Son Dakika
20 Ağustos 2017 Pazar

“IMF’den 5 kuruş almak için 40 takla atıyorlardı”

24 Aralık 2014 Çarşamba, 10:38

2015 yılı bütçesi TBMM Genel Kurulu’nda

“IMF’den 5 kuruş almak için 40 takla atıyorlardı”

 

AK Parti Grup Başkanvekili Aydın: “Faiz giderlerinin 2002 yılı toplam bütçe giderleri içindeki payı yüzde 44,7’dir. Bu oran 2015 bütçesiyle yüzde 11,4’e çekilmiştir. AK Parti 2002 yılından sonra faiz oranlarıyla mücadeleye girişip, faizin bütçe içindeki payını indirerek 942 milyar liralık tasarruf yapmıştır. 1923 yılındaki toplam ihracatımız 51 milyon dolardır. 2014 yılında 11 aylık ihracat ise 144 milyar dolardır. 1923’te 1 yıl içinde yapılan ihracatı, bugün 5 saatte yaptığımızı duymayan kalmadı” “Eski Türkiye’de ülke gündemini iktidarlar belirlemiyordu, eli çantalı IMF memuru belirliyordu. Bu memurdan, IMF’den 5 kuruş almak adına 40 takla atan iktidar görüntüsü vardı. Ama artık küresel krizlerden, yazarkasadan, kitapçık fırlatmadan etkilenmeyen güçlü bir Türkiye var”

AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, faiz giderlerinin 2002 yılı toplam bütçe giderleri içindeki payının yüzde 44,7 olduğunu belirterek, “Yani bütçemizin yarıya yakını faize gidiyordu. Bu oran 2015 bütçesiyle yüzde 11,4’e çekilmiştir. AK Parti 2002 yılından sonra faiz oranlarıyla mücadeleye girişip, faizin bütçe içindeki payını indirerek 942 milyar liralık tasarruf yapmıştır” dedi.

Aydın, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen 2015 yılı bütçesi üzerinde AK Parti Grubu adına yaptığı konuşmada, bu bütçede de eğitime, sağlığa, adalet ve emniyete, sosyal harcamalara önemli paylar ayrıldığını söyledi.

“AK Parti Hükümetleri bütçe hazırlarken, aç kabadayıların boş kese mantığı ile hareket etmiyor. Sorumsuz ve tedbirsiz planlamalarla günü kurtarıp gelecek nesillerin sırtına semer vurmuyor” diyen Aydın, AK Parti’nin kendisi eyyamcı olmadığı gibi bütçelerinin de eyyamcı olmadığını söyledi.

Aydın, muhalefetin ekonomik meselelere değinirken kurnazlık yaptığını ifade ederek, şöyle konuştu:

“Oransal değerlendirmeyi yapmak yerine, mutlak rakamlar itibariyle azalış ya da artışlardan bahsediyorlar. Bu sadece işgüzarlık değil, bilimsel bir eksikliktir. Çünkü bir ekonominin ölçümlenmesi ya da performansa değerlendirmesi, milli gelir gibi esas parametrelerde yapılır. Eğer bir kişinin servetinde 10 liradan 100 liraya artış varken, borcunda 20 liradan 30 liraya yükselme söz konusu ise ortada bir sorun yoktur. Tam tersi bu şahsın çok ciddi bir ekonomik başarısı söz konusudur. Çünkü borcu yüzde 50 artarken, serveti yüzde 900 artmıştır ve borcunu ödeyebilme kapasitesi yükselmiştir.

Büyüme oranlarında bir düşme olduğunda, muhalefetin felaket tellallığı yaparak hükümeti suçlaması bunun en büyük delilidir. Düşen hasıla rakamlarının ceremesini Hükümete yüklerken, yükselen hasıla rakamlarını Hükümetin başarı hanesinden çıkarmak iyi niyetten yoksun bir yaklaşımdır. Muhalefetin, bilhassa ana muhalefetin işgüzarlığı bununla da sınırlı değil. Eline aldığı bilgilerle cımbızla cambazlık yapmak suretiyle farklı verilerden farklı sonuçlar çıkarmaya çalışıyor. Geçmişi bugüne taşırken istediği sonuca ulaşabilmek adına rakamlarla adete oynadı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun, 1946 ile 2002 yılları arasındaki büyüme ortalaması hakkında tutanaklara geçen cümlesi şu: ‘1946-2002, 43 yılda ortalama büyüme yüzde 5,1. Darbeler oldu, beş sente muhtaç olunan dönemler oldu, ekonomik krizler oldu, Kıbrıs çıkarmaları oldu, Türkiye’ye yönelik ambargolar oldu; ama 5,1 ortalama büyüme vardı. Peki, 2003-2014 ortalama büyüme yüzde 4,7; yüzde 4,7.’ ‘Kurnazlık bunun neresinde’ diyeceksiniz? Başlangıç yılına dikkat etmemiz gerekiyor. Sayın Kılıçdaroğlu hikayeyi neden 1946’dan başlatıyor? Çünkü 1945 savaşın bittiği ama savaşla birlikte ekonomilerin de bittiği yıldır. Ekonomi literatüründeki ‘baz etkisi’ denen şey işte tam da budur. Bitmiş bir ekonomiden sonra meydana gelecek bir sıçrama oransal olarak elbette ki çok yüksek olacaktır. Samimi bir mukayese yapılacaksa, daha gerilerden bir yerden almak gerekir. Mesela 1939 yılı. Neden? Çünkü, Atatürk’ün vefatını takip eden bu yıl, CHP’nin tam anlamıyla sorumluluk mevkiine geldiği yıldır. 1939-2002 yılları arasındaki kümüle büyüme oranı yüzde 263,1’dir. Bu 64 yılın ortalama büyüme oranı ise 4,1’dir. AK Parti Hükümetlerinin 11 yıllık kümüle büyüme oranı yüzde 54,6’dır, ortalaması ise 4,9’dur.”

 

İç borçlanma faiz oranı yüzde 8,1’e indi

Aydın, borcun artabileceğini, ancak borcun toplam servet içindeki oranının önemli olduğunu vurgulayarak, 2002 yılında yüzde 74 olan Avrupa Birliği tanımlı borç stokunun gayrisafi yurt içi hasılaya oranının 2014 yılında yüzde 33,1’e düşmesinin beklendiğini kaydetti.

2002 yılında vergi gelirlerinin yüzde 85,7’si faiz ödemelerine giderken, bugün bu oranın yüzde 14,3’e kadar gerilediğini belirten Aydın, 2002 yılında yüzde 62,7 düzeyinde olan iç borçlanma faiz oranının ise 2014 Aralık itibarıyla yüzde 8,1’e indiğini kaydetti. Aydın, şunları kaydetti:

“Faiz giderlerinin 2002 yılı toplam bütçe giderleri içindeki payı yüzde 44,7’dir. Yani toplam bütçemizin yarıya yakını faize gidiyordu. Bu oran – sıkı durun arkadaşlar – 2015 bütçesi itibariyle yüzde 11,4’e çekilmiştir ve böylece muazzam bir faiz tasarrufu söz konusu olmuştur. 119 milyar liralık bütçenin neredeyse yarıya yakını faize giderken, şimdi 473 milyar liralık bütçenin sadece 11,4’ü faize gidecek. AK Parti Hükümetleri, bu faiz oranlarıyla ilgili hiçbir şey yapmasa ve 2002 yılındaki oran korunsaydı, ne olurdu? AK Parti 2002 yılından sonra faiz oranlarıyla mücadeleye girişip faizin bütçe içindeki payını indirerek millet namına ne kadar tasarruf yapmış ve millete ne kadar kazandırmıştır? Bu sorunun cevabı her hür vicdanı ayağa kaldıracak ve AK Parti’yi alkışlatacak çaptadır. Çünkü, bu rakam tamı tamına 942 milyar liradır. Cari açık 2013 yılındaki 65 milyar dolardan 2014 yılı Eylül ayı itibariyle 46,7 milyar dolara gerilemiştir. Altın ve enerji hariç, denge ise 4,1 milyar dolar açıktan 7 milyar dolar fazlaya dönmüştür.

Bu başarılardaki temel faktör, siyasi ve ekonomik istikrar adına çok önemli adımlar atmış olan ve küresel krizi, mali disiplin ile psikolojik direnç açısından başarıyla yöneten AK Parti Hükümetlerinin performansıdır. 1923 yılındaki toplam ihracatımız 51 milyon dolardır. 2014 yılında 11 aylık ihracat ise 144 milyar dolardır. 12 aylık tahminse yaklaşık 160 milyar dolardır. 1923’te 1 yıl içinde yapılan ihracatı, bugün 5 saatte yaptığımızı duymayan kalmadı. 1992 ile 2002 yılları arasındaki ihracat artış oranı yüzde 145’tir. 2002 ile 2014 yılları arasındaki ihracat artış oranı ise yüzde 344’tür. Son 11 yıllık dönemde yılda ortalama yüzde 4,9 büyüyerek milli gelirimiz 230,5 milyar dolardan 821 milyar dolara yükseldi. 1980-2002 arasında sadece 14,8 milyar dolar doğrudan yatırım çekebilen Türkiye, son 11 yılda 137,5 milyar dolar doğrudan yatırım girişi sağlamıştır.”

 

16 ayda bir hükümetler değişiyordu

AK Parti Grup Başkanvekili Aydın, en düşük memur maaşı, net asgari ücret, en düşük memur emekli aylığı, en düşük SSK emekli aylığı, en düşük Bağ-Kur esnaf emekli aylığı, en düşük Bağ-Kur çiftçi emekli aylığı, 65 yaş aylığı ve muhtar aylığının, 2002 ile bugünkü rakamları hakkında bilgi verdi.

2002’den önceki eski Türkiye’de milli iradenin vesayet altında olduğunu, insanların dışlandığını, 16 ayda bir hükümetlerin değiştiğini kaydeden Aydın, yeni Türkiye’de artık istikrar, büyüme, güven ve kalkınma olduğunu vurguladı. Aydın, eski Türkiye’de ülke gündemini iktidarların belirlemediğini, eli çantalı IMF memurunun belirlediğini ifade ederek, “Bu memurdan, IMF’den 5 kuruş almak adına 40 takla atan iktidar görüntüsü vardı, acziyet içerisinde olan bir iktidar vardı. Eskiden hastanelerin yoğun bakım ünitesinde can çekişen bir Türkiye vardı. Ama artık küresel krizlerden, yazarkasadan, kitapçık fırlatmadan, dünyanın en büyük ekonomik krizinden dahi etkilenmeyen güçlü bir Türkiye var. Dünyanın gündemini belirleyen bir Türkiye var” dedi.

Ahmet Aydın, ülke kaynaklarının artık bir grubun elinde talan edilmediğini belirterek, OECD rakamlarına göre dünyada gelir dağılımının en doğru düzeldiği ülkelerin başında Türkiye’nin geldiğini, artık 1-2-3 doların altında Türkiye olmadığını kaydetti.

Güne Bakış Haber Merkezi

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: