Son Dakika
20 Ekim 2017 Cuma
07 Şubat 2017 Salı, 07:02
Zeynel Karataş
Zeynel Karataş [email protected] Tüm Yazılar

Zehirlenmiş ve Dokunulmaz Eğitim…

Zehirlenmiş ve Dokunulmaz Eğitim… Eğitim fakültesinde bir öğretim üyesi ile yapılan bir sohbette; okullar ile ilgili birçok çalışma yaptıklarını yapılan çalışma sonuçlarına göre ilginç tespitlerde bulunuyordu. Bunlardan birisi; “Öğretmenler odası ile ilgili tespitinde; okulların işleyişi ve başarısını öğretmenler odasının üslubundan ve atmosferinden anlamak mümkün diyordu. Bu mesleğe barışık/uyumlu olmayan öğretmenlerin, nesillerin dilini ve geleceğin iklimini […]

Zehirlenmiş ve Dokunulmaz Eğitim…

Eğitim fakültesinde bir öğretim üyesi ile yapılan bir sohbette; okullar ile ilgili birçok çalışma yaptıklarını yapılan çalışma sonuçlarına göre ilginç tespitlerde bulunuyordu. Bunlardan birisi; “Öğretmenler odası ile ilgili tespitinde; okulların işleyişi ve başarısını öğretmenler odasının üslubundan ve atmosferinden anlamak mümkün diyordu. Bu mesleğe barışık/uyumlu olmayan öğretmenlerin, nesillerin dilini ve geleceğin iklimini bozacağını öngörüyordu. İkincisi ise; Okulların tamamında sosyal gerçeklere aykırı bir şekilde insanların tek tipleşmeye zorlandığını belirtiyordu.” Sohbetin konusu birçok bilimsel veriye dayanarak uzadı.

Eğitim;  başarılı öğrenci, erdemli insan yetiştirme odaklı/amaçlı olmalıdır. Eğitimin yapısında yapılan revizyonların bu amaca hizmet etmediği görülmüştür. Adeta zehirlenmiş bir eğitim sisteminde boğuşuyoruz. Türkiye’de ki eğitim sisteminin dokunulmaz/örtülü alanları oluşmuştur. Eğitimde kangrenleşen alanların örtülü kalması yapıda inovatif gerekliliği engellemektedir. Öğrenciler eğitim fakültelerine kabul edilmeden önce kişisel özeliklerinin, özel becerilerinin, anlayışlarının öğretmenlik mesleğine uygunluğu test edilmelidir. Eğitim sistemi toplumun/bireylerin gerçekliklerine/beklentilerine uyarlanmalıdır.

Öğrenci, okul, öğretmen, personel sayısı düşünüldüğünde toplumun tamamı eğitimin bütünü içinde kalır. Herkesin eğitim ile ilgili bir söyleyeceği oluşmuştur. Herkes hipnotize edilmişçesine, genelde Avrupa’nın özelde Finlandiya’nın eğitim sistemine odaklanmıştır. Özellikle eğitimden bir şeyler anlama bilgiçliğine girenler, doğrudan Finlandiya’nın eğitim modelinden giriş yaparak eğitim ile ilgili düzeylerini kanıtlamaya çalışırlar. Bu insanların gerçek niyetleri, ülkede eğitim yapısına alternatif çözüm geliştirmek değil kendilerini konu ile ilgili yeterli olduklarını kanıtlama ihtiyacı duymalarıdır. Oysaki bu coğrafyanın kültür ve medeniyetinden beslenerek oluşmuş bir eğitim yapısı vardı. Gizli bir güç bu konu ile ilgilenenlerin “”öz eğitim tarihimize” bakmamızı engelledi. Sadece Avrupa Eğitim sistemine odaklanılması istenildi. Bunları belirtilirken Avrupa’nın eğitim sistemi küçümsenildiği veya yanlış olduğu anlamına getirmemelidir. Batının eğitim sistemi ile ortak paydalarımızın olması doğaldır. Avrupa ülkeleri “kendilerine özgü” farklılıkları ile başarıyı yakaladıkları gerçeğini görmek/kabullenmek gerekir.  Örneğin, 1592-1670 yılları arasında yaşayan, Çekyalı bir eğitimci olan John Amos Comenius’un geliştirdiği eğitim sistemi küçümsenemez.

Eğitimin yapısı/sisteminin ayrışmalara neden olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Oysaki eğitimin amaçları arasında; Toplumun ortak değerlerini geliştirme/çoğaltma/idame etmek de olmalıdır. Toplumdaki her farklılık ayrışmaya neden oluyorsa, eğitimin uygulamadaki gerçeklikleri gözden geçirilmelidir. Modern düşüncenin ürünü olan, seküler eğitim anlayışı devlet tarafından özellikle desteklenmiştir. Bilinen bir gerçek var ki Seküler eğitim sisteminde yetişen nesillerin; kültür ve değerler ile bağları zayıf, adi suç eğilimleri daha fazladır. Nesillere fazilet değerlerini vermeyen eğitim sisteminin boşluğunu; şoven/milliyetçi/ırkçı düşünceler doldurmaktadır. Batının genel eğitim sistemi seküler yapı üzerinde kurgulanmıştır. Geri kalan dünya, batının seküler eğitim sistemini model kabul ederek batı özentili/taklitçi nesiller yetiştirmektedir. Seküler eğitim yapısı, din ve kültürden kopuk dünya genelinde “tek tip insan” inşasına hizmet ettiği söylenebilir. İslam medeniyetinin geliştirdiği eğitim sitemi, tarihte ki rüştünü kanıtlamıştır. Ortadoğu’ya özgü medrese eğitim yapısın iyileştirilerek/geliştirilerek sürdürülmesi yerine tamamen imhası anlamlıdır. İslam eğitim tarihinde medreselerin, kimlikleri ayrıştırdığını/kışkırttığını/cepheleştirdiğini kimse ispatlayamaz.

Tarihi ve ekonomik nedenlerle homojen kimlikten oluşan devletlerin sayısı azalmıştır. ABD ve İsrail bünyelerinde pek çok farklı kimliği barındıran iki ülkedir. İsrail devleti 1948 yılında kuruldu. Kurulan bu Yahudi devletine dünyanın birçok farklı ülkesinden Yahudiler taşınarak yerleştirildi. Yerleşen Yahudilerin dini dışında dilleri, ırkları, renkleri farklıydı. İsrail bu insanları öyle bir eğitim sisteminden geçirdi/geçirerek dinleri, ülkeleri ve devletleri paydasında birleştirdi. İsrail devleti kurulmadan önce, kurulacak devletin eğitim yapısı tartışılan en önemli konu olarak bilinir. Yani devlet kurulmadan önce eğitim sistemi en üst düzeyde önemsenmiş tartışılmış ve ana hatları belirlenmiştir. İsrail’de devlete bağlı genel eğitim ve dini eğitim veren okulların haricinde dini eğitim ağırlıklı bağımsız eğitim veren okullar bulunmaktadır. Dini eğitim veren okulların oranı ve bu okullarda okuyan öğrenci sayısı her geçen yıl artmaktadır. İsrail eğitim sisteminde dini okular ile birlikte kız ve erkeklerin ayrı okuduğu okul sayısı da artmaktadır. Bu okullarda okuyan öğrencilerin daha fazla başarılı oldukları tespit edilmiştir (1). Yahudiler,  dünyanın farklı ülkelerinde ki eğitim yapılarından beslenmek ile birlikte kendilerine özgü eğitim sistemleri ile bilim ve teknolojide yüksek bir üretkenliğe kavuştuğunu kabullenmek gerekir.

Dünyanın süper gücü ABD; imha girişimlerinden kurtulan azınlık kalan yerlilerden, dünyanın bildik tüm kimliklerini coğrafyasında barındıran bir ülkedir.  Bu ülkede eğitim yerel yönetimlere bırakılmıştır. ABD’de 50’nin üzerinde eğitim sistemi olduğu biliniyor. Eyalet ve bölgelerdeki eğitim farklılıkları bölünme/ayrışma/çatışma konusu olmuyor. Bu ülkede ; “Öğrenciye soru sormaya teşvik etmeden bildiğini okuyan öğretmen, ya da öğretmeni ses çıkarmadan dinleyip ancak soru sorulduğunda öğretmenin anlattıklarını ya da kitaptan ezberlediklerini tekrarlayan öğrenci makbul kabul edilmemektedir. Her sınıfta en kaliteli ders ve öğretmenin sağlanması belirlenmiş önceliklerdendir”(2). Bu ülke dünyanın tüm çeşitliliklerini içinde barındırmasına rağmen; ekonomide, bilim ve teknolojide açık fark arayla önde gitmektedir. Ülkede işleyen eğitim sitemlerinden hiç biri farklı kimlikleri kışkırtamamaktadır. Uygulanan eğitim sistemlerinde her talebin karşılığı bulunmaktadır.

Çoğulcu bir topluma sahip ülkemizde sivri/keskin/agresif alanların olması kaçınılmazdır. Sosyal davranış kuralları, toplumda kaynaşma/yakınlaşma kültürünü geliştirecektir. Eğitim; bilim ve teknolojinin gelişimi ile birlikte bütünleşme kültürünü beslemelidir.

Toplumsal ve siyasi arka planlar açısında İsrail’ de dini eğitimin yeri, Z. Şeyma ARSLAN

Amerika Birleşik Devletleri Eğitim Sistemi Ve Hiçbir Çocuğun Eğitimsiz Kalmaması Reformu, Nezahat GÜÇLÜ-Mustafa BAYRAKÇI

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: