Son Dakika
19 Ekim 2017 Perşembe

Kanserin düşmanı mandalina ve portakal

26 Mart 2015 Perşembe, 09:33

Kanserin düşmanı mandalina ve portakal

 

Gribal enfeksiyonların en çok görüldüğü mevsimdir kış… Doğal yollardan bu rahatsızlıktan kurtulmak mümkün… Çünkü 3 mücadeleci silahımızı doğa bize armağan etmiş: Limon, portakal ve mandalina.

“Hayat size bir limon verdiğinde sıktığınız limonu 170 gr. suyla karıştırıp günde iki  kez için.” Bu söz ilk kez Jetho Kloss tarafından klasik  kitabı Back to Eden’da kaleme alınmış ve gerçekten de önemli bir noktayı vurgulamış.

Limon çok ama çok uzun bir süredir halk arasında ilaç olarak kullanılmaktadır ve sağlık açısından sağladığı faydalar bilimsel çalışmalarla da kanıtlanmış durumdadır.

 

Şarkıcıların İlacı

Tüm ses sanatçılarının boğazları için limonlu sıcak su içmesi, detoksifikasyon (vücudu arındırma) da kullanılması, karaciğer , safra ve hazımsızlık üzerindeki olumlu etkisi, enfeksiyonlar ve kanserde korunma ve tedavi amaçla kullanılması limonla ilgili bilinen gerçeklerden bazıları..

 

Kabuğu Deri Kanseri Riskini Azaltır

Çoğumuz limonun tıpkı diğer narenciyeler gibi muhteşem bir C vitamini kaynağı ve antiinflamatuar bir madde olmasının yanında güçlü bir antioksidan olduğunu da biliyoruz. Ancak limonda farklı iki bileşke  daha keşfedilmiştir, limonoidler olarak adlandırılan özel bir bileşke ki her ikisinin de kanser karşıtı özellikleri kanıtlanmıştır. Limonun kabuğunda bulunur ve yapılan araştırmalarda göğüs, karaciğer, akciğer ve güneş ışınlarının  sebep olduğu deri kanserine karşı önleyici olduğu , meme ve pankreastaki tümörlere karşı da kemoterapiye benzer etkisinin bulunduğu ispatlanmıştır.

 

Haftada Bir Kez Tüketilmeli

Arizona Üniversitesi’nde yapılan yakın tarihli bir araştırma da , sıcak çayla birlikte tüketilen narenciye kabuğunun deri kanseri riskini yüzde 30 azalttığı sonucuna varılmıştır.

Limonenin (limon kabuğunda bulunan bir antioksidant) faydasının kabul edilmesi çok da uzun bir zaman almamıştır. Araştırmacılara göre , bu farkı anlamanız için yapmanız gereken tek şey haftada bir yemek kaşığı dolusu rendelenmiş limon kabuğunu tüketmektir. Limonata yaparken kabuğunda dahil olmak üzere meyvenin tümünü sıkın ve meyvenin tümünü kullanarak taze limon suyu hazırlamaktan çekinmeyin. Bu arada limondaki diğer limonoid olan “limonin” kolesterolü düşürmede etkilidir.

 

Biliyor muydunuz?

Günlük olarak yarım limon suyunu tüketmek vücuttaki sitrat seviyesini yükseltir ki bu maddede böbrek taşlarıyla savaşmaya yardımcı  olur.

NOT: Diğer turunçgillerin böyle bir etkisi yoktur, hatta greyfurt suyu ters etki yaratır ve eğer vücudunuz böbrek taşı yapmaya eğilimliyse bu meyveden kaçınmalısınız.

 

Kanser Hücrelerinin Korkulu Rüyası: Mandalina Ve Portakal

C vitamini en başta olmak üzere içerdiği  diğer besleyici öğelerden dolayı portakal ve mandalina sağlık  açısından baş sıralardaki meyvelerdendir. C vitamini tabii ki dünyadaki önemli antioksidanlardan biridir, hücre sağlığını  destekleyip  hücreleri, serbest radikaller olarak bilinen kanser, DNA bozulması ve yaşlanmayla ilgili zararlı moleküllerin neden olacağı zararlara karşı korur. Ancak portakal her ne kadar C vitamini içeriğiyle (orta boy bir portakal da 63.5 mg C vitamini mevcuttur) ün salmış olsa da aslında kanserle savaşan 170 fitokimyasal ve 60 flavonoidden daha fazlasına sahiptir ki bunlar onu tam bir sağlık topu haline getirir.

 

Portakal Kabuğu Terapisi

Portakalda , narenciyelerde oldukça yüksek bir miktarda var olan ve taze limonla portakal kabuğunun temel sebebi olan limonoid ve fitokimyasallar mevcuttur. Limonoidler hâlâ antiviral(virüs karşıtı), antifungal (mantar karşıtı), antibakteriyel (bakteri karşıtı) gibi tedavi amaçlı çeşitli etkileri açısından önemlidir.

 

Kanda 24 Saat Kalır

Hayvan ve insan hücreleri üzerinde gerçekleştirilen laboratuvar deneylerinde, narenciye limonoidlerinin ağız ,deri, akciğer, göğüs, mide, kolon kanseriyle savaşmakta etkili olduğu kanıtlanmıştır. Bu limonoidlerin limonin olarak adlandırılan metalik yan ürünüdür ve kanda yirmi dört saat kadar kalır ki bu durum da kanser hücreleriyle nasıl savaştığını açıklar. Daha önce yapılan araştırmalarda da limoninin kolesterolün düşmesinde etkili olduğu belirtilmiştir.

Portakalda aynı zamanda  kalp sağlığını koruyan bazı maddeler de mevcuttur, bunlara tansiyonu düşüren  potasyum, kolesterolü düşüren pektin lifi (posası) ve homosistini düşüren folat dahildir. Ayrıca kalp, turuncu-sarı renkteki karotenoid beta kriptokzantin tarafından da korunur. Yapılan çok sayıda araştırma narenciyenin kanser riskini azalttığını göstermiştir. Dahası   portakalda  kemik ve dişleri güçlendiren kalsiyum da vardır. Orta boy bir portakalda 3.4 gr lif mevcuttur ki bu sadece suyunu içmektense meyvenin kendisini yemenin diğer bir faydasını göstermektedir.

 

Posası Dostumuz

Unutulmaması gereken şey; limonoidler gibi sağlıklı bileşkelerin birçoğunun portakalı kaplayan o beyaz katmanda ve hatta kabuğunda bulunduğudur. Eğer suyunu sıkıyorsanız, posasının faydalı olduğunu unutmayın ve bu kısmı sakın atmayın. Eğer portakal suyu hazırlamak istiyorsanız ve meyve sıkacağınız bunu başarabilecek o güçlü aletlerden biriyse, kabuğu da dahil olmak üzere tüm bir portakalı makinenin içine atın.

 

Benzer Etkiler Gösterir

Besinsel değeri ve dolayısıyla flavonoid profili her ne kadar biraz farklıysa da narenciye meyvelerinin tümünün , yani yafa portakalı, mandalina, portakal, tangelonun çeşitli faydaları vardır. Örneğin mandalina,araştırmaların birinde “makrofaj köpük hücresi dönüşümünü engelleyerek kalp damarlarında oluşabilecek aterosklerozu (damar sertliği) önlediği kanıtlanan, “nobiletin” adında bir narenciye flavonoidi içerir. Bunun anlamı kesinlikle bu yiyeceği tüketmelisiniz.

 

Kabuğu mu kendisi mi?

Narenciyenin kendisi mi kabuğu mu? Aslında aynı meyvenin parçası olsalar da, ikisi çok farklı maddelerdir. Kimyasal kompozisyonları farklı, etkileri farklı… Bana kalırsa ikisi de doğanın bir hediyesidir bize. Bu yüzden de ‘KABUĞU MU KENDİSİ Mİ?’ Sorusunun en güzel yanıtı “Her ikisi de” dir.

Aslında kültürümüzde yok mudur? Portakalı tüketip kabuğundan reçeller yaparız biz. Ya da Limonatamız vardır limonun kabuğunun yoğun kullanıldığı. Dolayısıyla narenciyeleri yedikten sonra kabuklarını mutlaka kullanmalıyız. Çöpe attığınız her bir narenciye kabuğu çok önemli bir ilaç aslında beden sağlığımız için.

 

Tarçınla Denemelisiniz

Narenciye kabuklarını rendeleyip yoğurdumuza katıp tüketebilir, bütün olarak sıkarak ya da blenderize ederek harika bir içecek elde edebiliriz (ceviz ve tarçın katarak da mutlaka denenmeli.)

Çocuklarımıza, gazlı içecekler yerine uzatacağınız bir bardak limonata, onun hem enerji, mineral ve vitamin ihtiyacını karşılayacak, hem de onu kanserden koruyacak çok önemli bir iksir aslında… Ancak dikkat etmeniz gereken çok önemli bir nokta var o da şu ki, limonatayı ya kendiniz yapın ya da hazır olarak satın alıyorsanız içerisinde nişasta bazlı sıvı şeker veya glukoz şurubu olmadığından emin olun .

 

Yapılan çalışmalar ne diyor?

Oldukça geniş kapsamlı yapılmış bir çalışma, ‘National Cancer İnstitute- Ulusal Kanser Enstitüsü’ tarafından desteklenmiş ve Iman A. Hakim ve ekibi tarafından yürütülmüş olan ve oldukça geniş kapsamlı yapılmış olan çalışmalar sonucu :

Narenciye kabuğu tüketimi ile özellikle cilt kanseri ve bazı diğer kanser türleri görülme sıklığı arasında ters orantılı bir ilişki saptanmıştır.

Yapılan çalışmalar özetle bunu söylüyor. Yani narenciye kabuğu tüketimi arttıkça cilt kanseri görülme sıklığı azalıyor. Bu çalışmanın bir özelliği de narenciye kabuğu tüketimi ile insan kanserleri arasındaki ilişkiyi istatiksel verilerle ortaya koyan ilk ‘vaka-kontrol-çalışması’ olması.

Güne Bakış Haber Merkezi

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: