Son Dakika
22 Ekim 2017 Pazar
11 Ağustos 2017 Cuma, 08:36

Zamandan Dem Alanlar “Kun” dedi Yaradan ve yaratıldı bir “big bang” ile evvelde ahirde var olacak olan. Önce “önce”lik ve “sonra”lığı var etti, her “an”ın evvelinde ve ahirinde zatıyla “Ehad” olan. Bu öncelik ve sonralıkla mukayyet olan, Ömrüne dem vurulan, ona “zaman” dedi, sonra zamana yenik düşeceğini anlayan her can “el aman” diledi. Çünkü muvakkattı […]

Zamandan Dem Alanlar

“Kun” dedi Yaradan

ve yaratıldı bir “big bang” ile evvelde ahirde var olacak olan.

Önce “önce”lik ve “sonra”lığı var etti,

her “an”ın evvelinde ve ahirinde zatıyla “Ehad” olan.

Bu öncelik ve sonralıkla mukayyet olan,

Ömrüne dem vurulan,

ona “zaman” dedi,

sonra zamana yenik düşeceğini anlayan her can

“el aman” diledi.

Çünkü muvakkattı her şey;

zil, şal, gül ve mey..

Dileği, sahip olduğunu zannettiği hiçbir şey yok olmasındı;

Ereği, kendi’nde olan, kendi’ne gelen son bulmasındı..

Çarnaçar bakındı etrafına, düştü İskender’in zaafına..

ab-ı hayatı aradı diyar diyar, subesu..

bengisuyu bulmak için nereye varsa

karanlıklar kurmuştu pusu..

Ebediyet va’diyle kandırmamış mıydı zaten şeytan atasını,

Haram bulaşınca tene, gördü hatasını..

Fani olana tutunarak sonsuzu yakalamak fikri de neydi,

Döndü Baki olan Rabbine, başını önüne eğdi..

“Bir an kayboldun gibi! Yaşadım kıyameti,

Yoruldun ama buldun ey kalbim emaneti..

Yeniden su yürüdü dalıma yaprağıma,

Bir bakışın can verdi kurumuş toprağıma..” (1)

Var kılınmışlığın kayrasıyla baktı dünyasına

Meyl etti ateşine, suyuna, toprağına, havasına..

İnen, yükseklerden niçin indiğini unuttu yine

Ne de olsa malüldü nisyan ile..

Bir dem uydu dört unsurun çağırdığı her sese

Oyuna, eğlenceye, saza, söze, hevese..

Damarındaki deli kan çağıl çağıl akıyordu

Zafer tak’larına çiçekler takıyordu..

Uzun müddet hep böyle gidecek sandı,

Birbirinden seçilmez dertlere düşünce uyandı..

“Nice sultanları tahttan indirdi,

Nicesinin gül benzini soldurdu,

Nicelerin gelmez yola gönderdi,

Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm.”(2)

Fark etti gelenin gittiğini, olanın bittiğini,

Sızıyı gideren suyun sızladığını bildi..

“Gökyüzünün başka rengi de varmış!

Su insanı boğar, ateş yakarmış!

Her doğan günün bir dert olduğunu,

İnsan bu yaşa gelince anlarmış.” (3)

Müeccel sandıkları muaccel oldu,

Her güzel hal zeval buldu..

“ölüm için yüreğime sürdüğüm ecza uçtu birden

aşk ve ölüm bana yeniden

su ve ateş ve toprak

yeniden yorumlandı.” (4)

Ve dedi ki içlerden bir ses:

Ne olursan ol, önce kendi’ne gel

Hayat “Ah sen!” dediğindeki “ahsen”i bulunca güzel..

Anladı O’ndan gelen, O’na dönecek,

Ve yıldızı parlayan her şey, sönecek..

Ezelden ebede her şeyde ecel var,

Her sonsuz sandığı muhitin etrafında duvar..

Ve aradı en ni’melini, en güzelini,

En soylu duygulara uzattı elini..

“Soy utanç, soy anış, soy sevgi

Gel artmaz azalmaz ey sevgi” (5)

Ve gün geldi, kapı çaldı

Mesafe ve zaman daraldı..

“Yıldızlar kıyamet gibiydi kaldırımlarda

Çünkü biraz evvel yağmur yağmıştı

Adam bulut gibiydi, hatırladı

Adamın ayaklarının altında

Yıldızların yıldız olduğu vardı

Adam yıldızlara basa basa yürüdü

Çünkü biraz önce yağmur yağmıştı.” (6)

Mavi kapısını aralıyor deniz

Hecrime yoldaş oluyor

Mavi sırlarında saklı gök

Yüreğime sırdaş oluyor

“korkma biz de sendeniz”

 

  1. Erdem Beyazıt
  2. Karacaoğlan
  3. Cahit Sıtkı Tarancı
  4. İsmet Özel
  5. Sezai Karakoç
  6. Cemal Süreya

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: