Son Dakika
14 Aralık 2017 Perşembe
31 Ekim 2016 Pazartesi, 07:34
Hamza Çelenk
Hamza Çelenk [email protected] Tüm Yazılar

Yeni Sözler, Eski Kalıplar

Yeni Sözler, Eski Kalıplar

 

Yeni sözler eski kalıplar ile söylenmez.

Eski kalıplar ile söyleyeceğimiz bir söze de yeni söz denmez.

Bir sözün yeni söz olabilmesi için o sözün zihinde, yaşamda ve alanda bir farklılık oluşturması gerekir. Yine o sözün yarına dair sağlıklı bir yol icra etmesi ve eskinin yanlışlarından bir akıl çıkarması beklenir.

Çünkü eski ve kirli tortular ile icra edeceğin yarın, temiz bir yarın olamaz. Hele o tortular birilerine tarihsel süreçte yaşadıklarını sürekli hatırlatan tortular ise daha hassas olmak ve o dili asla kullanmamak lazım. Unutulmamalıdır ki tarihi her ne kadar kazananlar yazıyorsa da haklıların sürekli kazanmadıklarını da bilmek gerek.  Kazanan, kendini hayatın merkezine koyar, eski yaşanmışlıklardan kendisine kahramanlar çıkarır. Kahramanın olduğu bir yerde işin bir de karşı tarafı vardır. Yani kahramanlarımızın karşısındakiler… Yok olması gereken bir düşman…

Şu önemli hususlar göz ardı edilmemelidir;

İlk husus, ne sürekli kazanan haklıdır; ne de yenilenler sürekli hain. Kerbela faciası bunun en güzel delillerindendir.

İkinci husus; İnsanlık tarihi, medeniyet tarihi olduğundan daha fazla vahşet tarihidir. İnsanın vahşeti kendine, tabiata ve her şeyedir. Bu vahşet tarihinde tarihin olumsuz tarafında bulunanlar kendilerine daima yer bulmuş ve yarına ad ve eylemlerinin aktarmasında başarılı olmuşlardır.  Yani bir kahraman aslında tarihe çok farklı olumsuzluklar ekleyebilir. Dolayısıyla tarihsel zaman diliminde haklı olan biri bile insanlık tarihinde büyük bir felaketin hazırlayıcısı olabilir.

Başka bir husus ta Adem ile İblisin savaşında Adem’in cennetten atılmasının İblisin kazandığı tek zafer olmadığını bilmek gerek. Karşılaşmaların ekseriyetinde İblis, Âdem’e galebe çalmış ve onun çoğu çocuğunu yanına çekmeyi başarmıştır. Yani hala bize cennetten kovulma meyvesini birileri sevimli gösterebilirler. Harama, hukuksuzluğa, gayrı ahlaki bir zemine ve tarihin herhangi bir yerinde bizi bekletip orada oluşmuş/ oluşturulmuş olan olumsuzluğa bizi de katıyor olabilirler.

Onun için yer yer bize ayak bağı olmuş olan düne de set çekip hayata dair yeni sözler söyleme vaktidir. Unutmayalım ki, mutlak olarak tarihin ve dünün esiri olan insanlar yeni şeyler söyleyemezler. Dün, kör olarak taklit etmek için değil; ibret almak için olmalıdır.

Son dönemlerde “mezhep” açmazı ve “coğrafyanın mutlak sahibi” üzerinde düşülen hata biraz da düne esir olmanın açmazıdır.

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
%d blogcu bunu beğendi: