat Tarhan ise yaşlılık döneminin kişinin hayatında önemli bir evre olduğunu belirterek ‘Yaşlılık, sadece güçlük ve zorlukların olduğu bir dönem değildir. En az gençlik kadar kıymeti bilinmesi gereken bir hayat kesitidir.’ diyor.

Küçük’ten Yaşlılar Günü Mesajı

Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hastane Yöneticisi Dr. Talat Küçük bir mesaj yayımladı.

Dr. Talat Küçük yayımladığı mesajında, yaşlılarımızın toplumdaki yerinin önemini belirterek onlara bir şükran borçlu olduğumuzu ifade etti. Yaşlılarımızın dün ile bugün arasında köprü kuran, bilgi ve birikimleriyle geleceğimizi aydınlatan, örf, adet ve geleneklerimizi yeni nesillere aktaran en değerli varlıklarımızdır dedi. Dr. Talat Küçük konuşmasının devamında şöyle söyledi. ‘’ Yaşlılık, hayatın mutlak bir gerçeğidir. Yaşlılarımıza sevgi, saygı ve hoşgörü onlara olan gönül borcumuzun temelini oluşturmalıdır. Çünkü yaşlılarına, sevgi ve saygıda kusur eden ve onlara sahip çıkmayan toplumların geleceğinin pek iç açıcı olmayacağı kanaatindeyim. Bilmeliyiz ki, bir gün herkes yaşlanacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle tüm yaşlılarımızın Dünya Yaşlılar Günü’nü kutlar sağlık ve mutlulukla dolu bir ömür dilerim’’ dedi.

Kutlu’nun Mesajı

Halk Sağlığı İl Müdürü Dr. H.Mustafa Kutlu, “Yaşlılık dünyada hızla önem kazanan bir yaş dönemi olarak kabul edilmektedir. Dünyada doğuşta beklenen yaşam süresi 2010-2015 dönemi tahminlerine göre 69 yıldır. Ülkemizde doğuşta beklenen yaşam süresinin 74,6 yıl olduğu bilinmektedir. Doğuşta beklenen yaşam süresinin Türkiye’de 2045-2050 yıllarında 78,5 yıl olacağı tahmin edilmektedir.         Ancak çok erken dönemlerden itibaren sağlıklı bir yaşam sürdürüldüğünde sağlıklı yaşlanmadan söz edilebilir! Sağlıklı yaşlanma için kuşaklar arası dayanışma önemlidir. Yaşlılara bugün gösterilecek sevgi ve saygı, gelecek kaygılarımızı azaltacak, hangi yaşta olursa olsun, tüm bireylerin yaşama güvenle bakmalarını sağlayacaktır. Yaşlılarımız dün ile bugün arasında köprü kuran, kültürümüzü ve değerlerimizi yarınlara taşımamızı sağlayan en değerli varlıklarımızdır. Sosyal hayattan uzak, tüm yaşam bağları biyolojik fonksiyonlarıyla sınırlı olan yaşlılarımızı toplumsal hayata kazandırmanın, onların bilgi ve birikimlerinden faydalanmanın ve kaliteli bir yaşlılık dönemi geçirmelerini sağlamak hepimizin en kutsal görevidir.

Son yapılan sağlık politikalarında bu konular üzerine çalışmalar yapan ülkemiz; Yaşlı Sağlığının desteklenmesi ile aşı programları belirleyerek Mevsimsel Grip ve Pnömokok aşılamalarının yapılmasını ve sağlığın geliştirilmesine yönelik olarak fiziksel aktivitelerin gerçekleştirilmesi için gerekli önerilerde bulunmaktadır. Sağlık kuruluşuna gidemeyen yatağa bağımlı hastalar için, ‘Evde Sağlık Hizmetleri’; hastanelerde açılan, psiko-sosyal destek veren, sosyo-ekonomik sorunlarla ilgilenen ‘Sosyal Hizmet Birimleri’ gibi hizmetleri başta yaşlı nüfusumuz olmak üzere tüm halkımızın hizmetine sunmuştur.

Bu duygularla tüm büyüklerimizin ‘1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü’ nü kutluyor, minnet ve şükran duygularımızla, sağlıklı ve mutlu günler temenni ediyor, sevgi ve saygılarımızı sunuyoruz.”

 

Şimşek’ten Mesaj

Her yıl 1 Ekim de kutlanmakta olan Dünya Yaşlılar Günü nedeniyle Aile Ve Sosyal Politikalar Adıyaman İl Müdür vekili Musa Şimşek bir mesaj yayınladı.

İl Müdür vekili Musa Şimşek mesajında Yaşlılarımız, tecrübeleriyle geleceğimize ışık tutan, dün ile bugünümüz arasında köprü kuran, kültürümüzü, gelenek ve göreneklerimizi gelecek nesillere taşımamızı sağlayan en kıymetli varlıklarımız olduğunu belirterek; “Bizim geleneklerimizde yaşlılara hürmet, sevgi, hizmet vardır. Bu geleneğin sürdürülmesi hem aile bağlarımızın, hem de toplumsal dokumuzun korunması bakımından hayati bir önem taşımaktadır. Her insan için değişik mana ve önem ifade eden yaşlılık, hayatın çok özel bir dönemidir. Bir toplumun hafızası olarak gelenek ve göreneklerini, milli ve manevi değerlerini kuşaktan kuşağa aktaran yaşlılarımızın karşılaştığı sorunların en aza indirilmesi ve sorunların çözüme kavuşturulması, toplumsal dayanışmanın en önemli göstergelerinden biridir.” dedi

Şimşek Mesajının devamında “Bir ömrün büyük kısmını topluma ve ülkeye hizmetle geçirmiş büyüklerimizin, yaşlandıkları ve bakıma muhtaç oldukları dönemde ömürlerinin sonuna kadar insan onuruna yakışır bir şekilde bakılmalarını sağlamak Bakanlığımızın öncelikleri arasındadır.  Bakanlık olarak tüm çabamız, yaşlılığın bir çile ve sıkıntı dönemi olmaktan çıkarılıp, minnet ve şükran duygularımız için vesile olacak bir ikinci bahar olması içindir.  Bu vesileyle tüm yaşlılarımızın 1 Ekim Dünya Yaşlılar Gününü kutlarım” şeklinde konuştu

 

Yaşlılık Kıymeti Bilinmesi Gereken Bir Hayat Kesitidir

1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü’nde yaşlı nüfusun sorunlarına dikkat çekiliyor. Psikiyatrist Prof.Dr. Nevzat Tarhan, yaşlılık döneminin kişinin hayatında önemli bir evre olduğunu belirterek ‘Yaşlılık, sadece güçlük ve zorlukların olduğu bir dönem değildir. En az gençlik kadar kıymeti bilinmesi gereken bir hayat kesitidir.’ diyor.

Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü’nde dünyanın her ülkesinde yaşlı nüfusun sorunlarına dikkat çekilerek çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Nevzat Tarhan, yaşlılık döneminin tıpkı gençlik gibi kıymetinin bilinmesi gereken bir kesit olduğunu belirterek şu tespitlerde bulundu:

Yaşlanma psikolojisi:

‘Yaşlılık psikolojisi yerine yaşlanma psikolojisi ifadesi kullanılmalıdır. Çünkü insan doğar doğmaz yaşlanmakta, beyin hücreleri daha o dakikadan itibaren eskimeye başlamaktadır. İyi bir yaşlılığın temelleri de hayatın ilk yıllarında atılır. Yaşlanma, eskime, canlı-cansız bütün varlıkların kaderidir. Yaşlanan insanın saçları beyazlar, cildi kırışır ve beli bükülürken, psikolojik yapısında da değişiklikler olur.

Azalan psikolojik yetiler:

Zeka parlaklığı azalır, yeni şeyler öğrenmek zorlaşır, hafıza zayıflar, girişim ruhu ve ataklığı geriler.

 

Artan psikolojik yetiler:

Bilgelik ve ağırbaşlılık belirginleşir, mantıklı ve doğru düşünme daha sağlıklıdır; muhakeme güçlüdür; yerinde yargılara daha kolay varılır. Bilgi birikimi ve tecrübe, olgun kişilikle birleşirse mutlu ihtiyarlar ortaya çıkar. Daha tutarlı, hoşgörülü ve sabırlı olurlar.

 

Yaşlı-genç farkı:

Bir ordu düşününüz; eğitimsiz ama kalabalık. Diğer bir ordu düşününüz; eğitimli fakat sayısı çok az. İkinci ordu birinci orduyu her zaman mağlup eder.

Büyük işler beden gücünden ziyade, doğru düşünme ve hedeflere geçerli hale getirme ile başarılır. Yani kılıç keskinliği değil akıl keskinliği esastır.

Demek ki yaşla kaybolan yetiler yerine önemli kazanımlar varsa, kişi keyifli bir yaşlılık geçirebilir.

 

Eskiye aşırı bağlılık ve yeniden korkma:

Böyle yaşlılar sürekli eski hatıralarını anlatırlar, savaş, askerlik hatıraları bitmez. Dün evine gelen misafiri unutur ama 50 yıl önceyi bütün ayrıntıları ile anlatır. Aile artık bunları ezberlemiştir. Bunlar eski alışkanlıklarını değiştirmekten çok rahatsız olurlar. Evdeki odası, duvardaki tablo, radyonun yeri değiştirilirse huzursuz ve hırçın olurlar. Hatta sigara izmaritlerini biriktirmeye varan “biriktirme hastalığı” na tutulabilirler. Yeni şeylere karşı tepki bazen “fobi” derecesine çıkar, yeni ayakkabı, yeni elbise bile istemezler. Yeni ne varsa çirkindir, kötüdür.

 

‘Treni kaçırma’ duygusu:

Cinsel fantezilere kapılıp, kırk yıllık eşini terk edip, torunu yaşındakilerle evlenen yaşlılar vardır. Gençliğini ve zevklerini kaybetme duygusu yaşlı insanı çok etkiler.

 

Sağlığa aşırı düşkünlük:

Yaşama ateşi beklenenin tersine yaşlandıkça daha çok artmaktadır. Birçok gencin farkına varmadığı bir şey, yaşlıların hayatı daha çok sevdiğidir. Bu nedenle yaşlı bir insan sağlığının ihmal edildiği, kendisine iyi bakılmadığı duygusunu taşır.

 

Artan tutkular:

“Hırs-ı piri” sözü bazı yaşlıları çok güzel tarif eder. Annesinin memesini bırakamayan bebek gibi bazı yaşlılarda mal-mülk, şöhret ve makam tutkusu çok alevlenir.

Kişilik özelliklerinin aşırılaşması:

Cami yıkılsa da mihrabı kaldığı gibi, ne kadar yaşlansalar da bazı yaşlıların kötü huyları daha da artar. Cimriler daha da cimrileşir, geçimsizler daha da kavgacı ve huysuz olurlar. Dayanılmaz ihtiyarlığın temeli, çocukluk dönemlerinde atılmaktadır.

 

Yalnızlık duygusu:

Yaşlı bir insanın en önemli psikososyal sorunu yalnızlıktır. Yaşlı bir insan çok lüks bir huzurevine veya hastaneye bırakıldığında eğer yalnızlık duygusuna kapılmış ise ani bir çöküş ve ölüm yaşayabilir. Çocuklarını ve torunlarını göremeyen anne ve babanın duyguları hayat yükünü zor taşır.

 

Ölüm Korkusu:

Ölüm, insanların evrensel korkusudur. Yaşlı insan kendini ölüme daha yakın hissetmektedir. Her gün, her saat onu ölüme biraz daha yakın etmektedir. Ölüme yaklaşmanın şuurunda olan bir ihtiyarı rahatlatan tek şey, sağlam bir hayat felsefesidir. Ölümü bir son, bir yok oluş olarak gören yaşlı bir insanı teselli etmenin bir imkanı yoktur. Bu noktada mutlu bir ihtiyar ancak ölümü bir terhis tezkeresi, ebedi aleme giden bir yol olarak görendir. Yoksa yaşlı insanın sırasını bekleyen bir idam mahkumundan farkı kalmaz.

 

Çaresizlik duygusu:

Eski fizik gücünden çok şey yitirmiş, yaşlı bir bedenin beraberinde getirdiği hastalıklarla rahatsız, yemek içmek gibi en sıradan lezzetlerden bile kısmen mahrum, verimli ve üretken bir işten yoksun ve her an ölüme yaklaştığının farkında olan bir yaşlı, kendisini çok zayıf hisseder. Bu duygular içindeki insana en önemli destek, iyi bir hayat felsefesi ve ailesinin desteğidir.

 

Bazı yanlış yargılar

Yaşlılık şifası olmayan bir hastalıktır:

Yaşlılığın beraberinde getirdiği bedene ait problemlerin elbette bir çaresi yoktur ama kişi iyi bir hayat felsefesi ile keyifli bir yaşlılık geçirebilir.

Yaşlılar yardıma muhtaç ve acınacak durumdadırlar:

Yaşlıların kazanımları daha çoktur. Çevresi ondan “öğretmesini isteyen” gençlerle dolu bir yaşlılıktan daha hoş ne olabilir.

 

Yaşlılık hayatın mutsuz dönemidir:

Yaşlılığın problemli bir hayat dönemi olduğunu baştan kabul etmek durumundayız. Aslında pek çok problemin kaynağı da bu gerçeği kamil bir şekilde kabullenmemekten doğmaktadır. Ama bu demek değildir ki, yaşlılık hayatın en mutsuz dönemidir ve yaşlı insan asla mutlu olamaz. Gerçekçi hayat felsefesine sahip olan insan en ufak şeylerden mutlu olabilir. Beklenti düzeyini yüksek tutan, ihtiraslı yaşlılar hep daha fazlasını istediklerinden, mutlu olamazlar. Aslında bu tiplerin gençliklerinde de tam manasıyla mutlu oldukları iddia edilemez.

Emekliliğin kötü bir şey olduğu düşüncesi:

Emekli olduktan sonra üretken olmayı beceren insanlar daha geç yaşlanmaktadırlar. Emekliliği felaket olarak değerlendiren insanların sağlıkları, emeklilik sonrasında süratle bozulmaktadır. İsmet İnönü, Faruk Gürler, İran Şahı Rıza Pehlevi emekliliklerini felaket olarak değerlendirdikleri için altı ay içinde kanser veya ağır hastalıktan öldüler.

İnsanoğlu eli tutup, şuuru yerinde olup ayakta durduğu sürece çalışmalıdır. Tembellik, yaşlanma sürecini hızlandırmaktadır.

 

Yaşlılığa uyum:

Sağlıklı bir yaşlılık için olumsuz etkenleri, olumlu hale çevirmenin birkaç küçük formülü:

1- Beyin tıpkı kalem gibi bir alettir. İyi bakılırsa ömrü uzun olur ve erken yıpranmaz.

Son yapılan araştırmalar beynin sürekli olarak yeni şeyler öğrenmesinin, uyaran etkisi yaptığı ve hücre yaşlanmasını yavaşlattığını göstermektedir.

Yaşlanmaktan korkan insan “Çalışan demir ışıldar” sözüne uygun olarak beynini iyi şekilde çalıştırması çok önemlidir. Beyin tıpkı bir kuyu gibidir. Suyu alındıkça artar.

2- İyi beslenme, özellikle E ve C vitaminleri açısından zengin bir beslenme beyin hücrelerini genç tutar. Özellikle E vitamini, doğal olarak zeytinde bol bulunan bir vitamindir ve beyin hücrelerinin oksitlenmesini önlemektedir.

3 – Gençlik ve erişkin yaşam biçimi yaşlılığa en iyi hazırlanmadır. Yaşlılığın bilgece ve rahat karşılanması için kişide koruyucu hayat felsefesi olması, yanlış yargıların düzeltilmesi gerekir.

Sonuç olarak yaşlılık, sadece güçlük ve zorlukların olduğu bir dönem değildir. En az gençlik kadar kıymeti bilinmesi gereken bir hayat kesitidir.

 

 

Güne Bakış Haber Merkezi

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: