Son Dakika
20 Ağustos 2017 Pazar

“Sağlıkçılar ‘mutlu’ değil”

16 Mart 2015 Pazartesi, 09:52

Tıp Bayramı Etkinliklerle Kutlandı

“Sağlıkçılar ‘mutlu’ değil”

 

Adıyaman Tabip Odası Genel Sekreteri Dr.Ali ihsan Gündoğdu, “Bir sivil toplum örgütü olarak ülkemizde bölgemizde ve dünyada yaşanan gelişmelere duyarsız kalamıyoruz. Hele bu sorunlar toplum sağlığını tehdit ediyorsa tarafı olmak zorundayız. Suriye de, Gazze de, Somali’de , Türkmenistan’da, Ukrayna’da ve daha birçok yerde on binlerce insan     savaşlarda ölmekte ve yüz binlercesi de yaralanarak sağlığını kaybetmektedir.” dedi.

Tıp Bayramı, Adıyaman’da çeşitli etkinliklerle kutlandı. Adıyaman Tabip Odası tarafından düzenlenen 14 Mart Tıp Bayramı etkinliğinde konuşan Adıyaman Tabip Odası Genel Sekreteri Dr.Ali İhsan Gündoğdu, hekimlerin sorunlarına dikkat çekerek, “Yeni bir Tıp Bayramını kutladığımız bugüne buruk giriyoruz. Dün ülke çapında bir günlük iş bırakarak sorunlarımıza dikkat çekmek istedik. Çünkü sağlık çalışanları mutlu değil. Özlük haklarımızda meydana gelen erozyonlar, esnek çalışma, performans, döner sermaye baskısı, özellerde ciro baskısı, emeklilik kaygısı yetmezmiş gibi her gün şiddete maruz kalıyoruz. Bugün Bayram ama kaygılarımız umutlarımızın önüne geçiyor.” dedi.

Adıyaman Tabip Odası Genel Sekreteri Dr.Ali İhsan Gündoğdu, “Tıp Bayramını kutlamak için bir araya gelmiş bulunmaktayız. Öncelikle tüm meslektaşlarımın bayramını içten duygularımla kutluyorum. Tarihçesine baktığımızda 14 Mart 1827’de, II. Mahmut döneminde, Hekimbaşı Mustafa Behçet’in önerisiyle ilk cerrahhanenin, Şehzadebaşı’da Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire adıyla kurulması, Türkiye’de modern tıp eğitiminin başladığı gün olarak kabul edilir. 1919 yılında tıp fakültesi öğrencilerinin işgal kuvvetlerine karşı eylem yaptıkları günden bu yana da ülkemizde Tıp Bayramı olarak kutlanmaktadır.” dedi.

 

Tıp Bayramına Buruk Giriyoruz

Gündoğdu, “Yeni bir Tıp Bayramını kutladığımız bugüne buruk giriyoruz. Dün ülke çapında bir günlük iş bırakarak sorunlarımıza dikkat çekmek istedik. Çünkü sağlık çalışanları mutlu değil. Özlük haklarımızda meydana gelen erozyonlar, esnek çalışma, performans, döner sermaye baskısı, özellerde ciro baskısı, emeklilik kaygısı yetmezmiş gibi her gün şiddete maruz kalıyoruz. Bugün Bayram ama kaygılarımız umutlarımızın önüne geçiyor.  Bir sivil toplum örgütü olarak ülkemizde bölgemizde ve dünyada yaşanan gelişmelere duyarsız kalamıyoruz. Hele bu sorunlar toplum sağlığını tehdit ediyorsa tarafı olmak zorundayız. Suriye de, Gazze de, Somali’de, Türkmenistan’da, Ukrayna’da ve daha birçok yerde on binlerce insan savaşlarda ölmekte ve yüz binlercesi de yaralanarak sağlığını kaybetmektedir.” dedi.

 

Savaş, en önemli toplum sağlığı sorunudur

Gündoğdu, “Biz hekimler için savaş en önemli toplum sağlığı sorunudur. Bugün komşumuz da  bir iç savaş var. Ülke yerle bir olmuş. Savaştan kaçan milyonlarca mülteci başta ülkemiz olmak üzere komşu ülkelere sığınmıştır. Barınma, beslenme, hijyen başta olmak üzere her türlü sağlık problemini bulaşıcı hastalık riskini beraberinde üreten bir ortam ile karşı karşıyayız.  Özveri ile başarılı bir şekilde yok ettiğimiz birçok bulaşıcı hastalık tekrar hortlamaya başladı. İlimiz on binlerce mülteciyi çadır kentte misafir etmektedir. Asıl büyük sorun ise Kobani den gelenler başta olmak üzere, kendi imkânları ile ilimize gelip dağınık yerleşim gösteren mültecilerdir. Birçoğu kayıt altında olmayan ve çoğunluğu çocuk ve kadınların oluşturduğu bu mültecilere devlet ve sivil toplum olarak sahip çıkmalıyız. Bulaşıcı hastalıklar başta olmak üzere koruyucu sağlık hizmetlerinin ulaştırılması konusunda her türlü işbirliğine hazırız. Halk Sağlığı müdürlüğümüzle yaptığımız görüşmelerde özellikle gebe ve bebek aşı ve izlemleri konusunda ki işbirliğine açık yaklaşımlarına teşekkür ediyoruz.  Bugün bayram. Ama bir hekim örgütü olarak sorunlarımızı ve çözüm önerilerimizi dile getireceğiz. Bakanlığımız adına, üniversitemiz adına, özel hekimler adına, tıp öğrencileri adına serbest kürsümüzü kurduk. Hep beraber yaşadığımız sorunlarımızı ve varsa çözüm önerilerimizi bu kürsüden dile getirelim istedik. Böylece sorunları görünür kılıp daha iyi bir sağlık hizmeti için bir perspektif ortaya koymak istiyoruz.” dedi.

 

Sağlık personelinin memnuniyeti iyi değil

Gündoğdu, “Sağlık Bakanlığı zaman zaman yaptığı anketlerle hasta memnuniyetini ölçmekte ve sağlık hizmetlerinde yüksek halk memnuniyetini iftiharla dile getirmektedir. Doğrudur.  Buradan Sağlık Bakanlığımızı nadir de olsa sağlık personeline yaptığı memnuniyet anketlerini de, kamuoyu ile paylaşmaya davet ediyoruz. Biliyoruz ki o anketlerde sağlık personeli hiçte memnun değil. Unutulmasın ki o memnuniyeti gece gündüz özveri ile üreten biz sağlık çalışanlarıyız.  Bu memnuniyeti biz yaratıyoruz da gün olmuyor ki ülkenin bir yerinden meslektaşlarımıza yönelen şiddet haberlerini duymayalım. Şiddet illa ki fiili bir saldırı değil.  Tehdit, hakaret te bir şiddettir. Bu şiddetin oluşmasında kimi meslektaşlarımızın deontolojik sorumsuzlukları  var ise de asıl sorumlu siyasetçilerin sağlık çalışanları , özellikle biz hekimler için kullandığı sorumsuz dildir. Bir diğer etken ise hiç kuskusuz toplumda kaygı verici boyutlara varan şiddet eğilimidir. Meslektaşlarımızı deontolojiyi tekrar hatırlamaya davet ederken asıl sorumluluğu olan herkesi bu şiddeti durdurmaya davet ediyoruz.  Biz bunu hak etmiyoruz. Bakanlığın bu konuda yaptığı çalışmalar var ama belli ki yetmiyor. Daha caydırıcı daha efektif yasal düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.” dedi.

 

Sağlıkta çok büyük kolaylık geldi

Gündoğdu, “Günümüzde sağlık alanında gelişen teknoloji ile hastalıkların teşhis edilmesi ve tedavisinde çok büyük kolaylıklar sağlanmıştır. Teknolojinin bu nimetleri, hekimleri teknoloji bağımlısı yapma riskini beraberinde getiriyor. Birçoğumuz hasta ile sıcak ilişkiyi ikinci plana itmiş bulunuyoruz. Halkın kışkırtılmış sağlık talebi, performans-döner sermaye-ciro baskısı  ile birleşince gereksiz tetkik ve tedavilerin artışı kaçınılmaz olmaktadır. Bu hem milli servetin heba edilmesine hem de gereksiz ilaç, gereksiz ameliyatlar ve gereksiz şua  ile kişilerin sağlığını uzun vadede tehlikeye atmaya neden olmaktadır.” dedi.

 

Tıp, meşakkatli bir meslek

Gündoğdu, “Tıp mesleği doğası gereği meşakatli bir meslek. Sağlık günün herhangi bir saatinde gereksinim duyabileceğimiz bir hizmet.   7/ 24 çalışma gerektiren bir sektör. Sağlık Hizmet planlaması yapılırken sistemin her aksaklığı biz sağlık çalışanlarına yüklenmektedir. Çoğu kez esnek çalışma ile kapasitenin üzerinde çalıştırılmak zorunda kalıyoruz. Buda zaman içinde bir tükenmişlik sendromuna neden olmakta ve insan hayatını tehlikeye atmaktadır. Dinlenme hakkına en çok riayet edilmesi gereken bir meslek iken maalesef tam tersine dinlenmeksizin hizmet üretmemiz istenmektedir. Özel sağlık sektöründe çalışma koşulları daha da acımasız uygulanmaktadır. Siz hiç 12 saat uyumamış bir şoförün kullandığı otobüse binmek ister misiniz? Ama birçoğumuz 12 saat hatta bazen 24 saat uyumamış bir hekime hayatımızı teslim etmekte bir sakınca görmüyoruz.   Dünya sağlık örgütünün öngördüğü haftalık 40 saat çalışma hakkımıza riayet edilmesini talep ediyoruz.” dedi.

 

Aile hekimi nöbetine ihtiyaç yok

Gündoğdu, “Son günlerde kamuoyunu meşgul eden Aile Hekimleri ile bakanlık arasında bir nöbet tartışması var. Bizler bu nöbetlere ihtiyaç olduğunu düşünmüyoruz. Aile hekimleri meslek örgütlerinden destek alarak bu nöbetleri tutmama konusunda kararlılar.  Bakanlığımızın bu konudaki ısrarına anlam veremiyoruz.  Bu nöbetlere gerçekten ihtiyaç varsa başta meslek birliğimiz olmak üzere, sendikalar ve dernekler  ile bu konu istişare edilmelidir. Aile Hekimlerini de memnun edecek bir formül geliştirilmelidir. Biz çözüm olarak nöbetlerin cazip hale getirilerek gönüllülük esasına dayanmasını öneriyoruz. İlimizde Tıp Fakültesi ile Sağlık Bakanlığı arasında bir afilasyon sözleşmesi yapılmıştır. Afilasyonun olumlu-olumsuz yönleri ayrı bir tartışma konusudur. Ama bize ulaşan aksaklıkların başında tıp eğitimine yaptığı olumsuz etkidir.  Hekimliğin bir usta – çırak ilişkisi olduğu gerçeği göz ardı edilmeden gerek öğrencilerin, gerek asistanların ve gerekse öğretim üyelerinin akademik çalışmaları için haftanın belli günlerinde zaman ve ortam yaratılmalıdır.” dedi.

 

Döner sermaye emekliliğe yansımalı

Gündoğdu, “Bizler çalışırken ücretlerimizin büyük kalemini döner sermaye veya performansa tabi ek ödemler oluşturmaktadır. Aldığımız ücretin çoğu emekliliğimize yansımamaktadır. Yıpranma paylarımızla ilgili sözler verilmesine rağmen bu konuda hala bir çalışma yapılmamıştır. Sayın başbakanımız dün hekimlere müjde verir gibi 70 yaşına kadar çalışma hakkının yasal güvenceye kavuşturulmasından bahsetmektedir. Emekli maaşlarımızın çok düşük olmasından dolayı bir çok meslektaşımız emekli olmayarak adeta mezarda emekliliğe mahkûm edilmektedir. Bu konuda ivedilikle yasal bir düzenleme yapılması gerekmektedir.  Bugün bayramımız. Kaygılarımız umutlarımızın önüne geçmiş. Umuyorum ki bu tespit ve uyarılarımıza kulak verilir ve bir daha ki bayramı daha umutlu ve mutlu kutlarız. Hepinize teşriflerinizden dolayı tekrar teşekkür ediyorum. Tüm hekimlerin ve özellikle elimiz kolumuz olan , sağlık çalışanı meslektaşlarımın bayramını en içten duygularla  kutlarım.” dedi.

Programda diğer konuşmacılarda sağlıktaki olumlu ve olumsuz koşulları dile getirdi. Program sonunda meslekte 25 yılını dolduran doktorlara plaket verildi.

Güne Bakış Haber Merkezi-İHA

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: