Son Dakika
23 Ağustos 2017 Çarşamba
21 Mayıs 2016 Cumartesi, 09:27
Erdal Çelebi
Erdal Çelebi [email protected] Tüm Yazılar

Zamanın Köprüleri

  Zamanın Köprüleri İnsanın, hayatının dolu dolu yaşadığı belkide en güzel ve bir o kadar da zahmetli olan zaman dilimidir, gençlik.Toprağın bağrına atılan bir tohum misali insanda, doğar,  büyür ve nihayetinde o da her canlı gibi ölümü tadar.Gençlik’ te öyle bir nimet ki bu yolculuk esnasında varılmak istenen son noktaya bizi taşıyabilecek ve yarı yolda […]

  Zamanın Köprüleri

İnsanın, hayatının dolu dolu yaşadığı belkide en güzel ve bir o kadar da zahmetli olan zaman dilimidir, gençlik.Toprağın bağrına atılan bir tohum misali insanda, doğar,  büyür ve nihayetinde o da her canlı gibi ölümü tadar.Gençlik’ te öyle bir nimet ki bu yolculuk esnasında varılmak istenen son noktaya bizi taşıyabilecek ve yarı yolda başıboş kalmamıza sebep olabilecek ömrümüzün en değerli zaman dilimidir.

Nihayetin de çağlar öncesinden günümüze taşınmak istenen mesajların ve tarih boyunca yaşanan olayların, kendisinden sonraki nesillere en sağlıklı şekilde taşıyıcısı olan ve bundan aynı zamanda kendiside faydalanan kişidir, genç.Ümitlerin veya geçmişin izlerinin sembolize halidir gençlik. Gençlik, uygun iklim şartları ve müsait bir zemin bulunca yeşeren bir bitki misali; insanların yarınlara dair umutlarını gerçekleştirmek için de en üretken oldukları, hayallerini gerçekleştirmeye en yakın oldukları iklimin ve zeminin en müsait olduğu zaman dilimidir.

Yarınlara dair hayallerimizin başrol oyuncusudur aslında o.Kimi zaman hayata, Sultan olmaya aday Mehmet olarak doğar. Sonrasında ise  İstanbul’un ve gönüllerin Fatih’i ve en önemlisi de asırlar önce Peygamberimiz Hz Muhammed(sav) ’in işaret ettiği müjdeyi kendisine hedef edinerek gerçeleştirmesi ile Fatih Sultan Mehmet  olur.Kimi zaman Mustafa Kemal olarak gelir dünyaya  sadece, sonrasında ise Kurtuluş Savaş’ının başrolü olarak, olur bütün bir milletin atası Mustafa Kemal ATATÜRK.

Buradan da anlaşılacağı gibi tüm bunlar; geleceğe yön veren, geçmişi geleceğe taşıyan, yeni ufuklarla geleceği kendi iç dünyalarına ve dünya görüşlerine göre şekillendiren, elindekilerini her zaman atalarından miras olarak aldığına inanan ve elindekilerinin kendisinden sonra gelecek olan nesillerin, kendisinde saklı bıraktığı emanet olduğunun farkında ve bilincinde olan genç ruhların zaferidir aslında.

Nitekim Kurtuluş Savaş’ında nice genç bedenler atalarından aldıkları bu mübarek mirası, bizlere ulaştırabilmek adına, bize yeryüzünde insanca yaşama hakkı tanımayan bu amansız düşmana karşı gerektiğinde etten bir duvar olup onları durdurmuş, gerekirse de bir zıpkın olup kalplerine saplanmışlar ama  kutsallarına  el uzatılmasına asla  izin vermemişler.

Anlayacağınız; ser vermiş, sır vermemişler.Anadan geçmiş, yardan geçmiş, candan geçmiş ama bu vatandan asla vazgeçmemişler.Tüm bu vazgeçmişliklerle beraber koşar adımlarla ölüme doğru gitmişler ama öldürmek veya yaşamak için değil,nasıl yaşatmak için yaşanması gerktiğini göstermek ve bazende ne uğruna ölünmesi gerektiğini sesiz bir çığlıkla haykırmaktır, zaman örtüsünün altından tüm çağlara doğru.

İşte yeni bir 19 MAYIS günü idrak ettik bu sesiz haykırışların altında.Temennim odur ki Allah’tan taaa asılar öncesinden ağır bedeller ödeyerek haykıranların ümitlerini boşa çıkarmayacak ve bu milletin tekrar böyle bir zillete düşmesine izin vermeyecek dipdiri bir gençlik nasip eder…İnşallah…

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: