16 Ekim 2014 Perşembe, 01:33
Hikmet Kızıl
Hikmet Kızıl [email protected] Tüm Yazılar

Yeni Türkiye’ye Selam Olsun…

Yeni Türkiye’ye Selam Olsun…

 

Cumhuriyet bakiyesini 90 yıl taşımaktan sırtı kamburlaşan halk nihayet bu ağır yükü sırtından attı. 100 yıllık ittihatçı parantez kapandı.

Gelinen noktada askerlerin her fırsatta azim ve kararlılık içinde siyaseti dizayn ettiği  ve medya patronlarının başbakanlara talimat verdiği karanlık dönem geride kaldı.

Eski Türkiye’nin köhnemiş, jakoben devlet aklı ve mantalitesi tarihin çöplüğüne atıldı.

Kürt barışı, Alevi açılımı, Dersim özrü, 1915 Taziye mesajı ardı ardına geldi, Türkiye’nin kadim siyasal yapısı ve sosyolojisi değişti.

Devleti halka karşı korumak için kurulan resmi ideolojinin  köhne kurumları yapısal olarak değişikliğe uğradı, bu zihniyet halkı devlete karşı korumak düsturuyla yeniden inşa edilmeye başlandı.

Bu gelişmeler olurken bu mücadelenin ana kütlesini oluşturan Kemalist elitler boş durmadı, kısa yoldan edindikleri  egemenliği halka kaptırmak istemediler,  bunun için her türlü meşru-gayrı meşru yolu denediler. Ama bu necip millet aristokrat torunu konformistleri tedricen de olsa tasfiye etmeyi başardı.

Bu paradigma değişimi şüphesiz küresel dünyanın pragmatist, oportünist, sömürgeci, kapitalist ülkeleri rahatsız etti. Türkiye’deki bu normalleşme inşa sürecini akamete uğratmak ve yıkmak için pratikler, tezler geliştirmeye başladılar.  Bu onlar için ontolojik bir sorundu.

Ülkenin kadim sorunlarının çözülmeye başlandığı ortak bir gelecek tasavvuruyla  yaşanabilir  bir ülke iradesinin pratikleştiği, gençlerin ölmesinin makus talih olmaktan çıktığı daha demokratik, daha eşit, daha adaletli bir ülkenin tesis edilmesi için herkesin elini taşın altına koyduğu bir konjoktör var önümüzde.

40 bin insanın hayatını kaybettiği, yüz binlerce çocuğun yetim kaldığı kirli bir oyunun ardından gelen barışla tüm acılar son buluyorken bu süreci sabote edenleri nasıl anlayalım?

Bu kutlu yürüyüşü sınıfsal kibirlerine kurban etmeye çalışanları nasıl anlamamız gerekiyor?

Kimsenin kimseyi kimliğinden, dilinden ve renginden dolayı dışlamadığı hukukun üstün olduğu, herkesin eşit vatandaş kabul edildiği farklı fikir ve düşüncelerin yaşatıldığı ve güvence altına alındığı daha demokratik, daha eşitlikçi, daha özgür bir Türkiye’yi kurmaya çalışanlara yapılan saldırıları sineye çekmeye niyetimiz yok.

Sünnileri sekülerleştirmeye, Alevileri Sünnileştirmeye, Türkleri batılılaştırmaya, Kürleri Türkleştirmeye ve gayrı Müslimleri göndermeye çalışan bir devletin pratiğini ve zihniyetini bozup toplumsal barışa ulaşmanın hayal bile edilmediği günlerden bu günlere geldik.

Gelinen noktada Türkiye 10 Ağustos itibariyle Eski Türkiye ile Yeni Türkiye arasında en büyük kopuşu yaşadı. 11 Ağustos sabahı güneş Yeni Türkiye’nin üzerine doğmuş eski Türkiye 10 Ağustosta kalmıştır.

Kontrol tamamen halka geçmiştir.

2015-2019 dönemi ise Türkiye’nin altın yılları olacaktır. Bu dönemde bizi bekleyen çok önemli iki konu var: Birincisi, Çözüm Süreci ve Demoktarikleşme, ikincisi Sivil Anayasa. Bu iki elzem konu sonuca ulaştırıldıktan sonra 2. Cumhuriyet parlementosu görevini layıkıyla yerine getirmiş olacaktır.

Seçimlere doğru giderken ülkeyi bekleyen tehlikeler karşısında da teyakkuzda olmak gerekli, HSYK’daki paralel vesayet çok şükür bitti.  Buradaki vesayetin bitmesi “paralel yapının bittiği anlamına gelmiyor elbette.

Bu paralel çete demokrasimiz ve hukuk düzenimiz açısından büyük bir tehdit oluşturmaktadır.

Paralel yapının siyaset üzerinde kirli hesapları bitmeyecektir,  bu konuda herkesin uyanık olması gerekmektedir.

Paralel yapı takiye yaparak, kılık değiştirerek yeni mekanizmalar oluşturmaya çalışacak, devletin ve partinin önemli noktalarına sızmaya çalışacaktır. Bu yapının çalışma prensibi budur. Cesaretle Ak Parti karşısında yeni bir parti kurup yiğitçe mücadele etmek paralel yapının genlerinde yoktur. Asıl nokta budur.

Seçim sürecine girdiğimiz bu önemli günlerde bu kirli oyunlara bu kirli tezgaha ve yapıya millet gereken cevabı tekrar sandıkta verecektir bundan eminim.

2015 Genel seçimleri virajının kazasız geçilmesi bu minvalde çok önemlidir.  Bu süreçte Edoğan karşıtı obsesif-kompülsif zihniyet, Pensilvanya, Changir entelleri, beyaz Türkler, sermaye, CHP ve MHP voltran oluşturacak kirli bir ittifak ile ortak adaylar göstererek seçimlere girecektir, herkes ellerindeki son kartları oynayacaktır.

Yapılması gereken tarafını net belli etmektir, taraf olunacak halktır, bunu yapmak demokrasiden taraf olmaktır, iyiden yana tavır ve pozisyon almaktır. Bunu yapmak Ortadoğu ve ülkemiz mazlum haklarına karşı boynumuzun borcudur.

Son virajdayız haydi sıvayın kolları….

Bu kutlu yürüyüşte cansiperane mücadele veren gerçek siyasetçilere, onlarla gönül birlikteliği olan tüm insanlara selam olsun….

Bu mücadele yolunda çalışmalarını yürüten milletvekillerimize, il ve ilçe başkanlarına teşkilatlarda çalışan tüm samimi siyaset erbabına selam olsun…

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: