Son Dakika
14 Aralık 2017 Perşembe

“Terör, hak arama aracı değildir”

24 Kasım 2016 Perşembe, 08:04

AK Parti Adıyaman Milletvekili Boynukara:

“Terör, hak arama aracı değildir”

 

AK Parti Adıyaman Milletvekili Adnan Boynukara, mecliste konuştu. Terörün hak arama aracı olamayacağını söyleyen Boynukara, mecliste yaptığı konuşmada, 12 Eylül ve 28 Şubat darbeleri sırasında bazıların yaşadığı, bazılarının okuduğu tüm işkence yaşamış birisi olarak konuştuğunu belirterek, her türlü istismarı lanetlediğini ifade etti.

Tutuksuz yargılamaya ilişkin yasal düzenlemelerin tümünü hayata geçiren AK Partinin bir milletvekili olarak kürsüde olduğunu aktaran Boynukara, “İsterseniz süreci hatırlayalım, Kimileri yıllardır dokunulmazlıkların kaldırılması üzerinden siyaset yaptı. Öyle ki, dokunulmazlık istismar edilen bir alan haline getirildi. Sonunda Meclis, dokunulmazlıklara ilişkin anayasa değişikliğini yaptı. Bu düzenleme, tüm milletvekillerini kapsayan bir değişiklikti. Bazı kişiler hakkında önceden başlamış olan ve devam eden soruşturmalar var. Yargı, ilgili kişileri ifade vermeye davet ediyor. Yargının çağrısına uyan ve ifade vermeye gidenler var. Bazıları ise “’ek bir arkadaşım ifade vermeye kendi ayağıyla gitmeyecek’ açıklamasını dikkate alarak ifade vermeye gitmedi. Kriz üretmeye ve üretilen krizi derinleştirmeye yönelik çabaların farklı bir örneğiydi. Yargıya yönelik siyasi şantajdır. Yargıyı işlevsizleştirme girişimidir. Sayın milletvekilleri, Öncelikle şunu belirteyim, yargı ile yürütme arasında ilişki olduğuna yönelik değerlendirmeler, hukuki değil, siyasi değerlendirmelerdir. Tutuklama, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını yakından ilgilendirmesi nedeniyle çok hassas olunması gereken bir koruma tedbiridir. Tutuklama nedenlerinin objektif olarak varlığı dahi, tutukluluk süresinin amacına aykırı biçimde uzamaması önemlidir. Tutukluluğu zorlaştıran düzenlemeleri AK Parti hükümetleri meclise getirmişti. Meclis bu düzenlemeleri hayata geçirmişti. Bazılarını hatırlamak gerekirse; 2005 yılına kadar Adalet Bakanının savcılara talimat verme yetkisi vardı.  AK Parti bunu kaldırdı. Uygulayıcıların tutuklama konusunda daha özenli olmaları için tutuklama kararlarının somut olgularla gerekçelendirilmeleri zorunluluğu getirilmişti. Adli kontrol uygulamasının kapsamı genişletilmişti. CMK 109’da yapılan değişiklikle, adli kontrol tedbirinin uygulanabilmesi bakımından süre sınırı tamamen kaldırılmıştı. Böylece, tutuklama sebepleri var olsa dahi, tutuklamaya alternatif kontrol tedbirlerine karar verebilmelerinin imkanı sağlanmıştı. Siyaset tutuksuz yargılamanın zeminini oluşturmuştu. Diğeri yargının işi” dedi.

 

Terör Bir Hak Arama Aracı Değil

Terörün bir hak aracı olmadığına dikkat çeken Boynukara, şöyle devam etti:

“Terörün, bir hak arama aracı olmadığını, sorunların çözümüne hiçbir katkı sağlamadığını terör örgütlerine kabul ettirmek mümkün değil. Terör örgütleri, zorun rolü kavramı üzerinden kendilerince ‘başarı’ olarak gördükleri iklimin geçici olduğunu anlamıyorlar. Bunun en somut örneği son 2-3 yılda yaşadıklarımızdır. Devletin, “Meseleyi silahın dışında çözmek mümkün mü” arayışını ‘zayıflık’, hatta ‘acziyet’ olarak değerlendiren terör örgütü, binlerce insanın ölümüne neden oldu. Ancak burada üzerinde durulması gereken, terör örgütlerinin tutumu değildir. Sivil siyaset yaptığını söyleyenlerin sergilediği tutumdur. Değerli milletvekilleri, 7 Haziran ve 1 Kasım seçim sonuçlarını; “halk, bizim sorunlarımız var ve çözülmesini istiyoruz, ama bu çözümün silahla değil, TBMM çatısı altında ve sivil siyaset yoluyla yapılmasını bekliyoruz” şeklinde değerlendirdik. Bence bu çok anlamlıydı. Ancak bunun anlamı bilinmedi. Bazıları, halkın bu desteğini ve tutumunu PKK terör örgütüne tahvil etti. 7 Haziran seçimlerinden sonraki atmosferi hatırlayın. Koalisyon olasılığı ortaya çıkmış. Partiler olasılıkları değerlendiriyor. Ama bir partinin yetkilileri, “şu parti ile asla koalisyon düşünmüyoruz” diyorlardı. Sivil siyaseti tıkayan bir tutum. Kendi varlığını yok sayan bir ifade. Bakın; seçim sürecinde, terör gücünü devreye koyarak seçim sonucunu etkilemek isteyen PKK terör örgütü elebaşı bu açıklama üzerine “tarihi bir hata yaptı” demişti. Söyleyeni tanımasak, roller yer değiştirmiş diyecektik. Değerli milletvekilleri, Sivil siyaseti bitiren tek pozisyon, seçim sonrasında sergilenen tutum değildir. Sokak ve şiddet çağrısı yapan, terörü şehirlere indirmek için PKK’nın yürüttüğü terör faaliyetlerine katkı sağlayan onlarca açıklamadan bahsetmek mümkün. İsterseniz birkaç örnek verelim. 6 Ekim 2014 de yapılan açıklama “Kobani’de yaşanan katliam girişimine karşı 7’den 70’e bütün halklarımızı sokağa, alan tutmaya ve harekete geçmeye çağırıyoruz. Bundan böyle her yer Kobani’dir” Bu açıklama üzerine PKK terör örgütü yandaşları, onlarca insanı öldürdü ve şehirleri yakıp yıktı. 26 Haziran 2015 çağrısı. Kobani’ye yönelik DAEŞ terör örgütü; “Önünüzdeki günlerde, geçmiş süreçte gerçekleştirdiğimiz direniş hareketini Suruç hattından yeniden canlandırmak gibi bir çağrımız var. Bütün halkımızı da yeniden tarihsel bir sorumluluğa davet ediyorum, çağırıyorum” diyen, sokak ve şiddet çağrısıdır. 23 Haziran 2016 tarihinde belediyelere kayyum atanmasına ilişkin konu gündeme geldiğinde terörist Karayılan “Kayyumları hedef alacağız, halk bunlara izin vermesin, belediyelerde nöbet tutsun” diyor. Bu açıklamadan kısa bir süre sonra siyasi olduğunu sandığımız bir kişi “Kayyumları tanımayacağız, çalıştırmayacağız. Gerekirse halkla birlikte belediyelerde nöbet tutacağız” açıklaması yapmıştı. Sivil siyaseti bitiren bir kopyalama. Bu iki açıklama arasındaki benzerliği görmemezlikten gelmek mümkün mü? 20 Ağustos 2016 tarihinde Gaziantep’te bir düğüne terör saldırısı oluyor. Saldırıdan sonra siyasi olduğunu sandığımız isimler; “Bizim düğünümüz hedef alındı, bunun suçlusu hükümettir, halkımız özsavunmasını yapsın” diyerek sokak ve şiddet çağrısını yenilemişti”

 

Şehirlerin Teröre Teslim Olmasına Destek Verdiler

 

Şehirlerin teröre teslim olmasına destek verildiğini aktaran Boynukara, “Bunlar sadece birkaç örnek. Terörü şehirlere indirmek, çukur terörüne sahip çıkmak ve desteklemek siyaset değildir. Kazılan hendeklere destek çağrısı yapanlar, yüzlerce insanın ölmesi, şehirlerin teröre teslim olması süreçlerine destek oldular, öncülük ettiler. Bunları, sivil siyaset faaliyetleri olarak değerlendirmek, demokrasiyi katletmektir. Demokratik toplumlarda hak ve özgürlük taleplerini dile getirmenin yeri, şekli, çerçevesi ve mecrası bellidir. Birileri, bunları yok sayarak,  ısrarla halkı sokağa çağırdı. Halk bu çağrılara yanıt vermedi. Sivil siyaset ve halka öncülük yapması gerekenler halkı sokağa ve şiddete davet etti. Halkı sokağa çağıranlara iki basit soru sormak istiyorum. Madem bunu yapacaktınız, neden halktan oy istediniz? Halk, sokakta şiddetle hak talep edecekse neden mecliste olmak istediniz? Popülizmin, sadece sağ siyasetin tarzı olmadığını görüyoruz. Militan popülizmini sergileyenler var. Evet, halkın tepkisini ve sokak çağrılarını boşa çıkarmasını, halkın şiddete değil, sivil siyasete olan inancıyla açıklamak mümkündür. Halkın söylediği gayet açık. Sivil siyasete evet, sokağa, şiddete ve teröre hayır Bu kararın verilmesinde halkın; Halk, sokak çağrılarındaki talepleri hayati risk almaya değer bulmaması, Halk, sokağa ve şiddete değil, sivil siyasete inanan kişiler aracılığıyla siyaset üretilmesine ilişkin inanma kararlılığını göstermiştir. Bu tutumu sergileyen halkı selamlıyorum. “Teröristlerin bize yaşattıklarını hiç unutmayacağım” diyen 12 yaşındaki Şırnaklı Gülfidan’ı selamlıyorum. Teröre değil, sivil siyasete sahip çıkan herkesi saygıyla selamlıyorum” diye konuştu.(PHA)

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: