03 Temmuz 2017 Pazartesi, 07:03
Adıyaman Güne Bakış Gazetesi
Adıyaman Güne Bakış Gazetesi [email protected] Tüm Yazılar

Zırnık, Zıkkımın Kökü, Kızılkurt

Zırnık, Zıkkımın Kökü, Kızılkurt

 Sevgili okur hemşehrilerime; “Yukarıdaki sözcükler size neyi hatırlatıyor?„ diye sorduğumda eminim birçoğu, “Yöremizdeki bazı bedduaları, azarlamaları…„ diye cevap vereceklerdir ki yanlış da değildir. Orta yaş ve üstündekilerin çoğu bu sözcükleri, bunlarla yapılan beddua veya azarlama sözlerini anlam ve içerik olarak elbette biliyorlar. Biz; bazı gençlerimizin, bir kısım çocukların, bunları kullandıklarını, ancak anlamlarını pek merak etmediklerini varsayarak detaylarına biraz inelim istedik. Çocuklarımızın ve gençlerimizin işine yarayacağını düşünerek, geliniz bunların ayrıntılarına bakalım:

*Zırnık: Diğer adı arsenik olan çok zehirli bir madde. Sarı renkli. Sanayide kılları deriden ayırmak için kullanılıyor. Piyasada kabuk, tane veya pul halinde bulunur. Suda eriyince pis bir koku yayar. Halk arasında bu sözcükle yapılan şu söz çok meşhurdur:

*Zırnık bile koklatmamak: Birisine en ufak bir şey vermekten bile kaçınmak anlamıyla kullandığımız bir söylem. Eğer elimizdeki herhangi bir nesneyi (para, eşya, yiyecek, içecek vb) karşımızdaki ile asla paylaşmak istemiyorsak, en ufak bir şeyi dahi ondan esirgiyorsak müracaat ettiğimiz bir deyim. “Sana zırnık bile koklatmam. Ona zırnık bile koklatmayacağım.„ şekliyle sıkça kullanılan bir söz. Buradaki “koklatmak„ ifadesinin esprisi de zırnığın suda çözülünce çok kötü bir koku yaymasından kaynaklanıyor. Demek ki karşımızdakinden zırnığın bu pis kokusunu bile esirgeyen bir katı tutum nedeniyle bunu kullanıyoruz.

* Zıkkım: Asıl adı zakkum olan bir bitki. Ağı, zehir anlamında kullanılmakta. Bu bitkinin cehennem bitkisi olduğu söylenir. Dere kenarlarında, sulak yerlerde yazın açıyor. Beyaz, kırmızı, pembe ve sarı renkleri var. Çiçekli bir bitki. Zehirli. Günahkâr olanların yemeği olarak da bilinmekte. Geçmiş yıllarda bir dönem yazılı ve görsel medyayı haber olarak epey meşgul eden  bir bitki. O sıralarda bir araştırmacı, kökünden elde ettiği bir karışımın kansere iyi geldiğini ileri sürerek devletten bir çiftlik için destek ve patent istemiş; umduğunu bulamayınca Amerika’ya  giderek çalışmalarını sürdürmüştü. Şimdi ne ahvelde bilemiyoruz.

Halk arasında bu sözcükle türetilen deyim; “Zıkkımın kökü„ dür. Günlük hayatta  bu deyimi şu durumlarda kullanmaktayız:

  1. Babaanne veya anneanneler, bir tepki olarak sıkça kullanırlar. Aile fertleri, bir yiyecek veya içeceği yiyip bitirdikten sonra, kendisine bir şeyin kalmadığını görünce kendisine yöneltilen:

—Sen ne yiyeceksin? sorusuna karşılık

—Zıkkımın kökünü! diye cevap verir ve sitem ederler. Kızgınlıklarını bununla ifade ederler.  Bir tepki cümlesi olarak kullanırlar.

  1. Evin şımarık ve yaramaz küçükleri, önlerine gelen yemeği yemez de mızmızlanıp: “Ben ne yiyeceğim?„ dediklerinde, sabrı tükenen anne veya bir başka büyüğü:

Zıkkımın kökünü! diye cevap vererek kızgınlığını ifade eder. Bu; “Bundan başka sana vereceğimiz bir yemek yok. Ya bundan yiyeceksin ya da hiçbir şey yemeyeceksin„ demek.

  1. “Zıkkımın kökü„ deyiminin güncel sözlü anlatımda bir başka kullanıldığı yer ve durum da şu: Herhangi bir kişinin bir konudaki aşırı ısrar ve isteğinin bitmediği yer ve durumlarda kullanılır. Örneğin; birisi bir şey söylüyor. Karşısındakilerden biri de ya meraktan, ya gerçekten anlamadığından, ya da muziplikten özellikle anlamamış gibi davranarak ne söylendiğini ısrarla sorup konuyu uzattığında, karşısındaki, konunun bir an önce kapanması için, biraz da kızarak:

—Zıkkımın kökü! der. Bu; cümleye artık son noktayı koymak, konuyu kapatmak demektir. Biraz da azarlama ifade eder.

Gelelim “kızılkurt„ a…  Sözlük anlam olarak kızılkurt;  at ve eşeklerin kalın bağırsaklarında bulunan, onların kanını emerek beslenen kırmızı küçük kurt demek. Bazı  yörelerde “gızıl kurt, kızal kurt„ da denir. Bir çeşit solucan sayılır. Halk arasında çeşitli nedenlerle kullanılan bir ünlem. Şimdi geliniz bazı örnek cümlelerle nerede, nasıl kullanıldığına bakalım:

*Anne, abla, ağabey veya herhangi bir büyük, bir küçüğünü bir şeyler söylemek üzere birkaç kez çağırıyor, fakat cevap alamıyor. En son seslendiğinde, karşısındaki:

—Ne diyorsun? Ne istiyorsun? dediğinde, deminden beri seslenen:

—Kızılkurt!  der ve kızgınlığını ifade eder.

*İki kişi arasındaki münakaşaya, dışarıdan bir üçüncü kişi taraf olarak karışıp müdahale ettiğinde ( araya girdiğinde), ondan rahatsız olan, kendisine yöneltilen:

—Ne dedin? Ne istiyorsun? Sorusuna karşılık:

—Kızılkurt! diyerek. “Sana ne! Sen ne karışıyorsun! Karışma!„ demek ister.

*“Zıkımın kökünü ye!„ azarlama ifadesinde olduğu gibi, önüne getirilen yemeği beğenmeyen için anne veya anneanne, yahut ablalar:

—Kızılkurt ye! derler. Bu da bir çeşit son söz ve azarlama ifadesidir.

Fazla kullanılmasını istemesek de, anlam ve içeriklerinden pek hoşlanmasak da  bunlar bizim kültürümüzün birer parçaları… Detaylarını bilmekte, hatırlamakta yarar var. Velev ki kullanılmasalar bile…

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: